Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Eylül '06

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
1067
 

CHP ne kadar sosyal demokrat?

CHP ne kadar sosyal demokrat?
 

Sosyal demokrasi ya da demokratik sol, bugün çeşitli ülkelerde çeşitli partilerce var olmayı sürdürmektedir. Amerika'ya bakacak olursak, sol ideolojiyi kendi rejimine tehdit sayıp uzun süre Soğuk Savaş'ın içinde bulunan bir ülke olarak, sosyal demokrat herhangi bir parti göremeyiz, seçimler Cumhuriyetçiler ile Demokratlar arasında olmaktadır.

Buna rağmen Güney Amerika'ya baktığımızda, birçok ülkede sosyal demokrat olan partilerin iktidarda olduğunu görmekteyiz. Güney Amerikalılar, kendilerini "A.B.D.'ye yakın, Tanrı'ya uzak" olarak gördüklerinden bu kıtadaki ülkelerde "sol" yükselişe geçmiş ve iktidarda yerini almıştır. Kuşkusuz, bunda A.B.D.'nin, Güney Amerika'yı kendi "arka bahçesi" olarak görmesi ve dış politikasını bu şekilde düzenlemesi de diğer önemli bir sebeptir.

Sosyal demokrasinin daha "koyu" bir şekilde uygulanan ülkelerden biri de Rusya'dır. Sovyetlere baktığımızda, özellikle Stalin zamanıyla beraber solu "yanlış bir şekilde" uyguladıkları ortaya çıkmaktadır. Stalin zamanıyla beraber sol, çok daha despotik bir hale girmiştir. Öyle ki, Stalin zamanında, bu rejim baskıcı bir rejim haline dönüşmüş ve içinde Ukrayna, Özbekistan, Tacikistan, Ermenistan, Türkmenistan vatandaşlarının da bulunduğu aydınlar, toplu mezarlarda yerini almışlardır. Stalin'in gazabından etkilenenler arasında çok sayıda Türk vatandaşı ve Türkiye doğumlu Yunan, Süryani, Yahudi ve Ermeni'nin de olduğu bilinmektedir.

Avrupa'ya baktığımızda ise sosyal demokrat olan partilerin varlığını kolayca görebilmekteyiz. Özellikle bu partiler, Kuzey Avrupa'da iktidarda olup, iktidarda olan ülkelerin "refah ve huzur"un yüksek olduğunu da görmekteyiz. Avrupa'da, seçimler ise Muhafazakarlar(ve türevleri) ile Sosyal Demokratlar arasında gidip gelmektedir. Sosyal demokrasinin savunduğu ilkelerden olacak ki, bu ülkelerde yaşayan gurbetçilerimiz, yaşadıkları ülkelerde sosyal demokrat partiye oy verirler veya sosyal demokrat partilerden milletvekili olmaya çalışırlar.

Türkiye'ye baktığımızda ise kendisini "sosyal demokrat" olarak tanımlayan partiler olduğunu görmekteyiz. Özellikle CHP'nin bölünüp SHP ve DSP'nin oluşmasıyla, kendisini "sosyal demokrat" olarak tanımlayan partilerin çoğaldığını görmekteyiz. Her ne kadar, bu partiler kendilerini sosyal demokrat olarak tanımlasalar da, yaptıkları uygulamaya bakıldığında daha çok "milliyetçi" bir kimlik taşıdıklarını görmekteyiz. Yeri geldiğinde İşçi Partisi, MHP'den bile daha milliyetçi bir tavır takındığını görmekteyiz. Kıbrıs çıkarmasının MHP tarafından değil DSP tarafından yapıldığını biliyoruz. Dolayısıyla, Türkiye'de gerçek anlamda(Avrupa'nın sosyal demokrat partileri gibi), bir sosyal demokrat parti olduğunu söylemek doğru olmaz.

Türkiye'de sosyal demokrat bir partinin var olduğunu söylemek doğru olmaz, çünkü özellikle CHP de son günlerde, sosyal demokratik tavrını en net bir şekilde sergileyebileceği, Azınlık Vakıfları konusunda sergilediği tavır, sosyal demokrattan çok aşırı milliyetçi bir parti havası vermektedir. CHP'nin sergilediği bu tutumun, aşırı milliyetçilik çizgisinde olduğunu, Avrupa Parlementosundaki Vural Öğer tarafından, Avrupalıların CHP'yi nasıl gördükleri hakkında verdiği bu cevapla daha iyi anlaşılmaktadır.

CHP, özellikle Azınlık vakıflarında gösterdiği "Lozan delinir vs." gibi tavırda bulunması, vakıflar hakkında net bir bilgisi olmadığını izlenimini vermektedir. Çünkü, Türkiye'deki azınlıkların vakıfları hakkındaki konunun geçmişini bilen,bu konunun ne olduğunu araştıran herkes,T.B.M.M.'yi meşgul eden bu konunun aslında azınlıklara senelerce yapılan bir haksızlığa bir son vermek üzere gündeme getirildiği hakkında bir fikir sahibi olur. Peki, bu fikrin CHPlilerce bilinmemesi gibi(dolayısıyla karşı çıkılması) bir durum sözkonusu olabilir mi? Kuşkusuz, olamaz. Peki CHP lideri Deniz Baykal, bu şekilde bir tavır takınması nedendir?

Sanırım en önemli nedeni, oy kaygısıdır. Pekala kendisi de biliyordur ki, sergilediği bu tavırla, sosyal demokrat kimliğinin dışına taşsa dahi, özellikle milliyetçi kesimin ve popülizme inanan kesimin oyunu önemsiyordur. Ayrıca, özellikle yaşadıkları ülkelerde sosyal demokratlara oy veren ancak ülkemizde sağcı partilere oy veren gurbetçilerimizin de oyları peşinde olabilir. CHP'nin duruşunu böyle sergilemesi, sosyal demokrat tavrından ne kadar uzak olduğunun kanıtıdır. Belki de, CHP gibi köklü bir partinin, son darbeyle beraber tüm diğer partiler gibi kapatılması, sosyal demokrat duruşunu hiçbir zaman sergileyememesi yüzünden de olabilir.

Etkili muhalefet yapamadığı şeklinde eleştirilen Baykal'ın "Genç Bakış" adlı programdaki açıklamalarının bazılarını da şaşkınlıkla izlemekten kendimi alamadım. Özellikle , partinin darbeden sonra kendi tarafından kurulmasını öne çıkartmak için, CHP'nin darbe öncesi tarihini bir anda yok ediverdi. Sosyal demokrat tavrıyla çelişen Azınlık Vakıfları hakkındaki görüşlerini burada da yineleyen Baykal(ki bunun için protesto da edildi), özellikle programın hızlandırılması için, içinde Kürt sorunun da bulunduğu 3-4 sorunun beraber aldığı zamanda, Kürt sorunu hakkında cevap vermesi, ancak öğrencilerin haklı ısrarları sonucunda gerçekleşebildi.

Bunun yanısıra özellikle Rahşan Ecevit'in önderliğinde solu birarada buluşturmak için yaptığı çağrılara ret cevabı vermiş olan Baykal, kadınların partinin her alanında görev alması hakkında söyledikleri ve CHP'nin kendisini 2 kez çağırması sonucunda tekrar genel başkan olmasına atfen, koltuğunda zorla oturmadığına dair sözleri tepkiye neden oldu. Baykal dışındaki herkes biliyor ki, kendisi özellikle Mustafa Sarıgül'ün lider olarak adaylığı sonrasında koltuğuna "yapışmıştır".

Gerçi koltuk demişken, koltuğun Türk Siyasetinde önemli bir yeri olduğunu da belirtmemiz gerekir. Koltuk o kadar önemlidir ki, ceylan derisi ile kaplanılması gayet doğaldır. Bunun yanısıra gençliğinde, kendisinden daha yaşlı siyasetçiye, "yerini gençlere bırakması" isteyen siyasetçilerimiz de dahil olmak üzere, yaşları ilerlemiş olmuş olsa dahi siyasetçilerimiz; koltuklarından ayrılmayı istemezler, hakkında bunun için partinin bölünmesi bile göze alırlar. Bunun yanısıra seçimlerden yenilgiyle ayrılsalar dahi, Avrupa'daki siyasetçiler gibi koltuğunu kendi partisindeki daha başarılı bir siyasetçiye bırakmayı uygun görmezler ki bu da özellikle genç siyasetçilerin, siyaset arenasında boy gösterememesine neden olur.

Kısacası, Türkiye'de gerçek anlamda sosyal demokrat bir parti olmamasına rağmen, muhalefette etkisiz kalan Deniz Baykal'ın, koltuğu bırakmasının tam zamanıdır. Çünkü, artık halkımız popülizme( örneğin kendi iktidarlarında üniveristeye sınavsız girileceğini söylemesi gibi...) kanmadığını 2001 seçimlerinde AKP'ye oy vererek göstermiştir. Kendisi de kabul etmelidir ki; güncel sorunlara, 1930ların zihniyeti ve "Soğuk Savaş" zihniyetliyle bakması, bir çözüm getirmemektedir. Dolayısıyla, koltuğunu, partisindeki "gerçek bir sosyal demokrat"a bırakmasının tam sırasıdır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

chp nin sosyal demokratlığı akp nin cumhuriyet ve laiklik sevgisiyle aynı derecede...ANLAYIN İŞTE

kemal62 
 11.05.2007 15:42
Cevap :
Kesinlikle, çok haklısınız...Al birini vur ötekine...Yorum için teşekkürler.  11.05.2007 22:14
 

Yazdıklarına bakarak, siyasal kavramların tam karşılıklarını ve siyasi dengeleri yeterince iyi bilmediğini görüyorum. CHP'nin gerçek anlamda sosyal demokrat olmadığı tespitin doğru; ancak senin sözünü ettiğin nedenlerden dolayı değil! Bir Ermeni gözüyle, Baykal'ın toplumunuza karşı takındığı tavrı eleştirmişsin; duygusal yazmışsın yani. Güney Amerika'da yükselen sol rüzgarı iyi okumak gerekiyor; bununla beraber Güney Amerika toplumlarını, tarihini ve kültürünü de iyi tahlil etmek icap ediyor. Buradan yola çıkarak CHP'ye ulaşmanın mümkünatı yoktur. Kıbrıs çıkarması ile kastın 1974 ise, tarih kitaplarına yeniden bak derim sana. DSP'nin kuruluş yılına bak bir de. Milliyetçilik diye bahsettiğin kavram ise statükoculuk olmalı. CHP, tam anlamıyla statükocu bir partidir. Statükoyu savunduğu için de, sol kimliğini taşımamaktadır. Yazılarını çok beğeniyorum ama siyaset sana göre değil hocam...

Alptekin YILDIZ 
 04.10.2006 2:36
Cevap :
Yazıya giriş yaparken sosyal dmokrasinin çeşitli ülke ve kıtalardaki örneklerine yer vermem, CHPnin de sosyal demokrat olarak kendisini tanımlaması yüzündendir. Ayrıca, son zamanlarda, sosyal demokrat duruşunu en net sergileyebileceği bir konu olan vakıflar konusunu örnek vermem yazının ne kadar "Ermeni gözüyle" yazılmış olduğunu gösterir?CHPin statükocu olduğuna hem fikirm olmamla beraber, milliyetçilik derken statükoculuğu kastetmedim. Ayrıca, Kıbrıs çıkarması derken, sol bir kişilik olarak Bülnet Ecevit'i kastetmiştim sanırım o yıllarda, DSP değil CHPde idi. Bunun yansısra siyaset üzerine yazmamam gerekitiğine ben de katılıyorum. Çünkü her iki konu üzeirnde sağlıklı yorum yapabilmek için derin analizler gerekirken, hemen herkesin(buna ben de dahil) bir yorumu var. Bu duruma benzerlik gösteren diğer bir konu da Futbol. Umarım bu yazı, siyaset üzeirne yazdığım ilk ve son yazıolur. Yorum ve önerin için teşekkürler...  07.10.2006 0:50
 

Avrupada başlayan modern devrimlerin,karşı devrimciler tarafından sabota edilerek,modernitenin egemenliğine dönüşmesi,ulusal devletleri tarih sahnesine çıkartmıştır.Ulus devletler,burjuvazi tarafından yaratılan ve kendisi için pazar oluşturacak oluşumlardır.Bu oluşumlar bir kez tarih sahnesine çıktıktan sonra toplumu egemenlikleri altına alarak iktidarlarını pekiştirmişlerdir.Tabii ki ulus devletler toplumun krizini çözme gücüne ve yeteneğine sahip değildir.Toplumsal çelişkiler ortadan kaldırılamadığına göre kriz de sürekli ve kalıcıdır.İşte bu krizlerin sisteme en az zararı verecek şekilde atlatılması ve modern egemenliğin tam olarak tesis edilmesi için sosyal devlet anlayışı gündeme gelir.Tamamen bir aldatmaca ve yalan olan bu sosyal devlet anlayışını savunanlara sosyal demokrat denir.Artık küreselleşme çağındayız ve ulus-devletlerinde sonu geldi.Ulus-devletler artık uluslararası sermayenin kurallarına göre davranmak zorundadır ki bu da sosyal demokratlığı tarihin mezarlığına gömecek

HALİL GÜVEN 
 02.10.2006 12:17
Cevap :
Sosyal demokratlık tanımınızı, tamamen "bir aldatmaca ve yalan" olduğu iddalarınızın üzerine oturtmuşsunuz. Ancak Avrupa ve Amerika'ya baktığımızda, bu ülkelerde "refah ve huzur dolu" yılların sosyal demokrat partilerle gerçekleştiğinde tanık oluruz. Ne zaman ki, kendi ülkesine karşı bir tehlike hissederler(veya başka iç sebepler), Amerika'da Cumhuriyetçilerin, Avrupa ülkelerinde ise muhafazakar partiler halk tarafından iktidara getirilirler. Küreselleşme çağında olduğumuza ben de hemfikirim. Ancak kapitalizmin çözemediği sorunlar var oldukça, hem küreselleşmenin hızı yavaşlayacaktır hem de sosyal demokrasi var olmayı sürdürecektir. Yorum içim teşekkürler.  04.10.2006 21:51
 

Her ülkenin koşulları ve gerçekleri değişiktir.Sosyal demokrasi de bir anka kuşu değildir. Onu benimsiyenler,kendi ülkesinin koşullarına uyumunu en iyi sağlayabildiği ölçüde başarılı olabilirler.Yok Avrupada öyle ,Amerikada böyle derseniz ,ülkenizde bir sonuç alamazsınız.Boşuna zaman kaybedersiniz.Türkiyede de böyle olmuştur...Şimdi bunun sancıları çekilmektedir,bir çıkış yolu aranmaktadır.Özellikle CHP ve Baykal bunu yapmaktadır.Eksikler ve yanlışlar olabilir ama ana doğrultu ülke koşullarına göre şekillenmektedir.Bu konuda eleştiri yapılırken ,eğer samimiyseniz, insaflı davranmak zorundasınız.Gücünüz varsa, yardım edin.Özellikle, insanları en çok etkileyen Medya dünyasında görünmesine,izlenmesine takıyyeciler kadar fırsat verilmelidir.En azından laik cumhuriyet için bu yapılmalıdır.Yalnız bu özellik bile ,ülke geleceği için desteklenmeye değer.Çünkü taşlar ayaklar altından kaymaya başladı bile...

ALİ 
 29.09.2006 20:23
Cevap :
"Her ülkenin gerçekleri değişiktir" sözünüze katılıyorum. Hele o ülke Türkiye ise, gerçekten de bu değişiklik çok daha rahat görülmektedir. Laik cumhuriyet için yapılması gerekenlere ben de katılıyorum. Ancak katılmadığım herhangi bir partinin kendi çizgisi dışına taşıp, çözüm olarak kendi partisnin ideolojisinin dışındaki bir ideoloji ile çözüm bulmaya çalışmasıdır. Bunu da CHPde(belki diğer partilerde de) görmekteyiz. Madem ki, CHP sosyal demokratlığının gerektireceği şekilde politika yapamıyor, o zaman niçin kendisini sosyal demokrat olarak lanse edip, enternasyonal sosyalist gruplara katılıyor? Sanırım CHP için söylenecek geriye iki söz kalıyor: madem ki her ülkenin gerçekleri farklıldır o zaman CHPninki "Türk tipi sosyal demokrat" olarak kabul etmek yada CHP'yi sosyal demokrat olarak kabul etmemek...Yorumunuz için teşekkürler.  04.10.2006 21:41
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 112
Toplam yorum
: 142
Toplam mesaj
: 29
Ort. okunma sayısı
: 3511
Kayıt tarihi
: 22.07.06
 
 

İstanbul'da doğdum. Metalurji ve Malzeme Mühendisliği mezunuyum. Felsefe, sanat tarihi, müzik özel i..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster