Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Ekim '16

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
67
 

Challenge: Fıkhı Ekber

Challenge: Fıkhı Ekber
 

Ulu Tanrı Türk milletini korusun!
 
Aylardır, yıllardır bir mesele ile uğraşıyorum, takipçi arkadaşlarım ve derslerimize gelen arkadaşlar bilecektir, bu mesele benim şahsi meselem değil bu ülkenin meselesidir. 
 
Bu mesele, Müslümanların modernlik (ya da postmodernlik) ile nasıl bir ilişki kuracağı/kurabileceği meselesidir. Yaşadığımız dünya ile inandığımız dünya arasındaki fark, her zaman vardı, her zaman da varolacaktır: İslam, garip doğdu, garip olacaktır ! Müslüman bu şekilde gurbette olmanın garipliği ile yaşar. Dünya, Müslümanın gurbetidir. 
 
Müslüman alimler, inandığımız ve yaşadığımız dünyanın farkına karşı hep ayık olmuş, Müslümanları bu fark konusunda bilinçlendirmişlerdir. Bu bilinçlendirmenin adı Fıkhı Ekber’dir; İmam-Azam, Fıkhı Ekber geleneğini başlatan alimdir. 
 
Nedir Fıkhı Ekber geleneği? Yaşanılan dünyaya inançla karşı koyuştur(challenge). İmam-ı Azam özelinde; dinin fıkhını, ahkamından üstün görüp kurtuluşu tahkikte aramaktır. İmam Maturidi için fıkıh'ın yerini kelam almıştır, felsefi yoğunluk artmıştır. İmam Gazali için Fıkhı Ekber; felsefe ile mücadeledir, bu mücadeleyi yine felsefe ile yaptığı için Gazali'yi bu geleneğin dışına çıkarmak yanlıştır(ki medrese müfredatına Mantık ilmini sokan alim Gazali’dir.) İbnül-Arabi, Gazali'yi bu gelenekte yakın-önderi kabul eder. İbnül-Arabi ile birlikte, Fıkhı Ekber geleneği tasavvuf ile sürdü. Fıkıh, Kelam, Felsefe, Tasavvuf.
 
Şimdilik bunun üzerinde çok duramayacağım, önceleri çok yazdım. 
 
Bu yazının bağlamında şunu sormak istiyorum: Modernlik'e karşı, Fıkhı Ekber geleneğimiz ne dedi? İmam-ı Azam berraklığında, İmam Gazali sertliğinde bir karşı-koyuş(challenge) oldu mu? 
 
Olmadı!
 
Esas meselemiz bu.
 
Bugün; cemaat yapılanmasına sahip bir terör örgütü ile karşı karşıyayız. Hem dini bir cemaat hem de terör örgütü! Bu örgütün, cemaat türünde dini bir yapı olarak kendini sunabilme imkanına işaret etmek istiyorum. Yıllarca gelişti, büyüdü: Karşı çıkanlar ile önlerini açanlar; bir Fıkhı Ekber geleneği içinde temellendirilmiş kavram ve olgularla hareket etmek etmedikleri için bugün bu hale geldik... Dindar kesimin bir kısmı bu boşluğu fırsat bildi, biliyor; Geçici-gündelik menfaatlerini bu boşlukta tekinsiz işbirlikleriyle sağladı, sağlıyor.
 
Tekrar ve tekrar söylüyorum, Müslümanca bir yaşamın (post)modernlik ile ilişkisi açıkça ortaya konulmadıkça sıkıntılarımız devam edecektir. 
***
Bu ilişki nasıl ortaya konulacaktır, bunun çabası nasıl verilecektir, somut bir örnek :
 
Bir cemaat/tarikat içerisindeki önemli olgulardandır; biat, intisap... Modern dünyanın siyasi formunun temel prensiplerinden eşitlik ile bu olgular karşı karşıya gelir. Bu olguların siyasileşmeden, kültürel olarak yaşanması, bugünkü(postmodern) siyasi yapı için mümkündür. 
 
Bu intisap, biat gibi olguları, siyasal alana taşıdığınızda ne olur?--15 Temmuz'daki yaşananlar. Kendi halkını bombalayan subayın bombalama emrine itaati; şeyhine/liderine intisabını, biatını pekiştirdi! 
 
Modern askeri/siyasi bürokrasinin temel niteliği yasal-akılcılık (Weber), içerisinde cemaat ve tarikat barındaramaz! 
 
Modern siyasi alan, cemaat ve tarikat ilişkilerini meşru bulduğu anda, kendi temel ilkelerinden vazgeçmiş olur, kendini reddetmiş olur. 
 
(Siyasi ve idari alanlarda bunu reddetmek, kültürel alanlarda da reddetmeyi gerektirmez. Özel hayatta bu türden aidiyet haklarını savunduğumu belirtmek bile istemiyorum. Özel-kamusal hayat ayrımı başka bir yazının konusu.) 
***
Fıkhı Ekber geleneği, bugünkü dünyaya Müslüman-bilincin tavrını açıkça ortaya koymazsa, modern laik bir hukuk devletinde bir Müslüman ne yapacağını bilemez. Dün güvenilir olanın bugün terörist olduğu fark edilir. Laiklik, dine karşı sanılırken, dini koruyan bir değer olduğunu öğrenilir. Hukuk devleti, şeri ahkam esası almıyor diye hor görülürken, herkese lazım olduğu, vazgeçilmez olduğu öğrenilir. Milliyetçilik, kavmiyetçilik sanılırken bir hakimiyet ve mücadele meselesi olduğunu öğrenilir.
Mesele uzun, ama son cümle: Türk devleti, kaderini komformist dindarlara bırakamaz!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 60
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 324
Kayıt tarihi
: 07.09.16
 
 

SBF-Mülkiye mezunu, TCDD'de Memur. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster