Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Aralık '12

 
Kategori
Doğal Hayat / Çevre
Okunma Sayısı
251
 

Cezaların yaptırım gücü olmazsa; yaş da gider baş da...

Cezaların yaptırım gücü olmazsa; yaş da gider baş da...
 

Güllük'te elektrikli testereyle zeytin ağacı katli.


Yaklaşık iki yıldır Milas Güllük'te yaşıyorum. Aydın ve vatandaş duyarlılığı ile yerel sorunlara ilişkin görüşlerimi sözlü ve yazılı olarak çeşitli zeminlerde duyurmaya çalışıyorum. Daha güzel bir dünya ve gelecek için... Yerel gibi görünse de beni ve başkalarını rahatsız eden bu sorunlar aslında hepimizi ilgilendiriyor. Konuyu iki örnek olayla açıklayacağım. Her iki olayda da sorunun ana nedeni; cezaların yaptırım gücünün olmaması gibi görünüyor. Ayrıca, cana, mala, doğaya ve ekonomiye zarar getiren iki olaya yol açanların cehaleti, eğitimsizliği ya da umursamazlığı, bencilliği de etken kuşkusuz.

Yük güvenliği

Ülkemizde karayollarında yolculuk yapan birilerinin, önünde giden tırın ya da kamyonun yük güvenliğinin sağlanmamış olması nedeniyle ölümcül bir trafik kazası yapması kaçınılmaz olabiliyor ne yazık ki.

Güllük yolu üzerinde çok sayıda balıkçılık ve yem fabrikası var. İçi buz dolu kasalara yüklenen balıklar, gece gündüz yurtiçi ve yurtdışına tırlarla sevkediliyor. Bu yükü taşıyan tırlar genelde yüklerinin sularını akıta akıta yol alıyor. Yıllarca büyük kentlerde bile çöp kamyonlarının pis sularını sızdırarak gitmesini kanıksamış bizler için bunun ne önemi var değil mi?

Geçen Kurban Bayramı'nda bir arkadaşımın akrabası, Güllük'ten şehirlerarası karayoluna bağlanan kavşağa doğru giderken, yabancı bir balıkçılık şirketinin fabrikasından yükünü almış tır önüne çıkıyor. Tır yüklendiği levreğin sularını akıtarak yoluna devam ederken (levrek balığının sümük gibi kaygan bir suyu olurmuş), arkadada düşük hızla yol otomobil kayarak takla atıyor. Sürücüsü komaya girdi ve uzun süre yoğun bakımda kaldı.

Olayı duyunca tabii ki çok üzüldük. Peki suçlu ve sorumlu kim ya da kimler?

Yıllarca Avrupa karayollarında direksiyon sallamış, orta yaşlı deneyimli bir tır şoförünün, bana yıllar önce anlattığı olayı anımsadım. Kamyonun kasasından sıvı bir madde sızıyor diye trafik polisi tarafından durdurulmuş. Akan sıvı su olmasına karşın sırtındaki kabanını çıkarıp asfaltı silmiş; korkusundan, ceza almamak için...

Bizdeki Karayolları Taşıma Yönetmeliği şöyle diyor:

"MADDE 7 – (1) Taşımacılık faaliyetleri; ekonomik, seri, elverişli, güvenli, çevreye kötü etkisi en aza indirilecek, fert, toplum ve çevre sağlığı ile bunların güvenliğini olumsuz yönde etkilemeyecek ve kamu yararını gözetecek tarzda serbest rekabet ortamında gerçekleştirilir."

Ayrıca başka bir madde de; "Yetki belgesi sahipleri; Yol ve araç güvenliğine, Çevrenin korunmasına ilişkin kurallara uygun faaliyette bulunmakla yükümlüdürler..." deniyor.

Yani anlattığım olayda taşımacılık şirketi ve tır sürücüsü, yönetmelik hükümlerini çiğnemiştir. Peki bunun ne gibi yaptırımı var? İzmir Kamyoncular Odası Başkanı Yıldırım Kaya'ya sordum. "Yakalanırsa ya da biri ihbar ederse, bir ihtar ve 110 TL. Para cezası var. Beş ihtar alınca, yetki belgesi iptal ediliyor. Beş ihtar 550 TL. ceza demek. Yaptırım gücü yok yani" diye yanıtladı sorumu. Burada para cezasından çok, yetki belgesinin iptali cezasının yaptırım gücü varmış gibi görünüyor. Ama, o da bir memura yakalanırsa ve ihbar edilirse... Bu duyarlılığa sahip kaç vatandaş var? Cezaların yaptırım gücü yok denecek kadar azsa, iş nakliyecinin vicdanına kalmış görünüyor.

***

Kültürümüzde "Yaş kesen baş keser" diye güzel bir söz var. Son üç beş ay içerisinde Güllük'te o kadar çok zeytin ağacı kesimine tanık oldum ki... Yüzlerce yıllık ömrü olan, kutsal sayılan, üstelik "izinsiz" kesilmesi yasaklanmış zeytin ağaçları elektrikli testerelerle öyle bir katlediliyor ki, içler acısı! Yine, iş vicdanlara kalmış gözüküyor... Çünkü, son yasal düzenlemelere göre zeytin ağcının izinsiz kesilmesi ya da sökülmesinin cezası ağaç başına 60 liraymış. Bir zeytin ağacından çıkan kilolarca odunun bedeli ise bu cezayı kat be kat aşıyormuş.

Peki zeytin ağaçlarının sökülmesine ya da kesilmesi için kimden izin alınması gerekiyor? Tarım il müdürlüklerinden... Müdürlükler de genelde izin vermediğinden, yazlık ev, turistik tesis yapmak isteyen arazi sahipleri, umursamazca, (ağaçların ve bizlerin) göz yaşına bakmadan, onlarca zeytin ağacını kesiyor.

Zeytin ve zeytinyağı ile tanınan, övünen Muğla, Türkiye'de zeytinağaçlarının azaldığı üç il arasında. Niye mi? Zeytinağaçları deniz kıyılarını seviyor ve verim kıyılara indikçe artıyormuş. Ama, deniz kıyıları yazlık ev, site, turistik tesis için biçilmiş kaftan; üstelik bunların parasal getirisi daha fazla! Çünkü, üreticiler yıllar geçtikçe zeytin ve zeytinyağından daha az kazanıyorlar.

Elbette, cezalar ve denetimler artırılmalı. Ama, uzun vadeli ve kalıcı çözüm; ülke genelinde zeytin ve zeytinyağı tüketimini arttırmak. Üstelik bunun, salt ülke ekonomisine, çevreye değil, halk sağlığına da yararı olacaktır.

Umarım önümüzdeki günlerde başka zeytinağaçlarının katlini izlemek zorunda kalmam.

Nasıl ki kişilere "yaşından başından ötürü" saygı duyuyorsak, "yaş"a ve "baş"a da saygı duyalım, değer verelim. Doğamız, dünyamız, kendimiz ve geleceğimiz için asıl yarar sağlayacak budur.

 

Gülçin ERŞEN – Güllük / 12 Aralık 2012

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 133
Toplam yorum
: 101
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 812
Kayıt tarihi
: 06.07.11
 
 

Ankara Üniversitesi Basın Yayın Yüksekokulu (İletişim Fakültesi) Radyo ve Televizyon Bölümü mezun..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster