Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Haziran '08

 
Kategori
Turizm
Okunma Sayısı
1374
 

Çeşme mi? Bodrum mu?

Çeşme mi? Bodrum mu?
 

ikisi de bu memleketin güzide sahil kasabası, ikisi de popüler ve eğlencenin tavan yaptığı mekanlara ev sahipliği yapıyor, ikisi de sosyetenin dolayısı ile paparazzilerin vazgeçemediği tatil beldesi.
Fark ne?

BODRUM HERKESiN, ÇEŞME iZMiRLiLERiN
Çeşme girişinde "yabancılar giremez" tabelası mı var? Hayır. Ancak, yabancılığınızı beldeye girer girmez hissediyorsunuz. Çeşmeliler gibi yemediğinizi, içmediğinizi, eğlenmediğinizi, gülmediğinizi hatta araba kullanmadığınızı farkediyorsunuz. Yerlere çöp atmaca yok, tükürmece de. Arabasını üstünüze süren de yok, zart-zurt korna çalan da. Cıstak-cıstak da yok, arabadan laf atan da. Neredeyse herkes birbirini tanıyor, garsonlar müşterilerine, müşteriler de garsonlara isimleri ile hitap ediyor. Mekanların bir sezonluk ömürleri yok. Mekan sahipleri, gelen gençlerin babalarını dahi tanıyorlar. Çünkü halen veya bir zamanlar onlar da müşterileri olmuş. Barlarda silah patlamıyor, esrar, eroin, extacy satılmıyor. Bodyguard'lar adam dövmüyor, tek erkekler de barlara girebiliyor. Barda "kelle kopartılmıyor", makul hesaplar geliyor.
Baba malı son model üstü açık arabaları, yaz boyu Türkbükü'nde demir attıkları ama hiç kımıldatmadıkları milyon dolarlık tekneleri, teknede Bağdat caddesi kültürü cıstak-cıstak müzikleri, kafa koparan jet-ski'leri, Vale'ye ve mekana girişte garsona 100 usd bahşiş, "Kafa masa" raconu, böğüren erkek bozması şarkıcılarının "10 şişe şampanya" naraları, yanlarında g-string'li eller havada boya sarışını, tek tip, kafa koparıcı kızlar, beach'lerde fönlü, jöleli saçlar yine Bodrum'a özgü.

Çeşme’de barlarda Bodrum'a özgü "gece kartalları" da yok. Hani şu keskin bakışlı, hani yanında kızlar varsa ön masaları kapatan, hani yalnız ise barda en arkada durup "av"ını kollayan türlerden. Gençler "harbiden" eğleniyor. Sağa sola sallanmıyor. Dans ederken de ona-buna kesik atmıyor. Erkekler, ağır abi imajına ters düşen haraketlerde bulunup gülüyor, kahkaha atıyor hatta ritmik dans bile ediyor. Kızlar ise genlerinden gelen egeli kıvraklığı ile özgürce ve herkesle dans ediyor, kahkahalar atıyor, içki içiyor. Ama sapıtmıyor. istanbul gibi başka memleketlerden gelenlere de; "ah ulen şu İzmir'in gızları" dedirtiyor.

Restaurantta siz işkembe isterken Çeşmeli tarhana, siz göbek salata ısmarlarken o radika, siz kebap isterken, o papaz yahnisi isteyebiliyor. Tatlılardan baklava'ya karşın zerdeyi tercih ediyor. Rakı da olmasa ayrı bir ülkenin restaurantında sanırsınız kendinizi. Tabi bu arada, siz tatlınızı bitirip kahvenizi yudumlarken, Çeşmeli daha tarhanasını kaşıklıyor olabilir.

Bodrum'da 24 saat herşey yapılabilir. Sabahtan içmeye başlayabilir, ya da sabah yatmaya gidebilirsiniz. İlla gece eğlencesi aramayın, beach'ler gece yaşantısını aratmayacak kadar "gürültülü ve animasyonlu"dur. Çeşmenin ise kendine ait ritüelleri var. Kumrunun bile yeme saatleri mevcut. İlaç ya Kumru.. Ev hanımları da akşam 5 çaylarını ihmal etmezler. Onlarda İngiliz...

Çeşmenin müzik kültürü bile farklı. Evet, sonuçta, Sertaç Ortaç, Demet, Hande Çeşme de iş yapıyorlar ama İbo, Sibel, Bülent, Fatih Ürek camdan bakıyorlar.. Bodrum'da bir barın iş yapması için müziğin sonuna kadar açık olması lazım. Ya da şöyle izah edeyim; iş yapan barlar müziğin sesinin sonuna kadar açık olduğu barlar. Ali-Veli/Veli-Ali yani. Çeşmede ise hem müziğinizi dinleyip hem de sohbet edebiliyorsunuz. Sohbetler uçuk ama en azından herkes kendisi. Oysa Bodrum’da herkes bir başka kimlikle karşınızda; Haziranın başı. Yakın bir dostumla Bodrum Marina bardayım. Sezon tam açılmamış, yazlıkçılar akın etmemiş. Barda sadece İstanbul kaçkınları yeni Bodrumlular var. Sağımdaki anlatıyor; 8 fabrikam vardı... Bıraktım geldim. Solumdaki; Yanımda yüzlece insan çalışıyordu, atladım geldim. Karşımdaki Demir tüccarı. Paradan sıkılmış gelmiş, diğeri Pilot, yanındaki borsacı v.s. Boş yok yani. Kadınların çoğu sonradan ressam, heykeltraş, yazar veya şair olmuş. İstanbul'da kimse onları anlamamış! Kızıp kalkmış gelmişler Bodrum’a. Şimdi birbirlerini çok iyi anlıyorlar. Şiir, kitap okuma günleri, köy kahvesinde sergiler... Ben gariban kaldım. Turcu’yum ben.. Ne? Turcu.. Tur satarım... Karşımdaki puro elde, yazıyor; bilmem kaç fabrikam var... güzeeel.. Bilmem kaç yüz kişi yanımda çalışıyor.. vay, vay, vay, Bora-Bora’dan geldim bugün. Katolog çekimlerim vardı. hı hıı, salla, Dünyanın her tarafında billboardlarım var... Dünyanın?.. Ohaaa!. Ama mayolu diye havaalanındakini yasakladılar.. Haaaa.. o sen..evet yaa.. Pardon yaa.. öpiim abi...

Kısaca ne yardan ne serden vazgeçerim. Çeşme de benim Bodrum da. Canım Türkiyem benim.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

borduma 5 yıl önce gitmiştim ve turla gitmiştik gecelerine de katılmıştık ve çok eğlenmiştik ama,geçen hafta içinde çeşmeye gittim ve yat gezisine çıktım çok eğlendik,yani taze taze fırından yeni çıktığı için çeşme daha güzeldi diyorum ama,bodrum da başka bir güzel be arkadaşım ne diyim şimdi,,,,,,,çeşmenin güzel anısını yazdım sayfamda,okursanız çok mutlu olurum sevgiler,,,,,,,,

Alyoşa-Sevmek Güzeldir. 
 21.06.2008 22:47
Cevap :
okuyacağım..ilginize teşekkürler  22.06.2008 0:25
 

Ellerinize sağlık ne kadar güzel bir analiz yapmışsınız öyle. Güzel üslubunuz da araya girince keyifle okunan, benim gibi doğma büyüme İzmirlileri de keyiften çatlatan bir yazı olmuş. Çooook güzel yazmışsınız, tebrik ederim. Saygı ve sevgilerimle.

Mustafa Mumcu 
 18.06.2008 18:18
Cevap :
Rica ederim. Şehrinizle nekadar gururlansanız azdır. Kıskanıyorum  18.06.2008 19:39
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 282
Toplam yorum
: 172
Toplam mesaj
: 49
Ort. okunma sayısı
: 4294
Kayıt tarihi
: 23.01.07
 
 

Kayseri doğumlu, 1977'den beri Sektörde (Otel, Çarşı, Yurtdışı Acente, Profesyonel Turist Rehberi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster