Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Şubat '15

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
339
 

Cetvelinize kaç kişi sığıyor?

Cetvelinize kaç kişi sığıyor?
 

07.02.2015 - 02.38

Ayrılığın sadece içimi değil burnumun direğini de sızlattığı ne buruk bir gece...

Ayrılığın hiçbir türlüsünü oldum olası sevememişimdir zaten.

Belki bağlanmaya olan aşırı bağlılığımdan belki de alışkanlıklarımdan kolay kolay vazgeçemeyişimden kim bilir.

Bana daha çok dallanıp budaklanmış hayatların verdiği huzurdanmış gibi geliyor.

İnsanın kendini güvende hissettiği yere demir atması hayatın en yaşanılası duygularından değil midir?

O uçsuz bucaksız denizin dibini görmek gibidir güven.

Göz kararı yaptığın un, süt, şeker karışımının ne kadar olacağını bilmeden tatlı olacağından emin olmak gibidir.

İki kere ikinin asla beş yapmayacağını iddia ederken ki tereddütsüzlük gibidir güveni içinde hissetmek.

Bunun güzelliğini ve vazgeçilmezliğini dolu dolu yirmi iki yıl yaşamış biri olarak söyleyebilirim ki hayatıma takılı en büyük demirimi babamın güvenli kollarına annemin şefkat dolu kucağına attım.

Bu denli büyük tek demire sahiptim ve beni seçim yapmak zorunda bırakmadıkları için her gün sabaha iyi kilerle uyandım.

Her uyandığım sabahta hayata dair öğrendiklerim listesine bir yenisini daha ekledim.

Bir sabah uyandığımda anne ve babamın aynı çatı altında yaşamaya başladıkları gün kendilerini birbirlerine diktiklerini ve zor günlerde birbirlerine olan yakınlıklarını ayarlayan dikişlerin en sıkı hale geldiğini gördüm.

Bir sabah uyandığımda dört kişilik bir ailede omletin dörtte üçü anneleri tarafından eşit olarak paylaştırılmış çocuklardan birisiydim ve hayatta bencil olmamayı öğrendiğimi fark ettim.

Bir sabah uyandığımda annesi tarafından her gün sevildiğini duymanın yanı sıra bunu iliklerine kadar hissetmiş ve 'seni seviyorum'un ayıp bir cümle olmadığını öğrenmiş bir çocuktum.

O günden sonra sevdiğim tüm insanlara sevgimin kıvırcık turuncu saçlarından, kocaman kahve gözlerinden daha sık bahseder oldum.

Zamanla kolundaki yara izine hatta utandığında saçlarıyla oynadığı ayrıntısına kadar anlattığımı fark ettim.

Ve biliyor musunuz o günden sonra bizim ufaklık sanki daha hızlı büyüyüverdi, serpildi, ne olduğunu anlayamadan güzelleşiverdi. Ya da bana öyle geldi...

O, büyüdükçe güven cetvelimi kısa tutar olmuştum.

Güven cetveli...

Güvene camdan bir cetvel dersek ve cetvelin başına sıfır sonuna ben yazarsak hayatımızdaki tüm insanların öze yakınlığını bulmuş oluruz.

Kimisinin cetveli sonsuzluğa giderken kimi cetveli kısa tutma taraftarıdır.

Uyandığım sabahların birinde anne ve baba güvenini emmiş karakterlerin cetvellerinin daha kısa olduğunu, daha çabuk güvenebildiklerini gördüm.

Cetveli kısa tuttuğum bir günün akşamında camın ellerimin arasında parçalanmasıyla canım yandı.

İşte o gün cetvelimi baştan yaparken daha uzun tutmaya karar verdim...

Papatya Tarlası bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 35
Toplam yorum
: 21
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 247
Kayıt tarihi
: 31.12.14
 
 

Her gece ikişer dakika arayla beş alarm kurup her sabah onları üç kez ertelerim. Uyanır u..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster