Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Ekim '08

 
Kategori
Danışmanlık
Okunma Sayısı
694
 

Çevre danışmanlığı

Çevre danışmanlığı
 

Ülkemiz kanunları, bazılarının canını yaksa da, genel geçer olan toplumsal düzeni, insanların sağlığını, can ve mal varlıklaırnı korumak için oluşturulmuş kurallardır. Her ne kadar her yer ve zeminde tamamen uygulanabilme fırsatı olmasa da, genel amaç budur. Toplu halde yaşama gereksinimi olan insanoğlu zamanla geliştirmiş bu kuralları.

Çevre mevzuatı da bu toplu yaşam ve teknolojinin gelişmesi ile birlikte gelişmek zorunda kalmıştır.

Yaşamımız gereği elbette ki teknoloji de olacaktır. Ancak her getirinin bir bedeli vardır. Çevresel bedel ödemek ise, doğrudan yaşamamızı tehdit eden bir süreçtir. Çünkü, çevre kirliliği, kanser gibi yavaş ve sinsice gelişen, verdiği hasarlar artık teizlenemeyecek boyutta olduğunda ortaya çıkan bir olgudur. Kimse ne kadar kirlettiğini ve ne kadar bu kirlilikten etkilendiğini/etkileneceğini düşünmez. Koca dünyada, koca denizde, koca dağda benim yarattığım kirlilik ne olacak ki? Ya da herkes kirletiyor bir benim atığımla ne olacak ki diye düşünür. Ve bu kirlilik birikimi de belli bir süreden sonra ancak görünü veya yaşamsal tehditler içerir.

Ülkemizde teknoloji henüz AB ülkeleri kadar gelişmemiş, özelikle de buna bağlı olarak henüz insanımız çevresel sorunlarla sağlığımızı tehdit eder boyutta karşılaşmamıştır. 1950 li yıllarda İngiltere'de sanayinin hızla gelişmesinden kaynaklı hava kirliliği nedeniyle toplu insan ölümlerinin yaşanması gibi henüz ülkemizde çevre kirliliği nedeniyle toplu insan ölümleri yaşanmamıştır.

Çevre denildiğinde çok kişinin aklına ağaç, çiçek, böcek, kuş, deniz kenarı gelmektedir. Ancak bunların hep güzel görüntüleri gelmektedir ne yazık ki.

Çevre, canlıların içinde yaşadığı dış ortam olarak tanımlanırsa, bu dış ortamla canlı sürekli bir etkileşime girmek durumundadır. İçinde yaşadığımız atmosfer; üzerinde yaşadığımız toprak; içinde yaşadıklarını yediğimiz veya doğrudan içme-kullanma suyu olarak kullandığımız, sebzemizi, meyvemizi, toprağımızı suladığımız su...Çevrenin öğeleri. Bu çevrede bir de diğer canlılar var. Diğer canlılar, canlı türleri ekosistemin döngüsünün tamamlanması ve gene doğal hayat için, bizim yaşamımızın devamı için gereklidir.

AB uyum çalışmaları kapsamında, ekonomik yatırım yapan firmaların önüne çevre mezvzuatı bir engel gibi dayanmaktadır. Ne yazık ki sanayicilerimiz bunu bu şekilde, sanayinin gelişmesi önünde bir engel olarak görmektedirler. Gerçekten maddi olarak bazen yüksek miktarlarda yatırımlar gerektirmektedir çevre kirliliğinin önlenmesi için yapılacak yatırımlar.

Bu yatırımların yapılması, çevre mevzuatının takip edilmesi, gerekli inzinlerin alınması ve faaliyet sonucu oluşan kirliliğin uygun şekilde bertaraf edilebilmesi için hangi ölçekte olursa olsun tesisler/firmalar tarafından çevre ile ilgili mevzuat konusunda genellikle danışman şirketlerden hizmet alımı yapılmaktadır.

Teknik ve hemen hemen her alanı ilgilendiren bir konu olması nedeniyle danışmanlık ve işinde uzmanlık gerektiren bir mevzuattır.

Her danışmanlık hizmeti gibi, bu hizmeti alanların da ödedikleri bir bedel, maddi bir karşılık vardır.

Ancak, danışmanlık firmalarına büyük sorumluluklar düşmektedir. Bir faaliyetin yatırım sürecinin uzaması veya yatırımın yanlış yönlendirme nedeniyle kesintiye uğraması veya hiç yapılamaması gibi bir sorunla karşılaşabilir yatırımcılar.

Örneğin, benzer işi yapan iki firmanın iki farklı danışmanı, atıklarından farklı iki yolla kurtulabilir. Bunlardan birisi, hem fazla kirlilik yaratmadan hem de maddi kayba uğramadan kurtulurken, diğerinin yatırım maliyeti çok fazla artabilir. hatta, cezai yaptırımlarla karşılaşılabilir, tesis kapatılabilir. Bu da maddi kayıpların yanırısa, zaman kaybı da demektir.

Ya da, firma yatırımı proje bazında iken gerekli danışmanlığı iyi alır ve yönlendirilir. Bu sayede hemen hemen hiçbir engele takılmadan işleri düzene girer ve zaman kaybına, maddi kayba uğramadan projelerini yapabilirler.

Ülkemizde ne yazık ki, üniversite mezunu olmak, mezun olunan bölüm veya alanda uzmanlaşmış olmak demek anlamında olmuyor. Kaldı ki faaliyet çeşitliliği kadar alan bulunmamaktadır.

ÇED denen ve pek çok faaliyet sahibi tarafından bilinen ancak, halkımızca pek bilinmeyen uygulama, henüz proje bazında iken proje sahiplerinin yatırım yapmayı düşündükleri projeleri ile ilgili olarak ve projenin büyüklüğüne, çeşidine bağlı olarak geçmeleri gereken bir uygulamadır. Çevresel Etki Değerlendirmesi olarak açılımı bulunan mevzuatta, projenin henüz proje bazında iken olabilecek çevresel etkileri (yaratacağı su, hava, toprak kirliliği) ve bu etkilerin nasıl minimize edileceğini içeren bir rapor hazırlanır. Ancak bu raporu hazırlayan danışmanlık firmaları/şirketleri genelde, raporu inceleyenler tarafından bir çok sayfalar tutan eksiklikleri tamamlamakla, yazışmalarda geçen sürelerle, yatırım sahiplerine zaman kaybettirirler. Çünkü, hazırlanan raporun ilgili inceleyiciler tarafından uygun bulunmaması halinde yatırımla ilgili hiçbir şey yapılamaz.

Çevre mevzuatı, canlı, dinamik, hergün gelişen teknoloji ile yenilenen, üstelik idari ceza boyutu çok ağır olan bir alandır. Çevre kirliliğine neden olan gerçek veya tüzel kişiler, çok yüksek meblalara varan idari para cezaları ödemekle, kirliliği temizlemek ve bundan doğacak maddi bedeli ödemekle de yükümlülerdir. Bunların yanısıra, TCK (Türk Ceza Kanunu)na göre de adli yargılama ve hapis cezaları ile cezalandırılabilmektedirler.

Bu gelişmelerin yeni yeni uygulanmaya başlaması, ileride olacak/olabilecek cezaları, hatta ihmal ve bilgisizlikten oluşabilecek kirliliklerde bile önlememektedir.

Şirketlerin veya yatırım yapacak gerçek veya tüzel kişilerin daha henüz proje bazında iken iyi bir çevre danışmanlığı almaları kendi yatırımları ve gelecekleri açısından aynı zamanda da çevre kirliliğinin önlenebilmesi açısından ve aynı coğrafyada, aynı dünyada yaşayan biz insanların sağlığı açısından çok önemlidir.

Aynı dünya dememin nedeni, kirlilik lokal boyutta kalmamakta, tüm coğrafyalara taşınmaktadır zamanla. (Çernobil, ozon tabakasının delinmesi, nükleer denemeler vb.)

Danışmanlık yapmak, tesis iletmek, insanların işi, ekmek kapısıdır.

Ancak, insani bir sorumluluğumuz da, diğer insanların da üzerinde yaşadığı bu dünyayı hep birlikte paylaşıyor olmamızı unutmadan, ekosistemin sadece ve sadece küçücük bir parçası olduğumuzu unutmadan, yeryüzü denen biyosferde ancak diğer canlılarla birlikte var olabileceğimizi unutmadan, yaşamımızı sürdüreblmek için mikroorganizmasından ağacına, sudaki planktonundan, ormandaki aslanına kadar tüm canlılara ihtiyacımız olduğunu unutmadan yaşamımızı sürdürebilmemiz dileğiyle...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Öylesine uğradım işte. Merak ettim ne yazmış ne yapmış diye. Seslendim ama yoktun. Bir kır çiçeği kopardım bahçenden gittim ben.

Ahmet KARAKAYAN 
 27.10.2008 14:50
Cevap :
:) Sen de en az benim kadar gülümsemeyi biliyorsun:) Bence gene en az benim kadar asık suratlısındır:)))) Ne iyi ettin de uğrak verdin:) Bir dahaki sefere haber ver de kahve de hazır olsun olmaz mı?:) Teşekkürler... Kendine iyi bak. Sevgilerle...  27.10.2008 19:07
 

NE gereği vardı bütün bunlara. 1848 de Kızızlderili şef Seattle'ın mektubunu okuyup söylediklerini anlayabilseydi herkes... Bozup bozup ekonomik rant çıkarları...

Ahmet KARAKAYAN 
 19.10.2008 9:03
Cevap :
Aslında bence önemli olan, doğadaki düzeni kavrayıp, sevgiyi ve saygıyı onda görebilmek...Ve oradan da insana yönelebilmek... Biraz tasavvufi gibi oldu ama, şef Seattle'nin de demek istedikleri bunlardı galiba...  19.10.2008 22:36
 

sevgili yprkçk, daha ilkokul sıralarında herkese öğretilmesi ve herkesin katkıda bulunması gereken bir konuyu çok güzel dile getirmişsiniz. kutluyor, sevgiler, selamlar yolluyorum.

hazandagüzeldir 
 12.10.2008 20:02
Cevap :
Çok teşekkürler beğendğine çok sevindim. Benden de selam ve sevgiler...  12.10.2008 23:31
 

Aşırı kâr iştahıyla, kâr ve hisse değeri ençoklaması dışında diğer herşeyi ikincil ve daha geri sıralarda algılayan üretim tesisleri sahiplerinde bu bilinç ve sorumluluğun gelişip hayata geçmesi daha önemli bence. Baksanıza ABD daha 1992 'Agenda 21' 'Rio-Chart'ını imzalamadı bile! Durum böyleyken şu anki ilk faturası beş trilyon USD dolayında olan küresel krizde ÖNCELİKLE ÇEVREYİ HANGİ İŞADAMI ( Ya da işkadını) DÜŞÜNÜR Kİ?

Ersin Kabaoglu 
 12.10.2008 17:58
Cevap :
:) Umarım düşünmek zorunda kalmazlar... Hem sanayiiclere, hem de onlara danışmanlık hizmeti veren müşavirlik firmalarına büyük görev düşmekte. Özellikle de belediyelere bu anlamda gerçekten büyük sorumluluk düşüyor yasal olarak ... Bu arada, benden de çevreci çıkacaksınız galiba:) Sizdeki bu bilgi birikimine nasıl sahip olunur anlayamadım. Gerçekten çok özel bir beyniniz var. Ama, işin aslı herşey ekonomik gelişmişlikte düğümleniyor. Ve iyi ekonomi analisti de herşeyi çok güzel analizliyor görüldüğü gibi:) Kendinize çok iyi bakın lütfen... Sevgilerle...  12.10.2008 21:54
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 41
Toplam yorum
: 118
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 764
Kayıt tarihi
: 23.08.07
 
 

Üniversiteyi bitirdiğimden ve işe başladığımdan bu zamanabir hayli yıl geçmiş:). Bir de baktım ki em..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster