Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Temmuz '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
882
 

Cevap-sız...

Cevap-sız...
 

Gördüğünü düşünüyorum ve gülümsüyorum. Düşünmesemde gülümsüyorum ya ben zaten. Sana, kendime, halime, gözüm açık geçirdiğim her günüme, kapıya, duvara, ağaca, gökyüzüne, yaşama, acıya ve sevince...Ağlamıyorum artık. Gözyaşı dökmüyorum yanışına içimin. Susuşuna dilinin. Yazılışına iki satır kalemin. Gidişine adı bile hatırlanmayan bir sevgilinin. Sadece gülümsüyorum.

Bıyık altından değil benimkiler. Ortada. Göz önünde. Deli diyen bakışların ağırlığında, kaldırım başlarında, sokak aralarında, hayatın tam orta yerinde. Hayatın tam orta yerinde artık yazılanlar.Yazılarda, satırların arasında izlerin. Yaşlarım iki dudak arasında. İki dudak arasında gördükçe gülümsemelerim.

Uzak diye bir yer var mı gerçekten diye düşünüyorum. Kafamızı kaldırıp aynı göğe bakmıyor muyuz, aynı gökyüzü kavuşturmuyor mu bizleri. Aynı acıların izleri değil mi sürülen. Bulunup da tekrar kaybedilenler değil miyiz aslında. Kimin bulduğu, ve tekrar neden kaybedildiği bilinmeyen. Bulunduğundan bile habersiz değil mi aslında kimimiz. Yada bulduğundan. Farkedilmeyip, farketmeyip es geçilen yaşamlara dair değil mi aslında bütün özlemlerimiz.

Kayıp eşya bürolarında alınmayı bekleyen umutların sahipleri gelir mi birgün dersin aynı gökyüzünün hatırına. yoksa masmavi bir yalana mı kanmışım, kandırılmışım ben çocukluğumdan beri...Sorgusuz, sualsiz bakakalmış gözümün bebekleri. Geleceğin yoluna, gidenin ardına.

Ben büyük ve güzel miyim gerçekten diye düşünüyorum. Büyüklük ve güzellik yüreklerde değil midir aslında. Paylaşılınca daha da büyünüp güzelleşilmez mi. Eş, dost, sevgili, baş dayanacak bir omuz, yaş silecek bir el, bankta yanıbaşına ilişiverecek bir vücut, aynı dili konuşacak bir yürek, aynı dil olmasa da konuşacak bir yürek...Nedir ki beklenen, kimdir. Var mıdır gerçekten ve gelecek midir. Bilinmez. Çoğu zaman olmayanları, gelmeyecekleri bekleyerek geçer zaman belki de. Beklenmeden gelenlere teğet geçerek.

İki elin yanında, bir bankın kenarında, seyredersin gelip geçenleri. Gözlerin yorulana, ağır gelip taşana kadar seyredersin gelenleri, gidenleri. Söylenmemiş yalanları, yalanlanmış gerçekleri. Başka başka hayatları, ölümleri. Sonra çıkarıp yanına koyarsın gözlüğünü, yanındaki kocaman boşluğa. Sen kaparsın gözlerini yorulduğunda, gözlüğün bakmaya, seyretmeye, hayata bir ucundan tutunmaya devam eder.

Şehirler yüreklerde değil midir aslında. Adamın nerede olduğu önemli midir gerçekten. Ya da kadının. Ya da her kimse. Hangi şehirde, kiminle olduğu. Ya da olmadığı, birşey değiştirir mi. Bir şehre adını verip, bir yüreğe girdikten sonra...Gidip te dönmedikten sonra. Şehirler, insanlara benzedikten sonra. Aynı şehirde olmak gerçekten önemli midir. Aynı yürekte olmadıktan sonra.

Ruhumun coğrafyası üzerindeki engebeleri düşünüyorum. Acaba birgün geçer mi. Kaç yüreğin yüzölçümü gizlidir acaba içimin atlasında. Ben kaç yüreğin aslına sahibimdir. Kaç yürek benim adıma sınırlara dayanmaya göze alır. Sınır nerededir peki. Surlar sağlam mıdır gerçekten. Dayandığında zorlar da yıldırır mı seni. Çabuk mu pes ettirir. Yoksa gelip geçici midir hepsi. Ne zaman vazgeçeceğiz ilk fırsatta kolayca yıktığımız kumdan kaleleri yeniden inşa etmekten.

Acı çekmekten uzakken yaşadıklarımız, kendimizi kurtarmak adına söylenen yalanlar mıdır kendimizi kandırmamız. Çekilen acının sözlüklerde tam karşılığı var mıdır. Hangimiz tam karşılığını yaşarız söylenenlerin, beklenenlerin, istenenlerin.

Yoksa öylesine mi yaşamaktayız. “on” tuşuna basılmış gözükse de, bir cızırtı ve bulanık bir görüntüden ibaret aslında hayat belki de. Ve bizler de kayıt dışı bir hayatın sahibiyiz.

Sorusu kaybedilmiş bir cevap mıdır şu anda sana verilen. Yoksa soruların cevaplarla çoğaltılmış hali midir bilemedim. Bilmediğim o kadar çok şey var ki aslında. Hayat kafamı karıştırıyor her gün biraz daha fazla. Ama buradayım işte. Kayıtta veya kayıt dışı, varım. Yaşıyorum. Hala yaşamın kenarından tutunup da hayata, bir bankın kenarından bakıyorum.

Gülümsüyorum onca sert bakışına rağmen hayatın yüzünün tam ortasına. Yetmezse diye bir de kahkaha patlatıyorum. Bu da benim avuntum işte kendimce. Çünkü ne yaparsam yapayım herkes gibi ben de payıma düşeni alacağım nasılsa. Payıma düştüğü kadar. Payıma düştüğü zaman.

Açık havada bekleme odası kokusu sinmiş üzerime. Gözlüklerim gözümde. Bekliyorum.




Sonsöz: İlham perime teşekkürler :))



*Resim: Salvador Dali
**"Anadolu'da bir kızım var, öğretmen olacak" projesi için;
http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=45243

Murakami bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ne kadar da derinleşmişsin sen? Kafanın çok karışık olduğu ve hayatın sorularla sınava çektiği evresinden geçiyorsun galiba. İnşallah sorularına sağlama yapmaya gerek duymadan ikna olabileceğin cevaplar bulursun. "Brüt değil net, inandırıcı cevaplar." Sevgiler.

Ayrıntıda gezinmek 
 31.07.2007 3:05
Cevap :
valla bana bir haller oldu aynur sorma gitsin :)) bir sınava girdim sanırım ama hiç bitmeyecekmiş gibi geliyor bana bakalım ne olacak. sağolasın dileklerin için. öpüyorum...  31.07.2007 11:11
 

İlham Perisi harika. Sakın onu bırakma. Hatta bence bir kelepçeyle kollarınızı bağlayın ve beraber anahtarını okyanusun dibine atın. Bu ilham perisi oldukça yüzlerce sayfanızı daha okuruz biz. İkinize de teşekkürler... Sevgiler olsun :)

Ersin Yalın 
 24.07.2007 19:19
Cevap :
valla tuttum ve bırakmadım zaten. o benden bıkana kadar artık yakasındayım. umarım bıkmaz :)) sevgiler...  25.07.2007 10:11
 

teşekkürler kayıtta ve kayıt dışı var olduğun için, gülümsediğin için hayatın tam orta yerine ve gülümsettiğin için bizleri de teşekkürler

Ediz Nart 
 12.07.2007 16:37
Cevap :
asıl teşekkürler benden size benimle beraber, "benden" olduğunuz için...beraber nice gülümsemelere, hatta kahkahalara...sevgi ve selamlar...  12.07.2007 16:48
 

aşk diye bişey vardır ve bazen buralarda anlatılmaz..

İsomel 
 12.07.2007 1:51
Cevap :
tabi ki vardır. aslında hiçbir yerde anlatılmaz ki o. anlatılsa da anlaşılmaz. görmek lazım. bilmek lazım. yaşamak lazım öyle değil mi...teşekkür ederim. aşk dolu günlere. sevgi ve selamlar...  12.07.2007 11:19
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 246
Toplam yorum
: 3111
Toplam mesaj
: 623
Ort. okunma sayısı
: 945
Kayıt tarihi
: 27.01.07
 
 

30’ lu yaşların ağırlığında geçiyor artık yaşam ama teğet geçerek, ama kurcalayıp didikleyerek...İst..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster