Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Nisan '20

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
113
 

Cezaevinden izinli çıktım.

 İki gün önce Korona karantinasında 19.günümü geçiriyordum. Bu kadar gün kimseyi görmeden evde tek başıma yaşamanın verdiği bunalımla ofloya poflaya odadan odaya dolaşırken büyük kızım telefon etti. 

 Yazılarımı okuyanlar anımsayacaklar. Kızım iki apartıman yakınımda oturuyor. Kızıma ruh halımı anlatınca sanırım çok endişelendi ve bana 'Anneciğim gerekli önlemleri alıp kendini bizim eve at.İki haftadır eşim ve çocuklar, ben de dahil sokağa çıkmadık Mikrobumuz olduğunu sanmıyorum.'dedi.Onlarda mikrop yoktu belki ama birinci kattaki komşularında corona virüsü çıktığını ve karantinaya alındıklarını duymuştum. Hatta apartıman görevlisine kızıma pişirdiğim bir yemeği götürmesini rica ettiğimde bana 'Ben o apartımana gitmem artık.'diye cevap vermişti.

 Ben öylesine bunalmıştım ki gözüm hiç bir şey görmedi. Giyindim, Maskemi eldivenlerimi taktım.Elimde dezenfeksiyon mendilleri asansörün düğmelerine dikkatle basarak apartımandan çıktım. F tipi cezaevinden izinli çıkmış mahkum modundaydım. Sokaklar tenhaydı. Eve yaklaşırken önümde yürüyen hanım birden durdu. Ben de sosyal mesafeyi koruyarak durdum. Kadıncağızın neden durduğunu düşünürken birden 10 metre ötede 3 tane banka görevlisinin banka kapısında konuştuklarını gördüm. Hanım çantasını açtı ve bir maske çıkardı, yüzüne taktı. O yürümeye başlayınca ben de yürümeye başladım ben hemen kızımın apartımanına kapağı attım.

 Yukarı çıkıp  kapıyı çalınca ayakkabılarımı dışarda bırakıp, eldivenlerimi elimden çıkarıp bir naylon torbaya koydum. Eve girince kimseye merhaba demeden çamaşırhaneye girip üstümdekileri çıkardım ve makineye attım.

  Bu arada ellerimi 30 saniye iyice yıkayıp kolonya ile dezenfekte ettikten sonra kızımla , torunlarımla merhabalaşma zamanı gelmişti.Tabii uzaktan el sıkmadan, mesafeyi koruyarak.

 Günlerce o kadar bunalmışım  ki bu sosyal ilişki bana çok iyi geldi. Bir gün önce kızımın doğum günüydü. Aynı şehirde, aynı mahallede, aramızda 100 metre bile mesafe yokken ayrı doğum günü kutlamak çok zordu. Doğum günü sabahı kızıma lahana, biber dolması ve kıymalı börek yaptım ve apartıman görevlisi ile gönderdim. O da sokağa çıkıp pasta alma şansı olmadığı için kendi imkanları ile mozaik pasta yapmış.

 Gece Amerika'dan Burcu ve çocukları, İstanbul'dan kardeşim, ben ve Ebru, çocukları ve eşi konferans görüntülü görüşme ile doğum günü kutlaması yaptık. Ebru pastasını üflerken ağlamamak için kendimi zor tuttum. Acaba seneye doğum günlerini görebilecek miydim evlatlarımın.

 İşte bu acıklı doğum günü kutlamasından sonra ertesi gün bir araya gelince hakiki bir doğum günü kutlaması yapalım dedik. Kızım güzel bir yemek hazırladı. Damadım torunlarım Ural ve İdil , kızım ve ben masa başında yemek yemek, sohbet etmek ve biz büyükler şerefe kadeh kaldırırken ne kadar mutluyduk.

 O gece günlerdir ilk defa çok rahat bir uyku uyudum. Gecelerce evimde terden uyanıp sabahlara kadar hastalık endişesi ile uykusu kaçan ben değildim sanki.

 Sabah kahvaltı masasında mutluluğum devam etti. Bir yandan sokağa  çıkmanın verdiği vicdan azabı, mikrop kapma endişesi, buna karşılık evlatlarımın yanında olmanın verdiği güven ve huzur.

 Gün boyu sohbet ettik, Televizyonda film seyrettik. Amerika'daki küçük kızım ile konuştuk.

 Bu sabah herkes uyurken evime döndüm. Zira damadım bu sabah sokağa çıktı. Şirketlerinde çalışan personelin devletten alacağı maaş desteği için SSK ya gitmek zorundaydı.

 Ben evden sokağa çıkan bir kişinin mikrop getirme riski olacağnı düşünerek gene maskemi, eldivenlerimi takıp korka korka evime döndüm. 

 İki gece hapishaneden izinli çıkmanın verdiği mutluluğun yanında eve dönmenin verdiği sıkıntılar var. 

 Şimdi 14 gün saymaya bügünden başlıyorum tekrar. Korkuyorum. Ülkem bu virüste en riskli ülkelerden biri. izmir En riskli ikinci şehir. İzmir'de Alsancak Kordon en riski mahalle. Ben yaşım ve tansiyon hastası olduğum için en riskli gruptayım. Bu kadar risk sonucunda umarım gelecek günler bana kötü süprizler yapmaz.

 Korkuyorum. Haksız mıyım?

 

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İyi yapmışsınız Oya Ablacığım. Sizin adınıza çok sevindim. Ben de bugün markete gittim, içimdeki korkuyu biraz yendim. Yazınızı zevkle okudum. Size mutlu günler diliyorum. Yine yazın! Görüşmek dileği ile. Selam ve saygılarımla.

Dr Atanur Yıldız 
 02.04.2020 12:54
Cevap :
Yorumunuz için çok teşekkür ederim Sayın Yazarım.Yazacağım.Umarım yazabilecek durumda olurum. Umudumu yüksek tutmaya çalışıyorum. Selam ve sevgilerimle  03.04.2020 10:04
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 825
Toplam yorum
: 1069
Toplam mesaj
: 22
Ort. okunma sayısı
: 1032
Kayıt tarihi
: 26.04.11
 
 

Ben emekli bir iktisatçıyım. 21 yıldır bir sanatçı annesiyim. Küçük kızım klasik müziğe eğilim gö..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster