Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Eylül '08

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
5536
 

Cerrah ve Bahçıvan/İlk kalp naklindeki yalan

Cerrah ve Bahçıvan/İlk kalp naklindeki yalan
 

Dr.Christiaan Barnard ve Bahçıvan Hamilton Naki


Tarihler 3 Aralık 1967’yi gösteriyor.

Bir ameliyat salonu.

Bu salonda, o gün yapılan ameliyatla, tarih yazılıyor.

Tıp tarihinde ilk defa, bir insandan alınan bir kalp, bir diğerine naklediliyor.

Ülke Güney Afrika, şehir Kapstadt (Cape Town), hastahane Groote Schuur Hospital. Operasyonu yapan doktorların başında, bu ameliyatla tarihe geçen karizmatik kalp cerrahı Dr.Christiaan Barnard. Başardığı bu müthiş ameliyatla, geri kalan ömründe dünya çapında üne kavuşmuş, dünya devlet adamlarının ve jet sosyetesinin sofralarında baş köşeyi edinmiş olan o unutulmaz doktor.

Ama o da ne? Ameliyat masasının başında çalışmakta olan başka biri aslında , bu kişi nakledilecek olan kalbi yerinden çıkarıyor. Büyük bir ustalıkla, bağışlanmış olan bu kalbi, bağlantılarından kesip alıyor. Dr. Christiaan Barnard, ameliyat salonundaki diğerleri gibi olayı sadece seyretmekte. Bu ameliyati gerçekleştiren kişi bir zenci. Adı Hamilton Naki. İnanılmaz gibi görünse de, kendisi o hastahanede, resmen sadece bahçıvan. Evet, yanlış okumadınız, bahçıvan.

O tarihlerde Güney Amerika’da ırk ayırımı (Apartheit) kanunları geçerli olduğundan, siyahi kişinin değil bir kalp operasyonu yapması, bir ameliyat salonuna girmesi bile yasak. O yüzden bu durum tamamen gizli tutuluyor. Resmen ve dış dünyaya karşı, ameliyati bütünüyle tek başına yapan kişi, sadece ve sadece Dr. Christiaan Barnard olarak bildiriliyor. Bütün TV kameralarına, dünya medyasının flaşlarına geniş bir tebessümle bakan yalnızca odur. Böylece tıp tarihine ilk kalp nakil ameliyatını gerçekleştiren kişi olarak Dr. Barnard geçiyor ve onun ünü tüm dünyayı sarıyor.

Kendisine o gün kalp nakli uygulanan kişi olan Louis Washkransky de anında dünyaca meşhur oluyor. O da, Dr. Barnard gibi tüm dünya televizyonlarının yıldızı haline geliyor. Ameliyat sonrası bağışıklık sisteminin çökmesi yüzünden ancak 18 gün yaşayabiliyor ama doktoru Barnard, tıp dünyasının yıldızı olarak bütün dünyanın hayranlığını ve sempatisini kazanmıştır bile. Arka plandaki, karanlıkta kalan, kara derili adam, hiçbir yerde, hiçbir şekilde söz konusu olmamıştır. Ameliyatı yapan başarılı doktorlar grubunun fotoğrafında en arkalarda görülmekte olan siyahinin, bir temizlik işçisi olduğu açıklanır gazetecilere.

İş burada da bitmiyor. Başarılı kalp nakli olayı tüm dünyada duyulduktan sonra, dünyanın her yerinden cerrahlar Dr. Barnard’ın hastahanesine akıyorlar. Kalp nakli tekniklerini öğrenmek için. Ameliyat salonunda onlara bu teknikleri bizzat icra ederek gösteren de Hamilton Naki’den başkası değildir. Naki bu ameliyatları hayvanlar üzerinde, hayvan laboratuvarında yaparak göstermektedir. Dışarıya karşı kalp naklinin tek yıldızı Dr. Barnard’dır, öğretmen ise Naki.

Hamilton Naki’nin bu duruma gelmiş olması ayrı bir hikaye. Naki bir keçi çobanının oğludur. Zeki, kaabiliyetli, ama her türlü yükselme şansından mahrum. Ailesinin maddi gücü yetmediğinden, 14 yaşında iken okulu bırakmak zorunda kalır ve iş aramak için Cape Town’a gider. Tesadüf eseri, bir papazın oğlu olarak tıp tahsil etmiş olan Barnard’ın daha sonra asistan doktorluk yapacağı hastahanede, bahçıvan olarak iş bulur. Bir zaman sonra, o zamanlar hayvan laboratuvarının şefi olan Robert Goetz tarafından, yapılan denemelerde yardım etmek üzere laboratuvara alınır. Anlaşılan doğuştan sahip olduğu üstün yetenekleri orada derhal göze çarpar ve ilerleyen zamanda ameliyat yapmasına izin verilir. Daha sonra ABD’den yeni dönmüş olan genç cerrah Dr. Barnard onun cerrahlık yeteneklerine hayran kalarak, onu kendi organ nakli timine dahil eder. Böylece Naki, hayvan laboratuvarında kalp nakillerini büyük ustalıkla yapan kişi haline gelir ve Dr.Barnard’ın asistanı ve doktorlar timinin gizli kahramanı olur.

İnsan üzerindeki ilk kalp nakli ameliyatı başarıyla gerçekleştikten sonra, Hamilton Naki ve olayın doğrusunu bilenler senelerce bu sırrı saklıyorlar. Bu işin gerçek yüzü ilk defa, Güney Amerika’da ırkçı kanunlar kaldırıldıktan ve siyahi bir hükümet iktidara geçtikten sonra ortaya çıkmaya başlıyor. O zamana kadar susmuş olan Hamilton Naki, ağzını açmaya cesaret ederek, ilk olarak 2003 senesinde, ameliyatı yapan kişinin ilk planda kendisi olduğunu açıklıyor. Olayı duyan gazeteciler harekete geçiyorlar. Güney Afrikalı televizyoncu Dirk de Viliers hikayeyi ilk defa açıklıyor. Konu üzerinde yazılıp çizilmeye başlanıyor. Parmaklarındaki artrit nedeniyle 1983 senesinde ameliyatlara zaten son vermiş olan Dr.Barnard da nihayet, 2003 senesindeki ölümünden az önce, “ Naki çok kaabiliyetli bir genç adamdı. Bir kalbi bir yerden alıp başka bir yere dikebilirdi. Hatta bizde çalışan asistan doktorlardan daha iyiydi.” demek durumunda kalıyor. Belki de bu sözlerle, Naki’nin kendisinden bile iyi olduğunu itiraf etmiş oluyor..

Hamilton Naki’nin büyük başarısı ancak 2005 senesinde, kendisine Cape Town üniversitesinin fahri doktorluk ünvanı ve “National Order of Mapungubwe” nişanı verilerek, devletçe tanınıyor. Herşey için çok geç olan bir zamanda. Naki 29 Mayıs 2005 de hayata veda ediyor. Öldüğü zaman, hala bir bahçivan emeklisinin maaşıyla geçinmeye çalışmakta idi ve çocuklarına istediği gibi bir tahsil yaptıramamıştı. Yalnızca zengin doktor tanıdıkları arasındaki yakınlığına dayanarak, memleketi olan Transkei’de bir okul ve bir telerlekli hastahane yaptırılmasını sağlayabilmişti.

Olaydan 40 yıl sonra, yani içinde bulunduğumuz 2008 senesinde, İsçivreli film yapımcısı Werner Schweizer, dünyanın ilk kalp nakli cerrahı olarak bilinen Dr.Barnard’in ve olayın asıl kahramanı Hamilton Naki’nin, yukarıda anlatılan inanılmaz hikayelerini ele alan dokümanter bir film yapıyor: “ Hidden Heart” .

Groote Schuur hastahanesindeki tüm doktorları cerrahlık yeteneklerine hayran bırakmış ve neticede dünyada yapılan ilk kalp nakli ameliyatının en azından en önemli bölümlerini gerçekleştirerek, tıp tarihinde çığır açan bu olayın asıl kahramanı olduğunu yılllar sonra açıklayabilmiş bu siyah derili adam, o ülkede beyaz derili doğmuş olsaydı, beyazların tahsil olanaklarına sahip olabilseydi, her adımda önüne dikilen ırkçı kanunlarla engellenmemiş olsaydı, neler olurdu acaba?

Ya da Güney Afrika’da son senelere kadar ırkçılık kanunları geçerli olmamış olsaydı?

Şimdi her ikisi de ebediyete göçmüş olan bu iki insandan hangisi tıp biliminin tarihine ismini altın harflerle yazdırmış olurdu, hangisi kralların, devlet başkanlarının sofralarının misafiri olurdu, hangisi bunca yıl itibar ve takdir görmüş olurdu?

İnsanları renklerine, görünüşlerine, inançlarına ya da daha başka şeylere göre ayırıp, bir de bu esaslara dayalı kanunlarla idare etmeye kalkışan, insanlara eşit yaşam hakları tanımayan rejimlerin, bu esaslar üzerinde fikir binaları kuran teorilerin, ırkçı düşünce akımlarının, inanışların, doğru şeyler olduğu, bir an için bile olsun, düşünülebilir mi?

İlgilenenlere:“Hidden Heart“ http://www.youtube.com/watch?v=1Bqz86Z3F2E

Kaynaklar:

www.daserste.de

Wikipedia

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ve şaşkınlıkla okudum...

yeşilsoğan 
 27.09.2008 10:35
Cevap :
Dünyada herkes, özellikle ilk kalp naklini heyecanla takibetmiş olanlar şaşırdı. Selamlarımla.  27.09.2008 12:57
 

Hiç birimiz tercihlerimizi (sarışın-esmer, uzun-kısa boylu, zenci-beyaz ırktan olmak vb.) kullanarak dünyaya gelmiyoruz. O nedenle görüntülerimizle (ambalajlarımızla) övünerek ya da yerinerek değil de; kendi yaptıklarımızla, beynimiz ve yüreğimizle değerlendirilmemiz önemlidir. Altını çizdiğin konu, insanlık açısından gerçekten düşünülmesi gereken bir durum. Ayrıca; zencilerin, spor, müzik, sanat vb. gibi birçok dalda beyaz ırkla kıyaslandığında daha başarılı olduğu da bir gerçektir. Su her zaman yolunu bulur ve gerçekler de sonsuza kadar saklanamaz diyorum. Sevgilerimle...Not: Ne yazık ki bizler Türkiye de youtube izleme şansımız yok.Malum yasaklar ülkesindeyiz.Yetkili ağızlar tarafından bazı gazeteleri bile okumamamız tembihleniyor ülkemde.

Saime Eren 
 25.09.2008 12:01
Cevap :
Saime'ciğim, bazen geç de olsa ve kısmen de olsa hak yerini buluyor. Youtube meselesini link'i koyduktan sonra düşündüm. Yazık , orada Barnard'ı ve Naki'yi şahsen duymak imkanı vardı. Bu yasak ile neye ulaşılabildiğini anlamış değilim. Bu mu çağdaş Türkiye? Sevgilerimle.  25.09.2008 16:43
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 165
Toplam yorum
: 554
Toplam mesaj
: 96
Ort. okunma sayısı
: 1359
Kayıt tarihi
: 03.08.07
 
 

Uzun yıllardır yurt dışında yaşıyor. İsviçre'de Adalet Bakanlığı'ndaki mesleği yanında tiyatro ya..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster