Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Haziran '09

 
Kategori
Gezi - Tatil
Okunma Sayısı
390
 

Çeşm-i Cihan

Amasra deyince aklıma Fatih Sultan Mehmet’ in ünlü “ Çeşm-i Cihan bura mı ola? ” sözü gelir. Kdz Ereğliden sabahın erken saatlerinde çıktığım aile tatilinin ilk gününde Amasraya yaklaşırken bu sözü düşünüyordum. Menderes gibi kıvrılan yolun aşağısında masmavi bir deniz. Kalacağımız apart otele gelince, eşyalarımı yerleştirdim ve Amasrayı yeniden keşfe çıktım. Kıyıda şezlonglar ve şemsiye kalabalığı. Hasırımı serdim ve oturup etrafımı gözlemlemeye başladım. İki güvercin kumların arasında karın doyurmak için kırıntı arıyor, iki küçük çocuk, kova kapma yarışında. Dalganın, kumdan kalelerini yıkmalarına aldırmadan yeniden dolduruyorlar kumu kovaya…. Sudan korkan minik bir bebek, annesine sıkı sıkıya sarılmış. İnsan halleri saymakla bitmez. Kendimi, Amasra’ nın soğuk sularına bıraktım ve kendime geldim. Deniz’ in koynundaydım işte.

Denizden sonra, mimarisini çok beğendiğim Amasra Müzesine gittim. Etnografik ve arkeolojik eserlerden oluşan müzenin bahçesinde ise mezar taşları, sütun başları, lahitler… Müze’ nin broşürünü aldıktan sonra ayrıldım bu küçük ama sevimli taş mimari yapıdan.

İkinci günde, kahvaltımı ettikten sonra deniz kenarındaki çay bahçesinde oturup yakıcı öğle sıcağının geçmesini bekledim. Deniz var ise beklemek güzel şey. Sıcağın etkisinin geçmesinden sonra kumsalda yürüyerek, dalgaların, ayaklarımı okşamasına izin verdim. Sulara kendimi bırakıp, ilk günkü gibi soğuğu iliklerime kadar hissedince, hasta olmamak için denizin huzurlu kollarından ayrılmak zorundaydım. Akşamüzeri, Amasra , Ağlayan Ağaca doğru yürüyüş yaptım. Ağlayan Ağaç çay bahçesinden görülen manzara eşliğinde nefis patates gözlememi yedim. Dönüş yolunda hediyelik eşya dükkanlarına göz gezdirdim.

Ve tatilin son günü. Yağmur sıcaklığı var. Bugün de denizin tadını çıkarmalıyım. Deniz, diğer günlere nazaran daha sıcak. Öğle yemeğine daha önce de gittiğim Çeşm-i Cihan’ a gittim. Tavada mezgit ve şekli dağa benzeyen Amasra salatası oldukça lezzetliydi. Yemekten sonra dinlenmek üzere kaldığım apart otele gittim. Uyandığımda, yürüyüş yapmak üzere deniz kıyısına indim. Bulutlar, yağmur’u getirdi bana.Yağmur eşliğinde Amasrayı seyretmek, durgun denize vuran yağmur damlalarını izlemek ve düşünmek… Düşünmek… Evet, gerçekten güzeldi.

Ertesi gün dönüş yolunda Kuş Kayası Anıtına uğradık... Roma döneminden kalma bir yol anıtı. Manzara etkileyiciydi. Fakat ne yazık ki, Türkiyedeki çoğu tarihi eser gibi bu anıtta tahribattan nasibini almıştı. Bu oyma tekniği ile yapılmış anıtın kartal figürünün ve imparator heykelinin kafası parçalanmıştı. Üzücü ama insan görünümlü hayvanlar için yapılacak bir şey yok.... Dilerim, değerlerimizin kıymetini onları kaybetmeden önce anlayabiliriz...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 149
Toplam yorum
: 94
Toplam mesaj
: 32
Ort. okunma sayısı
: 423
Kayıt tarihi
: 24.06.08
 
 

1999 yılında Ted Kdz Ereğli Kolejinden, 2003 yılında İstanbul Üniversitesi İtalyan Dili ve Edebiyat..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster