Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Mayıs '10

 
Kategori
Doğal Hayat / Çevre
Okunma Sayısı
392
 

Çevrecilik ödülüm

Çevrecilik ödülüm
 

Görsel internetten.


Doğamız, yaşamamızın ilk sebebi, olmazsa olmazımız... Bize sunduğu sonsuz nimetlerin değerini bilmeyen bizler, bindiği dalı keser gibi mahvetmek için elimizden gelen kötülüğü esirgemeyen bizler...(hepimiz değil )

Doğduğumuzda yatırdıkları beşik ağaç, sarmaladıkları kundak pamuktan değil miydi? Anamızın sütü yetmeyince sarıkızın sütü ile beslenmedik mi? Kirlendik de, tertemiz sularla banyomuzu yapmadık mı?

Acıkınca, kırk gündür birşey yememiş gibi, doğamızın nimetlerine, sebze ve meyvelerine saldırmadık mı?

Ne çabuk unuttuk, bize sunulan nimetleri... Bu kadar balık hafızalı olabilir miyiz?

Şükür veya teşekkür anlamında korumak veya hiçbir şey yapamıyorsak bile, en azından zarar vermemek gerekmez mi doğaya? Görmeyeyim desem de "görüyorum", şahsi zevkleri, bitmeyen harislikleri için ormanın göbeğine izinsiz "villalar" yapanları....

Kışlık yakacaklarını kaçak kestikleri ağaçlardan temin edenleri...

Bir yıl boyunca ormanlarda, taze ağaç sürgünleriyle besledikleri canlı hayvanları kurban bayramı öncesinde satışa sunarak, ceplerini şişiren köy magandalarını....

Kimin malını kime satıyorsunuz? Ülkemin ağaçlarının taze tirşeleri o hayvanların midesinde...Yazıktır, yazıklar olsun...

Parselasyonu yapılmamış hazine arazilerine seralar yapıp, milyarlar kazananlar... Yıllar sonra, lehde intifa hakkı sebebiyle tapu tescili yaptırıp, gerçekte hazine arazilerinin yani milletin malının üzerine şahıs mülkiyetli gökdelenler yapanları....

Ben hakkımı helal etmiyorum böylelerine...

Doğamızı temiz tutabilmek üzerine herkesin bildiklerini yazmak değil niyetim. Almanya'da uygulandığını bildiğim alış-verişler için "bez torbalar" uygulamasının ülkemizde yaygınlaşmasını arzu ediyorum. Zira naylon poşetler, 3000 yıl gibi uzun bir zamanda doğaya karışabiliyormuş. (Doğayı kirletmemek adına biz, piknik alanındaki çöplerimizi bile geri getiriyoruz.

Sanırım, ben ilk çevrecilerden oluyorum.

Ödülüm:

O zamanlar, İzmir Bornova'da oturuyoruz. Evimiz kaloriferli... Hergün iki veya üç gazete alıyoruz. Bir haftada koca bir kucak dolusu gazete, çöpe atmaya kıyamıyorum.

Günaydın şimdiki gibi gazete eki değil, başlı başına münferit bir gazete. Okuyucu köşesi var, durur mu Yurdagül! Bir güzel döşendim, efendim gazetelerin, temiz kağıtların geriye dönüşümünü sağlamak üzere cadde ve sokak başlarına "kağıt kumbaralar" konulmasının uygun olacağını yazdım. Hatta, konserve kutuları için "teneke kumbaraları" ve şişe ve camlar için de " cam kumbaraları" konulmasını rica ettim, hangi kurum ilgilenecekse...

Yazım yayınlandı. Ailece zevkle ve onurlanarak okuduk... Olay unutuldu, sandık... Ama unutulmamış.

15-20 gün sonraydı, PTT den bir ihbarname, Yurdagül Alkan lehine bir havale gelmiş... Şaşırdık... Günaydın gazetesi...Yerel yönetim ile müşterek çalışmaya esas olacağı için bana "telif hakkı" ödemekteler. 75.- TL geldi, fena para değildi...

Çok geçmeden sanıyorum bir ayı bulmadı, cadde ve sokak başlarında, kağıt kumbaralar, teneke kumbaraları ve cam kumbaraları konulmuştu... Benim için onur verici bir durumdu...

Anılarıma haz veren bu olayı hiç unutmadım, unutamadım...

Hazine arazisine, aile ormanını  gerçekleştiremedik, ama vazgeçmiş değiliz. İnandığımız bazı şeylerden vazgeçmek gibi bir lüksümüz olamaz, inşaallah  ileride...

Doğamız ile ilgili ülkemiz kanunlarının ve yaptırımlarının yetersiz olduğunu düşünmekteyim.

Fatih Sultan Mehmet zamanında (hepimizin bildiğini sanıyorum) İstanbul'da ağaca tırmanan bir maymunun hiç yere inmeden daldan dala, İzmir'e kadar geldiği rivayet edilir. O denli ormanlıkmış Anadolu... Ama o zamanın ormanlarla ilgili padişah fermanını hatırlayalım: İzinsiz ağaç mı kesmiş, "tiz kellesi vurula" ...

Bu konularda da biraz katı ve etkin kuralların uygulanmasından yanayım.

Son olarak doğa için çalmanın, doğa için yazmanın fazlaca bir öneminin olmadığını esas önemli olanın uygulanması gerektiğini düşünüyorum. Yani sözlerde, yazılarda kalmamalı, uygulanmalı.....

Orman bakanlığının broşürlerinde yayınlanmıştı, ama hafızamda hep taze kaldı, eğitim dönemimden aklımda kalan dörtlük:

Dağlar taşlar ağlıyor, kaldık pek kıraç diye,

Bozkırlar hıçkırıyor, ah ağaç! ağaç diye...

İşte ben bu haldeyim aziz vatandaşlarım,

Bütün bunlar içindir, dökülen göz yaşlarım... (Galiba bir step inlemesi olsa gerek...)

Selam ve sevgilerle..

Yurdagül Alkan.

Nevzat Dağlı bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Doğa ve insan dostu Yurdagül hanıma sevgiler selamlar..

Recai Şahin 
 16.12.2017 21:28
Cevap :
Teşekkür ederim muhterem hocam, selam ve saygılarımı sunuyorum...  19.12.2017 12:31
 

Bu makale Necip Beye haber verilmeli diye düşünürken, benden önce okuduğunu gördüm.:) Yufka yürekli, yardımsever arkadaşım demek izmir'deki o etkinliklerin müsebbibi senmişsin...Halâ uygulanıyor. Aldığın telif ücreti de helal olsun... Yazın beynimde şimşekler çaktırdı. Kitabımızın geliriyle(masrafın çıktıktan sonra) her ilden katılanların adına ağaç dikilmesi şeklinde değerlendirilse, başta düşündüğün yardım farklı kanalda gerçekleşmiş olamaz mı? Selam ve sevgilerimi iletir, esenlikler dilerim.

Ayten Dirier 
 03.06.2010 19:17
Cevap :
Ayten hanım, Bornova'da iken böyle, bana mutluluk veren bir hatıram oldu. Ağaç dikme konusunda çevrecilik çalışmaları ile ilgili detaylı iletişimlerimiz olmalı, en güzel şeyler, güzel ülkemizin güzel insanları için...Selam ve sevgilerimle...  04.06.2010 18:21
 

MERHABALAR..Sn. YURDAGUL HANIM.:-)) ONCE O ALMIS TELiF HAKKI (75-TL) HELAL OLSUN... DUYARLI KiSi OLMAK veya OLABiLMEK NE KADAR GUZEL BiR DUYGU OLSA GEREK... ( BiR AGACIN VERDiGi OKSiJEN = 250 veya 300- CANLIYA NEFES YANi SOLUK SAGLAR..! ) MALESEF BU ONEMLi BiLGiYi COK iNSANOGLU BiLEMEZ ve BiLMiYORDA.. YANAN BiR ORMANDA SAYET 1000- Bin AGAC KATLEDiLiP, YANDIGINDA YAKLASIK OLARAK (275.000) KiSiNiN NEFES ALMASI KATLEDiLMiS OLMAKTADIR..! BU DA COK DUSUNDURUCU BiR OLAY OLSA GEREK iNSANOGLUNUN veya DiGER CANLILARIN GELECEKTEKi HAYATLARINA BiR NEVi iPOTEK KOYMAK GiBiDiR..! :-(( SiZE ve ANTALYA`ya SONSUZ SEVGiLER, SELAMLAR ve SAYGILAR...! :-)) NK / TR

Necip Köni - Adana / TR 
 30.05.2010 21:09
Cevap :
Değerli Necip Köni beyefendi, Bize hayat sunan çevremize, şimdiki tabirle doğamıza ya da bilimsel adıyla ekolojiyi korumamız insan olmanın hasletlerindendir. Düşündükçe buluyorum, "ben nerede yetiştim" diye...Efendim, bendeniz Adana'da yetiştim. Adana duyarlılığında...Selam ve saygılarımla...  31.05.2010 23:28
 

Bana göre doğa ya da toprak için yazılmış ve gelmiş geçmiş en anlamlı dizeleri Aşık Veysel yazmış. Bu vesile ile paylaşmak isterim.
Koyun verdi kuzu verdi süt verdi
Yemek verdi ekmek verdi et verdi
Kazma ile döğmeyince kıt verdi
Benim sadık yarim kara topraktır

Karnın yardım kazmayınan belinen
Yüzün yırttım tırnağınan elinen
Gine beni karşıladı gülinen
Benim sadık yarim kara topraktır

İşkence yaptıkça (ey yar) bana gülerdi
Bunda yalan yoktur herkes de gördü
Bir çekirdek verdim dört bostan verdi
Benim sadık yarim kara topraktır

Havaya bakarsam (ey yar) hava alırım
Toprağa bakarsam dua alırım
Topraktan ayrılsam nerde kalırım
Benim sadık yarim kara topraktır

Bütün kusurlarım (ey yar) toprak gizliyor
Merhem çalıp yaralarım düzlüyor
Kolun açmış yollarımı gözlüyor
Benim sadık yarim kara topraktır

Kısacası biz ona bir versek o bize üç verir. Sevgiler

Ayrıntıda gezinmek 
 30.05.2010 5:16
Cevap :
Aynur hanım, Doğamız, en sadık yarimiz, onunla dost geçinmesini bilenler için. Yazdığınız dizelerle, Değerli halk ozanımız Aşık Veysel'i rahmetle ve saygıyla anıyoruz. Sayfamı ziyaretinizden mutluluk duyuyorum, selam ve sevgilerimle...  30.05.2010 18:42
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 341
Toplam yorum
: 5795
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1660
Kayıt tarihi
: 09.04.09
 
 

Özel bir finans kuruluşundan emekliyim. Hayatın her aşamasını acısıyla tatlısıyla yaşamış biri ol..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster