Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Ekim '12

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
2125
 

Cevat Şakir ve Mavi Yolculuğa dair

Cevat Şakir ve Mavi Yolculuğa dair
 

"O, denizde balıkadam, karada ağaç adamdı."*

Çoğu kez dünyaya farklı bir pencereden bakmamızı sağlayan kötü olayların yaşamımızı olumlu yönde değiştireceğine ihtimal bile vermeyiz. Oysa Cevat Şakir için Bodrum sürgünü bir ceza değil, ödül olmuştur. Ve bu ödülün hem yazara, hem Bodrum'a hem de edebiyat dünyasına verildiğini söylemek hiç de yanlış olmayacaktır.

17 Nisan 1890 tarihinde Girit'te dünyaya gelen Cevat Şakir Kabaağaçlı, İstanbul Robert Kolej'den sonra Oxford Üniversitesinde Yakın Çağlar Tarihi okuyarak mezun olur.Ülkesine döndükten sonra muhtelif gazetelerde çalışan yazarımız, aile içinde gelişen ve nedeni tam olarak bilinmeyen bir olay neticesinde babasını öldürür. 14 yıllık cezası hastalığı nedeniyle yedinci yılında affedilir. 

Hapisten çıktıktan sonra dergilerde yazmaya devam ederken, resim ve karikatür de çizer. Muhalif kişiliği ve yazılarıyla dikkati çeken Cevat Şakir'in özgürlüğü uzun sürmez ve yazdığı bir yazı yüzünden üç yıl Bodrum Kalebentliğine sürgün gönderilir.

O artık Bodrum'un yazarıdır, şairidir,ressamıdır, süngercisidir, bahçıvanıdır, araştırmacısıdır. Ve o artık bir Halikarnas Balıkçısıdır. Sonra da elinde ışığı, Ege ve Akdeniz medeniyetlerinin peşinde bir Diogenes'dir.

Onun tanınmasını sağlayan yazıları, zengin ve renkli doğa ortasında kaderiyle mücadele eden insanlarla, onları istismar eden insanlar arasındaki çatışmaları konu eden öykü ve romanlarıdır.Bu eserlerde deniz, mitoloji ve gündelik hayat iç içedir. Olaylar denizin üstünde, dibinde veya kıyısında geçer. Kıt kanaat geçinen karakterlerinin gönülleri zengin, yürekleri aşk ve şiirle doludur.

Cevat Şakir, doğayı olduğu gibi seven, denizi, dağı, ağacı, kuşu, balığıyla doğayı eserlerine aktaran bir yazar olduğundan; toprağa ve denize geniş bir kültür birikimi ve zengin bir gönülle yaklaşır.Onda insan; kültür, tarih ve mekanın bir eseridir. Ege bölgesi ve Anadolu'da yaşayan insan, bu topraklar üzerinde çiçek açmış ve olgunlaşmış medeniyetlerin tabiii mirasçılarıdır.

Bilimin Anadolu'dan fışkırdığına inanan Cevat Şakir, Orta Asya'dan gelmiş olmanın gerçeği ile Anadolu'yla  kaynaşmış olmanın şansını bir hümanizm içinde birleştirmek istemiştir. O, Anadolu'nun geçmişi, yaşadığı uygarlıkları ve kültür kaynakları üzerine eğilen gerçek bir düşünürdü de. 

Bir yandan mitoloji tutkusuyla Anadolu efsaneleri ve Anadolu Tanrıları  üzerine çalışmalar yaparken, öte yandan Batı Kültürünü oluşturan kaynağın Yunanistan'da değil, Anadolu'da yeşerip geliştiğini ispatlamaya adamıştır kendini.

Cevat Şakir'e göre insan aklının olumlu tohumları maddeci düşünürlerle İyonya'da atılmıştır. Sokrates ve Platon'la bu akılcı atılım bir başka yöne saptırılmış, ruha üstünlük tanınarak insan aklı 1800 yıllık bir gecikmeye uğratılmıştır,

Onun Anadolu uygarlıklarına ait ilginç görüşleri, takip eden yıllarda "Mavi Hümanizma" diye adlandırılacak bir akım başlatır. Binlerce yıl önce, mitoloji kahramanı Odysseus'un dümen kırdığı bu mavi rotadaki maceralı yolculuğa "Mavi Yolculuk " adı verilir. Sonraki yıllarda turistik bir nitelik kazanarak Bodrum'u uluslararası bir üne kavuşturan bu yolculuk, aslında bir Akdeniz yaşam felsefesidir.

Mavi Yolculuk, Anadolu'nun Ege Denizi ve Akdeniz kıyılarında yeşermiş ilk çağ kültürlerinin mirasçılığını özümsemiş  Azra Erhat, Sabahattin Eyüboğlu gibi aydınlarımızla birlikte, bu mirası insanlara kısa yoldan benimsetmek amacıyla, kıyılardan başlayıp, içlere doğru yapılan bir tarih ve kültür yolculuğuydu. Bu kültür mirasçılığının temelinde ise  Atatürk'ün Anadolu topraklarında yaşamış tüm uygarlıklara sahip çıkmamız yolundaki tutumu yatmaktaydı.

Yaşadığı toprağın tarihine ,doğasına ve kültürüne sevdalı olur da sözcüklere olmaz mı?  Olur elbette! Onun en sevdiği sözcük "Merhaba"dır. Söze "Merhaba!" diye başlayıp bitiren Balıkçının son sözleri de "Merhaba " olmuştur: "Sanırım ki yolcuyum. Dünyaya bir merhaba deyip gideceğim... Burnuma çiçek kokuları geliyor... Açın açın pencereleri. Son defa görmek istiyorum güneşi, son defa görmek istiyorum özgürlüğü... Merhaba çocuklar, Merhaba Dünya... Merhaba!"

Ekim 1973 de dünyaya son kez "Merhaba" diyerek aramızdan ayrılan Cevat Şakir'in anısına saygıyla...

Kaynak: Bir Doğa Sevdalısı: Cevat Şakir Kabaağaçlı / Yaba  Edebiyat  Ocak 2012  S.74 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba, güzel özetlenmiş. Egenin doğusundaki antik medeniyetin Anadoluya ait olduğunu halk dili ile çok güzel anlatmış ve hikaye kıvamında tarihe ve yurdumuzun arkeolojik tarihini aydınlatmıştır Birçok kitapları arasında "Hey Koca Yurt" bun konuda okunması zaruri bir kitaptır. saygılar :) @mehnar

Nariçi 
 04.10.2012 13:56
Cevap :
Evet, özetlemeye çalıştım. Aslında dergideki aslı uzun. Bu sadece bir anımsama yazısı oldu. Bu tür yazılar pek itibar görmediğinden fazla uzatmıyorum bende. Ziyaretiniz ve paylaşımınız için çok teşekkürler.   04.10.2012 20:31
 

Ve İyonya-Miletos bilim tarihini başladığı yer,doğa'yı doğa ile açıklamaya başlayanların yaşadığı yer...Ve akıl-matık ilkeleri içerisinde objektif bir bakış açısıyla...eyvallah...

nedim üstün 
 04.10.2012 8:13
Cevap :
"Anadolu'nun Sesi"nde Miletos'lu Thales'in güneş tutulmasını hesap edecek kadar matematik ve astronomi bildiğini yazar. Dünyada fen biliminin Ege topraklarında filiz verdiğinin de altını çizer. Paylaşım için çok teşekkürler...  04.10.2012 20:43
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 230
Toplam yorum
: 1829
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2012
Kayıt tarihi
: 26.09.07
 
 

Burada yazarken kim olduğumuzun, ne olduğumuzun bir önemi olmadığını düşünüyorum. Önemli olan yaz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster