Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Ocak '15

 
Kategori
Blog yazarları tartışıyor!
Okunma Sayısı
144
 

Charlie Hebdo katliamı; İslam inancında olanların ikilemi ve aydın dindar-yobaz dindar

Charlie Hebdo katliamı; İslam inancında olanların ikilemi ve aydın dindar-yobaz dindar
 

Murat Ahmeti - Kosova Cumhuriyeti


Bu katliamla ilgili haberleri izlerken iki durumumu aktarmak isterim. Birincisi ABD yetkilisinin bir açıklaması idi; terör tamamiyle sona erene kadar mücadele edeceğiz.

Bir diğeri ise Türkiye’de diyanetinden ya da herhangi bir İslam inançlı birinden duyulabilecek bir şey; Müslümanlar öldürülürken Batı neredeydi?

Açıkçası bu ikisi de ikiyüzlü bir tutum.

Birincisi terörü, kendi yarattığı terörden azade görüyor. İkincisi ise katliamı eleştirir gibi görünürken aslında katliam potansiyellerine katkıya cevaz veriyor.

Batı’nın özellikle ABD’nin suçları saymakla bitmez herhalde. Cesamet açısından onlara karşı yapılan katliamlar herhalde çok küçük bile kalabilir. Bunları herkes biliyor da, adam kalkıp, terörü bitireceğiz derken, kendisini dışarda bırakması traji komik oluyor.

Bu taraftan ise bir katliamı kayıtsız, şartsız, koşulsuz bir şekilde reddetmek yerine, gerekçeler, mazeretler, koşullar öne sürmeye başladığında aslında, satır arasında, bir üstteki paragrafta yazdığım düşünceye sahip olduğunu gösteriyor. Bu size müstehaktır.

Evet, bu da başka bir traji komik durum, güya terörü reddediyor ama, size müstahaktır diyerek, savaş bayrağını elinde tutuyor.

İki bakış açısı da güya görünüşte iyi, ama ikisi de iki yüzlü.

Batı’nın, özellikle ABD’nin terörizmden kurtulması herhalde, insanlık ile ilgili bir sorun, belki insanlık teröristlikten hiç kurtulamayacak, çünkü hayat, ölümüne bir savaş. Aynı itki bu taraf için de geçerli, bir şekilde karşıtlaşmış inanç sistemleri, ölümüne savaş halinde.

Bu ölümüne savaş, söylenildiği gibi, sizce gerçekten aşırı uçlular arasında mı?

Yukarıda söylediğim iki yüzlülük, ya da safdillilik bu noktada da ortaya çıkıyor. Genelde Batı’yı ve İslam’ı ayrı ayrı kurtarmak için, Charlie Hebdocularla, onları öldürenlerin ve benzerlerinin aşırı uçlar olduğu söylenerek, durum kurtarılmaya çalışılıyor. Gerçekten durum bu mu?

Asla böyle değil. Sandığımızdan çok daha fazla kişi Batı’da terörist, sandığımız çok daha fazla kişi İslam’da terörist.

Bizzat terörizme katılmak gerekmiyor. Terör eylemini gerçekleştiren insanlar, başka dış koşulların da etkisi altında olan, ele geçirilmiş ruhlar, dejenere olmuş kimlikler vs. vs.

Esas mesele bunları üreten toplumsal yapıdır. Toplumsal ruhtur. Zamanın ruhu diye her önüne gelenin kullandığı bir laf var. Biz de buna toplumsal ruh diyelim.

Batı yüzyıllardır süregelen üstünlüğünü, her zaman diğer geri kalmış toplumları sömürmek için kullanmış. Onların zenginliği belli ölçülerde bu sömürgenlikleridir. Sömürgen bir ülke ve vatandaşı, bu konfordan vazgeçebilir mi? Devlet aygıtı haline gelmiş sömürme düzenleri kelimenin gerçek anlamıyla terör de yapar ya da farklı ince terörlerle, ekonomik-kültürel vs. sömürge devlet olma üstünlüğünü sürdürür. Bundan da o toplumun bireyleri faydalanır.

İslam inançlılar için de durum, kendi iç dinamikleri açısından bundan farklı değildir.

Adam, örneğin Charlie Hebdo katliamını, koşullar, gerekçeler vs. yaratarak, kınar, ama esas olarak özünde, o terörizme zemin yaratacak bir ruhtan asla vazgeçmez.

Bu durumu anlatmak için, aydın dindar, yobaz dindar kavramımı kullanabilirim.

Aydın dindar dediğim, inançlara nesnel gerçeklik değil, öznel gerçeklik olarak bakar. Bu şu demektir, ‘gerçekten, nesnel olarak bir Tanrı yoktur, gerçekten bir Peygamber yoktur, gerçekten bir kutsal kitap yoktur. Ancak ben öznel olarak, bir Tanrı olduğuna, bir peygamber ya da peygamberler olduğuna, bir ya da pek çok kutsal kitap olduğuna vs. inanıyorum,’ demektir. ‘Evet, bu nesnel olarak bir bilgi değildir, bir inançtır.’ Aydın dindar böyle düşünür. Bu adamın da, ayaklarının dibine kadar eğilinir. Hele bu çağda! Çünkü o kadar azlar ki! Peki yobaz dindar ne yapar? O ise inancın inanç olduğunun farkında değildir, onu bilgi sanar. Öznel inancını nesnelleştirir. Bunu yaptığı anda, yobazlaşır. Ve pek çok masum ruhlu insan, salt bu yanılgıdan dolayı, çok çok iyi niyetlilik içinde, dinler için savaşabilir.

Peki bu yanılgıyı üreten kimdir? Bunu yanılgıyı üreten, güya kalkıp Charlie Hebdo katliamını koşullarla, gerekçelerle kınayanlardır. Bunun dışında olağan zamanlarda, bu ayrımı yapmayan dindarlığı yayan, savunan, üreten herkes, bu tür katliamların potansiyel destekçisidir.

Peki bunları üretenleri üreten kimdir? Bunun iki ayağı olabilir, en birincisi, tabiki kültürel, toplumsal, ekonomik savaştır. Tüm dinlerin, tüm her şeyin altında, insanoğlunun yaşam mücadelesi vardır. Birey olarak buna başlar, ama sonra, başka bağlamlarda bunu sürdürür. Bu, kabile olur, klan olur, din olur, millet olur vs. vs. Bunlar ideolijik söylemlerini üretirler ve bunlar dinsel kitaplar ya da eserler de olabilir. Bu toplumlar içinde yaşayanlar da, çoğunlukla bilinçsiz ve farkındalıksız olarak bunları destekler, kimi hiç farkında olmayacak kadar ilgisiz olabilir, ama bazı kesimleri at başıdır, fikir üretir, yayar vs. Bazıları ise gider terör yapar, adam öldürür. Dolayısıyla bütün bu süreç iç ilişkilidir. İkincisi ise kutsal kitabın içeriksel dili, amaçları ve ürettiği politikadır.

Velhasıl, oraya bakıyorum, hadi ordan iki yüzlü, buraya bakıyorum, sana da hadi ordan iki yüzlü diyorum.

Kayıtsız şartsız şiddeti reddeden, inançlarının sınırlarını bilen, neyin bilgi neyin inanç olduğunun farkında olan, kendi toplumu için başka toplumları sömürmeyen, fiili, ekonomik, kültürel terör yapmayan bir dünya düzeni hayal tabi. Sonuçta, hayat bir savaşım ve bunun mutlak kuralı yok. Kuralı koyan ise gücü ele geçirendir. Kural koyulur ve baskı kurulur ve hayat sürer ta ki yeni mağlubiyetlere kadar ve sonra da galibiyetlerin sırası yeniden gelene kadar. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba, bilinçli, yobaz ve bunların dışında göstermelik, Cuma'dan Cuma'ya camiye giden ancak halkın dini duygularını sömürenleri de unutmamak gerek! Selamlar...

Mesut KARİP 
 30.01.2015 14:59
Cevap :
Merhaba. Aynen..  06.02.2015 12:17
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 466
Toplam yorum
: 945
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 975
Kayıt tarihi
: 21.10.07
 
 

Ankara'da yaşıyorum. Çeşitli güncel konularda, zaman zaman "Neden olaya böyle bakılmıyor?" diye d..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster