Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Haziran '07

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
599
 

CHP ne yapıyor?

CHP ne yapıyor?
 

Eskiler ne de güzel söylemişler. "Saç dökülür, kel görülür." diye.

Aday listeleri açıklandı ve herkes boyunun ölçüsüne, ağırlığının okkasına göre listelerde ya, yer buldular. Ya da ayıklandılar. Tabii doğal olarakta ayıklananlar, eteklerinde ki taşları dökmeye ve vicdanları ile başbaşa kalarak, tanrı gibi gördükleri liderlerine ateş püskürmeye başladılar. Ama, geçmiş ola...

Parti liderlerinin işleri hiçte kolay değil. Özellikle de CHP lideri Baykal'ın işi biraz daha zor. Vitrine koyduğu adaylara bakılırsa, görülen o ki, sayın Baykal, "sosyal demokrat" tabanı sağ taban yapmaya karar vermiş gibi görünüyor. (nasıl başaracaksa) Ya da merkez sağda oluşan bir yapılanmaya iyice kaptırmış kendisini...

Sayın Baykal ve CHP'nin kurmayları sanırım, Cumhuriyet mitinglerindeki görkemli kalabalıkları görünce gözleri kamaştı ve sağlıklı düşünemiyorlar. Bunu da en iyi biçimde, mitingleri yanlış değerlendirmelerinden anlıyoruz. Onlara göre, "Halkın tüm kesimlerinin katıldığı bu mitingler" haklı olduklarının belgesiydi. İşte, burada biraz durmak ve kitleyi iyi yorumlamak gerekiyordu.

1) Mitingler, insanların tepkilerini koymaları yönünden ve özellikle de 12 Eylül'den bu yana yapılan en görkemli ve mesajları en net miting olmaları bakımından önemliydi. Fakat, bu mitinglere katılanlar, daha önceki seçimlerde CHP yönetimine kızarak, oy kullanmayan, ya da sol partilere öfkeyle AKP'ye oy verme yanlışlığı gösteren büyük bir kısmı da oy kullanmayan ama, oy kullanmadıkları zamanda bunun sonuçlarının da istemedikleri gelişmelere çaba sarfedenlere yaradığını anlayan, bilinçli bir kesimin etkili katılımlarının olduğu bir mitingler zinciriydi.
Yani, öyle sanıldığı gibi toplumun tüm kesimlerinin katıldıkları ve zannedildiği gibi CHP siyasetini onaylayanların mitingleri filan değildi. Basbayağı sol seçmenlerin katıldığı mitingler zinciriydi.

2) CHP kurmaylarının göz ardı ettikleri bir diğer önemli gelişmede, bu mitinglerde verilen mesajları tam anlayamamış olmalarıdır.Mitinglerde ki sloganları bir çetele yaparak, önlerine koysalardı, gerçekleri daha iyi kavrayabilirlerdi..

a-Katılımcıların tek sloganları "Laiklik-gericilik" sorunları değildi. Tepkilerinin en büyük olanı kuşkusuz, AKP yönetimin partizanca davranarak kadrolarını oluşturmaları, sağ-sol ayırımı yapmaları ve "bizden-sizden" ayırımcılığını yaymalarıydı.

b-Ekonomideki uçurumu bağırmalarıydı. Ülkede enflasyon düşerken, nasıl oluyorda rahatlayamadıklarını haykırıyorlardı. Gayrisafi milli gelir artarken, nasıl oluyorda bu paraları göremediklerini, yaşamlarının nasıl oluyorda rahatlamadığını soruyorlardı.

c-AKP' nin dış siyasetteki başarısızlıklarını haykırıyorlardı.Daha önceleri AB birliğini savunurken, nasıl oluyorda AKP iktidarının uyguladıkları politikalardan sonra AB hayır diyebildiklerini haykırıyorlardı.

3) Kitlenin en önemli mesajlarından birisi de, "Solda birlik" çağrısıydı. Bu çağrıyı yaparken de, eğer "sosyal demokrat" bir geleneğe sahibiz diyorsanız, birleşin!" mesajıydı. Bu birleşme kısmen başarılmış olsada hala eksileri ve katılım bekleyen kesimleri vardır.

4) En önemlisi de "sosyal demokrat" ve "sosyalist" insanların çoğunluğunu oluşturan bu kitlelerin, bilinçli-kültürlü bir altyapıdan geldiklerini umursamaz olmalarıdır.

Kuşkusuz içlerinde Fenerbahçe-Galatasaray çatışması düzeyinde, taraf olan insanlar vardır. (olmaması tuhaf kaçar) Ama, büyük çoğunluğunun da güvenmedikleri ve sağda gördükleri bir yapılanmayı destekleyeceklerini beklemekte avuntu olmaktan ileri gitmeyecektir.

5) Seçim kanunun adaletsizliği, ön seçim yapmayı belki etkisiz bırakabilir. Ama, CHP gibi tabela adında ve açılımında "halk" ibaresi bulunan ve "sosyal demokrat" kimliği olduğunu ısrarla söyleyen bir parti, büyük oranda tabanına kulak vermeli ve adaylarını belirlemede halkın isteklerine yer vermeliydi.

Medyadan anlaşılan odur ki, il ve ilçe örgütlerinin önerileri alınmamış, tabandan gelen insanların siyaset yapmalarına olanak tanınmamıştır.

Üstelik, sağ siyasetten gelen önemli miktarda ki vitrin adaylarıda önemli noktalarda listelere yerleştirilmişlerdir.

6) Sağ kimliklere en iyi yerlerden listede yer açarken, akıl alma babında duayen kimliğine sarılan "bir bilen" ünvanlı sayın Süleyman Demirel'e danışılması, sosyal demokrat kitlenin hiçte hoşlanmadığı bir durumdur. Bu memlekete 40 yıl hizmet veren sayın Demirel'in 70'li yıllarda bu ülkenin insanlarını kırdırdığı, yaptığı partizanca uygulamalar ve kurduğu MC hükümetleriyle aldığı siyasi kararlar, ülkeyi bu günlere getiren en önemli sosyal olgular olması, kolayca unutulur cinsten koşullar değildir. Yıllarca sol seçmeni vatandaş olarak görmeyen birinden icazet alınması ve hatta onun desteğinin bile alınması, bilinçli sol seçmenin gözünden kaçmayacaktır. Çünkü Demirel dönemi ve yarattığı 12 Eylül sancının sıkıntılarını hala bu kesim yaşamaktadır.

Kaldı ki, illa öyle olacaksa bile, Demirel kökenli adaylar listelerde uygun yerlere konabilirdi. Örneğin, sn İlhan Kesici Isparta'da 1.sırada aday gösterilebilirdi. Çünkü: Yıllardır, Süleyman Demirel'in tulum çıkardığı bir seçim bölgesidir. Ondan sonra da sağ siyasetçilerin ve en sonra da AKP nin büyük oy aldığı bir bölgedir. Yanılmıyorsam, 2 002 seçimlerinde CHP baraj nedeniyle 1 Milletvekili çıkarabilmişti. Eğer MHP barajı geçebilseydi, o 1 milletvekili de hayal olacaktı. 1974 seçimlerini düşünüyorum da, CHP en güçlü olduğu bir dönemde tarihinde ilk defa Isparta 'dan 1 milletvekili çıkarabilmişti. Ondan sonrada bir daha asla o seçmen sayısını bulamamıştı. İşte bu nedenle sn Demirel'den akıl aldıktan sonra, damadını Isparta'dan aday gösterebilirlerdi.

7) Bu doğrultuda seçime giren CHP, böyle yapmakla oylarını artıracağını sanıyorsa ki öyledir.Bu da büyük bir yanılgıdır.Çünkü:halkın bu konuda, liste başlarına konulan ithal adaylara güveni bulunmamaktadır.Kaldıki bu adayların, CHP'nin oylarını bir miktar artırdığı düşünülse bile, seçimden sonra partiden ayrılarak, yeni oluşum arayışlarına girmeyeceklerinin garantisi yoktur.CHP listesinden meclise giren milletvekili adaylarının koparak, bulundukları siyasi kulvara dönmeleri kimse tarafından sürpriz olarak algılanmayacaktır.Hal böyle oluncada adayların götürdükleri getirdiklerinden daha fazla olacaktır.Seçim sonrası gurup kurarak CHP'den ayrılacağı kesin olan DSP dışında, DYP ve ANAP kökenli milletvekillerinin de ayrılarak, kendi siyasi koşullarını oluşturacakları hiçte yadsınmamamalıdır.

Uzun lafın özü:CHP yaptıklarıyla ve özellikle de yapamadıklarıyla bu seçimleden hayali-hüsrana uğrayarak çıkabilir. Olan da "sosyal demokrat" bir iktidarı görme şansını son anda elinden kaçıran, mazlum halk kitlelerine olur.

Dilerim bu yazı, birileri tarafından okunur ve ciddiye alınır. Dilerim hiç olmazsa bazı yanlışlar 8 Haziran'a kadar düzeltlir ve seçmenin sesine kulak verilir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 15
Toplam yorum
: 10
Toplam mesaj
: 13
Ort. okunma sayısı
: 1449
Kayıt tarihi
: 19.05.07
 
 

Merhabalar. Uzun yıllardır ailemle birlikte İstanbul'da yaşıyorum. Bir süre özel sektörde çalıştım. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster