Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Ekim '07

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
806
 

Çerçeve

Çerçeve
 

Anadolu’nun herhangi bir kentinde herhangi bir ev… Sıradan… Hepimizin evleri gibi, orta halli… Temiz ve düzenli bir ev; aydınlık. Orta yaşlı hafif topluca bir kadın bir yandan üstü başı un içinde baklava açıyor, bir yandan da sessiz sessiz burnunu çekiyor. Kocası ise yakın gözlükleri burnunun üzerine düşmüş, gazete okuyor.

- Hanım? Ne o; ağlıyor musun sen?

- Benim açtığım baklavayı çok sever Mehmet’im. “Anacığım senin baklavan kimseninkilere benzemez” der ya …Doğduğundan beri ilk defa bu bayram ayrı düştük. Bayramda gelene gidene de ikram lazım. Yapıyorum ama boğazımdan da geçmeyecek onsuz.

- Evet…Bana da tuhaf geliyor…Ama ne yapacaksın herkesin oğlu gidiyor askere, sıra bizimkindeydi işte.

- İyi midir acaba oralarda? Aç sefil kalmasın?

- Yok yok iyidir merak etme… Hem daha 2 gün önce konuştuk ya telefonda; iyiyim dedi. Haa bak az daha unutuyordum “Amcama da selam söyle” demişti. Bugün arayayım Orhan’ı da söyleyeyim; selamı üzerimde kalmasın.

- Onu bilmez misin? Hiçbir şeyden şikayet etmez biz üzülmeyelim diye. Çocukluğundan beri öyledir. Birliklerinde doktor var mıdır acaba?

- Olmaz olur mu hiç! Doktorlar da askerlik yapıyor ya…

- Biliyorsun çok çabuk hastalanıyor kuzum. Hemen boğazı şişer. Ahh burada olsa ben ona sıcacık bir çorba pişirdim mi bir şeyciği kalmazdı.

- Gelin gelecek mi bugün sana yardıma?

- Sabah telefon açtı. Oğlan uyuyormuş. Uyanır uyanmaz geleceklermiş. Diş çıkartıyormuş azıcık huysuzmuş. Zeytinyağlı yaprak sarma yapmış sağolsun.

- Haaa iyi o zaman… Gelsinler de azıcık torunumu seveyim. Elindeki çerçevede ne var? Haaa aslanımın fotoğrafını mı koydun! İyi yapmışsın…

- Yaaa baksana! Komando şapkası nasıl da yakışmış! Çerçevesiz toz oluyordu. Sehpanın üzerine koyayım da hep yüzünü görelim…

- Öfffff! İnsanın bu gazeteleri de okuyası gelmiyor valla. Allahlarından bulsunlar kudurmuş köpekler! Yazık değil mi bu çocuklara?

- Bizim oğlan dağa falan çıkmıyor değil mi? Yani bana öyle söyledi ama… Biliyorsun huyunu… Gerçi bizimki çıkmasa ne olacak ki? Herkesin evladı oralarda vatan için görev yapıyor.

- Yani öyle operasyona falan gitmiyormuş da…. Ara sıra keşfe çıkıyorlarmış sanırım. Vatan için görev yapıyor, vatan sağolsun sağolmasına da… Bizim oğlan elektrikçi, ne anlar silah tutmaktan, teröristle savaşmaktan? Diğer çocukların da hiç farkı yok ki! Analarının kucağından savaşa gidiyorlar gencecik delikanlılar. Karşılarındaki alçaklar ise profesyonel. Bu iş böyle gitmez. Daha ne kadar ocak sönecek?

- Aaaa zil çaldı. Gülsüm geldi sanırım, oğlan çabuk uyandı herhalde…

- Sen dur hanım… Ben açarım kapıyı…

Kapıyı açtı. Karşısındaki kalabalığa boş, anlayamaz gözlerle baktı. Üst rütbeli bir asker ona bir şeyler söylüyordu. Askerin dudakları kımıldıyordu ama o hiçbir şey duymuyordu. Kapının açılmasıyla eve giren rüzgardan dalgalanan perde, sehpanın üzerindeki çerçeveye çarptı. Çerçeve yere düştü… Kırıldı…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

kimbilir ne hikayeler var bugüne kadar yaşanan ve bundan sonra yaşanacak olan. Çok zor biliyormusun Yeşim insanın evladını kaybetmesi bu gencecik yaşında. Benimde bir oğlum var zamanı gelince bende onu ellerimle askere uğurlayacağım. Gözlerim doluyor şuan düşününce. Bitsin artık bu acı. Bulalım artık buna ilacı. Yüreğine sağlık. Sevgilerimle:)

Haşim Arıkan 
 28.10.2007 16:03
Cevap :
Evet...Bir çok evde geçebilecek bir dialoğu aktarmaya çalıştım. Çocuğum olmasa bile çocuğum gibi sevdiklerim elime doğanlar var benim de... Düşünmesi bile korkunç. Kimse bu acıyı yaşamasın diye bir şeyler yapmanın zamanı geldi de geçiyor bile... Yanımda olduğunuz için teşekkür ederim. Sevgilerimle...  28.10.2007 17:13
 

bazen beklediğin an değil de hiç beklenmedik anda, öylesine rutin bir zamanda gelir ocağının direğini yıkar geçer. Öyle sessiz çığlık içinde kalırsın bir başına. Yakıştıramazsın böyle gencecik benim ki gibi çekip gidenlere...

Ruksan İLDAN 
 16.10.2007 0:20
Cevap :
Nası yakışsın ki zaten Ruksan? Ölüm hep daha ileri yaşlardakiler içindir normal yaşam döngüsünde. Normale uymayan durumlar da insanda şaşkınlık, öfke ve isyan yaratır. Sana metanet diliyorum...  16.10.2007 11:25
 

Keşke sadece hayali bir ülkenin hayali bir evinde hayali kişilerin yaşadığı bir hayali öykü olarak kalsa...bundan sonra enazından. Ellerine sağlık...Sevgiler.

Ezgi Umut 
 15.10.2007 7:19
Cevap :
Keşke sevgili Ezgi... Bunların hepsi bir kurgu öykü olsaydı. Bir gün sadece hayal olur mu? Keşke... Benden de sana sevgiler...  16.10.2007 0:50
 

Oğlunu askere gönderen her ananın yüreği ateş ateştir... yanar... o korku hiç bitmez tükenmez içinde, evine sapasağlam gelinceye kadar.. benim kardeşim de Hakkari yüksekova'da yaptı askerliğini. Kuzay ırak'a girdi.. çatıştı elinde silahıyla birebir. Çenesinin altında mayın izi hala durur. Bilirim anlarım.. ve hep yanarım giden taptaze fidanlara be ballı çöreğim..

sema öztürk 
 11.10.2007 1:45
Cevap :
Bu korkuyu yaşayanlar bilir tabii... Her gün yüreği ağzında beklemek korkunç bir şey. Kardeşin gidip de dönebilen şanslılardanmış ne mutlu sizlere... Gidenlere yanılmayacak gibi değil ki Semacığım...Çok sağol...  11.10.2007 12:54
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 78
Toplam yorum
: 1402
Toplam mesaj
: 249
Ort. okunma sayısı
: 1635
Kayıt tarihi
: 04.10.06
 
 

30 yıldır Antalya'da yaşıyorum. Akdeniz Üniv. Tıp Fakültesi mezunuyum. "Tıbbiyeden her şey çıkar, ar..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster