Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

AYFER AYTAÇ GAZETECİ YAZAR

http://blog.milliyet.com.tr/ayferaytac

24 Mayıs '21

 
Kategori
Doğal Hayat / Çevre
Okunma Sayısı
107
 

Çevremize Biraz Daha Özen

Müslüman insana temiz bir evde, temiz bir çevrede yaşamak yaraşır. Ama bizim sokaklarımız o kadar bakımsız ve kirli ki, “Biz bu kirlilikle nasıl Müslüman’ız” dedirtiyor insana. Avrupalıların cadde ve sokaklarını filmlerden görüyoruz. Hıristiyan insanlar bizim dinimizde emredileni bizden iyi uyguluyorlar. Çevrelerinde bir çöp kırıntısı bile görülmüyor. Biz çevre temizliği dersinde hep sınıfta kalan oluyoruz. Yaban hayvanlarının barındığı kırlara, ormanlar gidin bakın, etraf tertemiz. İneklerin otladığı meraları görün, imrendirici bir temizlik. çayırda. çimende yatıp yuvarlanası geliyor görenin, o kadar temiz... Ya biz insanların yaşadığı yerler? Sokakların çöpü kiri hiç eksilmediğ gibi, şimdi de maske yığınları gözümüzü karartır oldu. Virüs salgını deniyor, virüs dolu maskeyi etrafa atanlara bir yaptırım uygulanmıyor.
 
Biz temizliğimizi maalesef sadece Dünya Çevre Günü’nde etkinlikler yaparak ve bu etkinliklerde nutuklar atarak kutlamasını biliyoruz. Ancak, ertesi gün de dün yaptığımızı, ağzımızdan çıkan nutuklarımızı unutuyoruz. Tıpkı evimize haberli gelecek misafir öncesi, evimizi paklayıp, misafirin ardından normale dönüşümüz gibi, yalnızca çevre gününde çevremize önem veriyoruz. 
 
Sözde dünya insanlarına o gün için ayak uyduruyoruz. Hâlbuki yaşadığımız yer bizim ülkemiz, bizim şehrimiz. Elâleme göstermelik iş yapmayalım. Bu şehrin içinde kendimiz yaşadığımız için çevremizi temiz tutalım. Özellikle içinde bulunduğumuz baharda, sonra yaza ulaşacağımız , ramazan bayramından uzaklaşıp, kurban bayramına yaklaşacağımız günler daha temiz olmamıza vesile olsun. Kurban Bayram’ına tertemiz girelim ve hep temiz olalım. 
 
Belediyenin temizlik işleri özelleştirildi. Ama “özelleşti” diye adamlar gece gündüz bizim atıklarımızı toplayacak değiller ya. Onlar nihayetinde mesaili çalışan işçiler, belli saatlerde gelip çöplerimizi alıyorlar, yolları süpürüyorlar. Hani ev hanımları bilir. Evin dağınıklığını toplar, süpürürsünüz de, ardından çocuklarınız kirletir eviniz hiç temizlenmemişe döner ya. Biz de çevremize karşı aynını yapıyoruz. Temizlik işçilerinin süpürdüğü sokağa elimize geçeni atıyoruz. Çöp bidonlarına yemek artıkları döküyoruz, çevremize pis kokular yayıyoruz. Çevreyi korumakta esas yük insanın üstündedir. İnsanlar benimserse temiz olmayı, sağlıklı çevrede yaşamayı, çevre daha kolay ve daha iyi korunur.
 
Bana göre çevre sorununun en büyük nedeni nüfus artışıdır ve önlenemeyen iç göçtür. Yorganını sırtına vuran geliyor, şehirlere yerleşiyor ve şehirde nasıl yaşanırsa çevreye ayak uydurabilir, bilmiyor. Belediyelerin bu konuda, göç etmiş vatandaşlara seminerler düzenlemesi ve köy göçeri vatandaşlara çevre bilincini aşılaması gerekir. 
 
Şehirlere göçmüş vatandaşlarımız alınmasınlar, onları benimsemişiz, pek çoğunu sokakta görüp selam veriyoruz. İçlerinde komşumuz olanları var. Fakat ne yazık ki, bazıları köylerindeki yaşamlarını burada da aynen sürdürdüklerinden çevreyi kirletmenin ne demek olduğunu bilmiyorlar. Mahallemden bir örnek: Köyden gelip şehre yerleşmiş manavlık yapan komşum, çöp bidonunun boşaltıldığını görür görmez, satamadığı çürük domatesleri gelişi güzel bidona boşaltıyor, domateslerin yarısı bidon dışına taşıp caddeye yayılıyor. Temizlik işçileri bir daha gelene kadar caddenin domates görünümlü manzarası hiç değişmiyor. Görüntüden rahatsız olduğumdan bazen komşumu uyarıyorum. Aldığım cevap beni daha fazla rahatsız ediyor. Komşum, “Belediyeye onca temizlik vergisi ödüyoruz, işçiler temizlesinler” diyor, işçilerin de insan olduğu ve belli bir güçleri bulunduğu hiçe sayılırcasına.
 
Sizin mahallelerinizde de vardır. Köydeki ahır uygulamasını şehirde de yaşatan komşularınız. Evinin bahçesinin bir bölümünü briketle çevirmiş besihâne yapmış, içinde inek, koyun besliyor. Besihânenin atıkları çevreye yayılmış, kokusu insanların evlerinin içine kadar girmiş, umurlarında değil. Diğer mahalleliler bu duruma ses çıkartmayınca, her şehre yerleşen köyünde gördüğü gibi yaşıyor, çevreyi kendine özel kullanıyor. Oysa çevre herkesin ortak alanıdır ve herkesin menfaatine yönelik bakımı korunması sağlanmalıdır.
 
ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞIMIZ VAR AMA TEMİZ ÇEVREMİZ YOK
 
Ülkemizi yöneten hükümetimizin kadrosu içinde bilindiği gibi bir çevre ve şehircilik bakanımız da vardır. Bu bakanlığın asrî ve aslî görevi çevrenin korunmasına yöneliktir. Yani alanına denizlerimiz, göllerimiz, ormanlarımız, kısaca yaşadığımız toprağın temizliği bile girer. 
 
Ancak gördüklerimiz ve duyduklarımızda bir gerçektir ki; denizlerimiz, göllerimiz ve topraklarımız üzerinde kirlilik oranı yüksektir. Ve bu ülkenin insanının ihtiyaçlarına harcanması gereken onca paralar, bakanlıkça kirlenen sularımızın, toprağımızın harcanmasına gidiyor. Bu kirlenmeyi kim yapıyor? Biz insanlar… Çevresine duyarsız, salt kendini düşünen insanoğlu. Bilmiyor ki, kirlettiği yerde bir gün kendisi de yaşayamaz hâle gelecek.
 
Pek çok çevreci kuruluşlar oluştu. Çevrecilik artık bir çeşit “Çevrecilik kördüğümü” hâline geldi. Lâfta dahi herkes çevreci geçiniyor. Ama kimse çevreyi kirletmekten geri kalmıyor, kirleteni uyarmıyor. İnsanoğlunun kirlettiği göllerimizin temizliği için Çevre Bakanlığı’nca para harcandığını, insana yapılacak yatırımın çevre temizliğine yatırıldığını söylemiştik. Temiz suyu olan gölde güzel bir manzara seyredeceğiz, diye aç kalmanın mânâsı yok. Çevreyi biz kirletmezsek, o temizliğine harcanan paralar insana ayrılacaktır. 
 
Çevreyi korumakta esas yük insanın üzerindedir. Çevre ve kalkınma insanla ilintilidir. İkisi bir arada yürütülmelidir. Örneğin göl ve göletlerimizden yapılan bilinçsiz sulamalar bile bir çevre kirliliğidir. Etrafındaki betonlaşmış imar yapısı bir çevre kirliliğidir. Bunlar önlenirse göllerimiz, denizlerimiz temiz ve bakımlı kalacaktır. İçinde yetişen balıklarla insan yaşamına katkı sağlayacaktır. Yaşadığımız, soluk aldığımız her alan bizim çevremizdir. Çevremizi temiz tutuyor olmamız, dünyamızı temiz tutuyoruz anlamı taşır. İnsanlar ne kadar çok temizliği benimserse dünyamız o kadar temiz olur.
 
Başka gezegende yaşama imkânı yok biliyorsunuz. İçinde bulunduğumuz gezegenin kıymetini bilelim, bilmeyenlere öğretelim. Burada bana göre iş belediyeye düşüyor. Her pisliği temizlemekten öte, temizlenmiş çevrenin temiz kalmasını sağlayabilmek için ne gerekiyorsa yapılmasını öneriyorum. Zira çevre temizletilmez, çevre temiz tutulur ve kalkınma çevre temizliğiyle başlar.
 
Her şeyden önce ruhlar ve düşünceler temiz olmalıdır. Temiz düşünceler yaşama yansıdığında çevremizde temizlenmiş olacaktır. O zaman da Dünya Çevre Günü gibi bir günlük etkinliklere, gerek kalmayacaktır. Önemli olan temiz düşüncelerimizi yaşama geçirmesini bilmektir. Temiz bir çevre, temiz bir dünya demektir.
 
Ülkemiz havasıyla suyuyla çok güzel bir diyar, bu güzeli korumaya mecburuz. Kirletenleri uyarmaya mecburuz, yöremizi, yanımızı temiz olarak korumalıyız. Her hizmeti belediyeden, bakanlıktan beklememeliyiz. Biz kendi üzerimize düşeni yapmalıyız, zira bu şehirde yaşayanlar, bu çevreden yararlananlar biziz. İnsanlar kendi sorunlarında bir araya gelerek, kendileri başkalarına örnek olacak şekilde dayanışma sergilemeyi öğrenmelidir artık.
 
Önce temizlik sorunumuzu çözelim, temizlik bereketi de getirir bilirsiniz. Caddelerde yürürken kaldırım kenarlarındaki çöplüklerden rahatsız olmayan insan var mıdır? 
 
Bazen duyuyorum. Bu şehirde temizlik işçisi yok mudur, deniliyor. Kirleten olmazsa, kirli görüntü de olmaz. Önce kirletmemeyi öğrenelim. Temizlik imanın yarısıdır, demiş peygamber efendimiz, bizim imanımızın yarısı bu durumda nasıl temiz oluyor, dersiniz. İmanımızın diğer yarısı ne kadar bu sözle ilintilidir acaba? Biz Müslüman insanlarız, bize temiz olmak yaraşır. Önce evlerimizi, sonra çevremizi temiz tutucağız ki, imanımıza yaraşır Müslüman olalım. 
 
Önümüzde yaz var, kurban bayramı var. Temiz bir ortamda bayram yapalım düşüncesiyle, evlerimizin görüntüsüne günler öncesinden özen gösterip, temizliğini yapıyoruz. Sonra da evlerimizden çıkan çöpü götürüp çöp bidonunun yanına döküyoruz. Bu, biz Müslümanlara yakışan bir davranış değil. Önce kendimize saygısızlık yapmış oluyoruz, sonra çevremize. Çünkü bizim evimizden çıkan kirli atıklar, çevremize zarar veriyor. Kediler ve köpekler bile bu kirlilik ortamında çöpten yiyecek temin edemez duruma geldiler. Gelişigüzel, birbiri üzerine atılan çöpler hayvanların beslenmesine de darbe vuruyor. Yazıktır, günahtır. Biz günahı bilen insanlar olarak, bu yanlışlardan kaçınalım. Dünyamıza gereken önemi önce temizliğe özen göstererek verelim. 
 
Yukarıdaki satırlarda da belirttiğim gibi çevre temizletilmez, çevre temiz tutulur. Paralar temizlik için değil, insanın kalkınması için harcansın. İnsan olana temiz bir çevrede iyi şartlar içinde yaşamak yaraşır. Ama bunu sağlayacak olan da yine insanın kendisidir, haydi bu bayram öncesi evimizin önünü süpürmekle işe koyulalım, sonra da süpürdüğümüz kirleri bir poşete doldurup çöp bidonlarının içine atalım. Temizlik işçileri oradan kolayca alıp götürsünler. Onlara da fazla iş çıkmamış olsun. Biraz rahat yüzü görsünler, bu rahatlık onların da hakkı, diye düşünüyorum ve sizlerden bu önemli hususta duyarlılık bekliyorum. AYFER AYTAÇ
 
Ayfer AYTAÇ*ayferaytac.com
Halil Güven (Sökeli) bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çok haklısınız kardeşim... Sadece Müslüman değil insanım diyen herkese de bu görev düşer... Selamlar:)

Halil Güven (Sökeli) 
 24.05.2021 23:46
Cevap :
Çok teşekkür ederim değerli hocam, baki selamlar.  27.05.2021 10:02
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 620
Toplam yorum
: 318
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 184
Kayıt tarihi
: 08.12.14
 
 

Gazeteci-yazar ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster