Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Aysegül Akbay Yarpuzlu

http://blog.milliyet.com.tr/yarpuzlu

17 Şubat '13

 
Kategori
Üniversiteler
Okunma Sayısı
220
 

Çevrimiçi üniversiteler ve sınır ötesi yükseköğretim ticaretinde serbestleşme

Çevrimiçi üniversiteler ve sınır ötesi yükseköğretim ticaretinde serbestleşme
 

Serbest Pazar


Yükseköğretimde son zamanlardaki gelişmeler, önemli kurumların, dersleri, internet üzerinden vermeye başlamasıyla, yeni bir deneyim periyoduna giriyor. Bunlardan en önemlisi; çevrimiçi açık dersler. Daha çok rekabete açık ve daha düşük maliyetlerle daha çok kalite içeren bu özel eğitim endüstri alanı, yükseköğretimin yeni tüketicileri için güzel bir haber.

Bununla beraber bazı mevcut ulusal kurumların bu değişimden olumsuz yönde etkilenebileceği ve bu ulusal kurumların sürdürülebilirliğinden kaygılanan devlet mekanizmalarının, ulusal korumacılık savunuculuğuyla, yükseköğretimin aslında uluslararası bir pazar olduğunu inkar ve görmezden gelmeye çalıştıkları da bir gerçek.

Bizler ülkemizde özellikle YÖK Denklik Sistemi aracılığıyla gelişen bu korumacı çağrılara karşı koymak zorundayız. Yükseköğretimde  online eğitim alternatifine erişmek, dünyanın her yerinde bu değişime ayak uydurmakla ve yükseköğretimdeki serbest pazarı desteklemekle mümkün olacaktır.  Geçtiğimiz on yılda pazar anlaşmalarında korumacı pazar engelleri ve vergilendirme konusundaki olumsuz gelişmeler , ulusal ekonominin önemli bir sektörünü daha uluslararası rekabetin faydalarınına açabilmek için, yükseköğrenim hizmetlerindeki bu yeni gelişen pazarlara fırsat vermek gereğini, daha da netleştirmektedir.

Bugün birçok geleneksel kolejin Web tabanlı ders programları oluşturma çalışmaları var ve kar amacı gütmeyen bir dizi kurumlar da çevrimiçi akademik derece edinme fırsatları sunmaktadır.  1998’den beri  "Sanal üniversite" kavramının yükselişi Dünya Ticaret Örgütü sekreteryası tarafından bile tarif edilmiştir. Fakat, şimdiye kadar, geleneksel yükseköğretim modeli, büyük ölçüde,  bu "potansiyel olarak dönüştürücü ve değiştirici online teknoloji"den,  "birçok genç üniversite öğrencisinin hala geleneksel üniversite ve kampüs hayatının faydalarından güvence araraması" sebebiyle fazla etkilenmemiştir.

Ancak son zamanlarda, üst seviye araştırma üniversiteleri büyük bir tantana ile birkaç kar amacı gütmeyen şirket ile işbirliği içinde, bu alana girmeye başladılar. Bu sistemde, bazı açık online kurslar ücretsizdir ve dünya çapında milyonlarca insan tarafından kullanılması beklenmektedir. Örneğin, ABD üniversitelerinden; Stanford, Harvard ve MIT bu hareketin öncülüğünü üstlenmişlerdir.  

Korumacılık Tehdidinden Gizlenme ve Online Eğitimde Serbest Ticaret

Bu alanda ne gibi ticari engeller görülebilir? Gelişmeler henüz erken bir aşamadayken ve bir parça tartışmanın gerektiği düşünülürken, bazı somut örnekler vermeliyiz. İlk olarak, Amerika’da karşılaşılmış problemlerde olduğu gibi, hükümet izni olmadan ve vergi ödemeden ücretsiz online eğitim sağlayamayacağı konusunda bir genel engelleyici görüş gelişmektedir. Eğer dünya çapında işleyen bir online üniversitenin bütün alt hükümetlerin tamamından izin alması gerekiyorsa, bu durumda yönetim maliyetleri, sadece bir bölgedeki tek bir geleneksel kurumun maliyetlerinden bile daha yüksek olacaktır.

İkinci bir örnek konu; akreditasyon organlarının yabancı online eğitime benzer engeller çıkarmakta olmalarıdır.

Daha genel olarak konuşursak, "Ders materyallerinin elektronik iletimiyle ilgili kısıtlamalar", "kullanımdaki ithal eğitim malzemeleri" üstündeki kısıtlamalar, "Uzaktan eğitim yoluyla elde edilen yeterliliklerin tanınmaması", "kota veya ekonomik ihtiyaçları test ederek tedarikçilerin sayısını sınırlamak" ,  "ödeme ve yurt dışına fon transferi için kısıtlama",  "Ayrımcı yerel akreditasyon ve tanıma gereksinimleri" , "Sunulabilir derslerin türleri üzerinde kısıtlama" ve "yabancı kurumun fiziksel varlığı veya yerel ortak kullanımını gerektiren tedbirleri ölçme" eğilimleri; bu biçimsel ticaret engelleri ile bazı ekonomilerde, sınır ötesi uzaktan eğitim programlarının ve derecelerinin, yerel varlığına resmi onay mekanizmasıyla engeller çıkarıyor.

Ticaret için var olan uluslararası yasal çerçeve

Bu gibi ticaret engelleriyle mücadele etmek için, Türkiye’deki girişimcilerin de, bu alanda korumacılığı sınırlamak için uluslararası kurallar koyma konusunu artık konuşmaya değer bulmaları gerekmektedir.  Yükseköğretim uluslararası hizmet ticaretine ilişkin yasal çerçeve, bir dizi faktörle zorlaştırılmıştır. Bunlar;

  • Bazı çok taraflı, bazı bölgesel, bazı ikili uluslararası anlaşmalar,
  • Hizmet ticaretini serbestleştirme konusunda taahhütlerdeki iki rakip yaklaşım "pozitif liste" ve "negatif liste" ( GATS ve Dünya Ticaret Örgütü taahhütlerine hükümetler tarafından yapılan tekliflerdeki sınırlılıklar)
  • Hizmet ticareti engellerinin önündeki doğal engelleyiciler, ticaret mallarına sınır engelleri
  • Hizmet ticaretinin ”arz yöntemleri ” olarak özetlenebilir.

Bu bakımlardan, pazara giriş karmaşıktır. Eğitim sektöründe, Hükümet tarafından dikte edilmiş ‘akreditasyon politikaları’, listelenmiş ürünlerin birkaçında tedarikçilerin sayısını sınırlayabilir.

Eğitim Hizmetlerinde Hükümetin Rolü

Yukarıda bahsedildiği gibi, devletin tutumu, eğitim sektörü için de oldukça önemlidir. Bilinen şudur ki; bu güne dek, çeşitli biçimlerde AKP Hükümeti ve Milli Eğitim mekanizması, ticaretin serbestleştirilmesi hedefini zorlaştırmıştır.

Devlet Yükseköğretim kurumlarını doğrudan yönetirse, hükümet katılımının güçlü formu, bu tür kuruluşlarda  kamu iktisadi teşebbüsleri mantığıyla, yerel öğrenciler için düşük harç oranları ile, yerelleşmiş eğitimi kollayarak, kendi sınırları içindeki öğrencilere başvurularda tercih önceliği vermek yoluyla, yeni yerel vergi mükellefleri kazanmak hedefi doğrultusunda olacaktır.
Bu devlet kurumlarının ötesinde, hükümetin katılımında eğitim için sübvansiyonlar görülebilir. Bu sübvansiyonlar, sağlanan parayla, yoksul ve orta gelirli öğrenciler için özel üniversitelerin yüksek öğrenim maliyetlerini dengelemek için kullanılır.

Sonuç olarak, akreditasyonun karmaşık rolü ile de, eğitim kurumlarının yetkinlik tasdik ve belli bir kalite seviyesine işaret, mevcut sistemde, akreditasyon elde etmek için yerel başarısızlıkları bile, başarı gibi göstermeye yöneliktir.

Mevcut eğitim sektörünün bu yönlerinin reforma ihtiyacı olduğu tartışılmaz bir gerçektir.

Gelinen noktada, AKP hükümetinin yükseköğretimi, "hükümet otoritesinin egzersiz edildiği bir alana dönüştürmüş olduğu" ve ne ticari bazda ne de bir veya daha fazla servis sağlayıcı ile rekabet içinde sağlanan herhangi bir hizmet üretmeyi başaramamış olduğu izlenmektedir.  Yüksek öğrenimin tek sağlayıcısının devlet olmadığı ülkelerde, alanda, özel yarış olduğu ve genellikle bir ticari temelin mevcudiyeti açıktır.  Bu nedenle devlet tarafından sağlanan yüksek öğrenim haricinde, çevrimiçi üniversitelere de sektörü serbestleştirmek büyük önem taşımaktadır.

Özetle, çevrimiçi sınırötesi üniversiteler konusunda, sonuç olarak tartışılması gerekecek öneriler, şunlardır.

  1. Akreditasyon kurumları, kamu veya özel olsun, yabancı kuruluşlara karşı, açıkça ya da örtülü bir şekilde, ayrımcı bir tavır takınmamalıdır.
  2. Çevrimiçi derecelerin tüm dünyada geçerliliği üzerine uluslar arası duyarlılık geliştirilmeli ve bağlayıcı anlaşmalara zemin hazırlanmalıdır.
  3. Geleneksel ve melez programların çevrimiçine dönüşümü hızlandırılmalıdır.
  4. Sübvansiyonlar yurtiçi eğitim kurumları için değil, öğrencilere sunulabilecek sınır ötesi çevrimiçi fırsatlar için de açık olmalıdır.
  5. Devlet tarafından işletilen çevrimiçi üniversiteler, harç oranlarını daha düşük tutarak, tercihlerde haksız rekabete sebebiyet vermemelidir.
  6. Kabul, müfredat ve okul ücreti ilkeleri yabancı kurumlara karşı ayrımcılık içermemelidir.

Sonuç olarak, yukarıda belirtildiği gibi, bu serbestleşme ve eğitimde liberalleşme taahhütleri hedeflerini başarmak zor gibi görünse de,  çevrimiçi  yükseköğretimin büyümesi, mevcut eğitim sektörünün geleneksel yapısındaki dönüşümle birlikte, kaçınılması güç bir gelişim alanıdır.  Müzik, kitap ve film endüstrisinin de yapmak zorunda olduğu gibi geleneksel yükseköğretim kurumlarının da çevrimiçi dünyaya uyum sağlamaya daha çok gereksinimleri vardır. Eğitim sektörü bundan on yıl sonra, şimdiki yapısından çok daha farklı bir şekilde olacaktır. Online yükseköğretim, devlet tarafından yürütülen kuruluşlar, fayda gözetmeyen kuruluşlar ve fayda gözeten kuruluşlar için bir yarış alanı ise, gelişen yeni pazar yapısında, devletin rolünün azalacağı, kar amaçlı şirketlerin varlığındaysa önemli bir artış olacağı kesindir.

Umuyoruz ki, yüksek kalitede eğitime erişimin, dünyadaki herkes için makul fiyatlarda kullanılabilir olabilmesi için, hükümet mevcut engelleyici vizyon noksanlığından bir an evvel kurtulsun.

           

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sayın Hocam. Sizin bu yazınız da bir bakıma engelleyici bir unsur. Açıkça değilse bile dolaylı olarak "siz bu işi beceremezsiniz..." demeye getirmişsiniz. bence Eğitimimizi Uluslarası platformlara açmak AB girmek kadar önemlidir. Ama bunun için daha çok "altta" engelleyici unsurlar daha çoktur. En önemlisi de yabancı dil bilenlerin sayısının az olmasıdır... Gerisi aşılır. Ama konuya açık olmak gerekir. Saygılar selamlar efendim.

Erdal Ceyhan 
 17.02.2013 11:56
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 42
Toplam yorum
: 17
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 367
Kayıt tarihi
: 21.03.12
 
 

Halk Sağlığı Profesörü, Kamu Yönetimi ve Avrupa Birliği Uzmanı   ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster