Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Mart '09

 
Kategori
Seçim
Okunma Sayısı
443
 

CHP'nin kazandığı yerde oylar çalınmamıştır

CHP'nin kazandığı yerde oylar çalınmamıştır
 

CHP'nin çöpten çıkan oyları


Her seçimde, CHP'nin kaybettiği yerlerde oylar çalınır. Arabalara yüklenip çöpe atılır. Yanlış bilmiyorsam bu, 1994 yılından beri hep böyledir.

Eğer bir şehirde, CHP kazanmışsa orada problem yoktur. Olsa bile, en azından medyasal bir yaygara yoktur. Nedense oralarda oylar çalınıp, çöpe atılmaz; yani oy hırsızlığı yapılmaz. Bütün yolsuzluklar, bu partinin kazanamadığı yerleşim yerlerinde olur. Mesela, son seçimde, İzmir, Antalya, Muğla, Mersin gibi illerde bu parti kazanmıştır; o yüzden buralarda herhangi bir şaibe yoktur.

Doğrusu bu bana çok acı veriyor. Hatta isyan ettiriyor. Hayat biçimini paylaştığım kesimi, her vesileyle aşağılamak, hırsızlıkla, yolsuzlukla suçlamak sabrımı taşırıyor. Öyle ya, seçimlerde oy sandığını, göreve geldiğimizde devleti soyuyoruz. Ergenekon'da dürüst ve temiz adamları cezalandırıyoruz. Deniz Feneri'nin üzerine yatıyoruz, laikliği tüketiyor; rejimi altından kemiriyoruz. Allah aşkına biz, hiç mi iyi bir şey yapmıyoruz? Acaba bizler, nasıl insanlarız? Neden bu kadar kötü ve berbatız?

İnsanda travma yaratan bu mesnetsiz ve seviyesizce ithamları sahiplerine aynen iade ediyorum. Benim çevremde hep kötü kimseler yok. Tüm kesimlerde olduğu gibi her çeşit insan var.

Seçimlerde tekrarlanıp duran oy hırsızlığına bu kez de, elektrik kesintisi ve sistemi çökertme sahtekarlığı eklenmiştir. Sanki kesilen elektrik ve çöken sistem AKP'nin oylarını etkilememektedir. Çünkü, kesinti ve çöküntü programı, sandık hırsızlığı, CHP'nin oylarını hedef alacak biçimde yapılmaktadır!

Kimse, sütten çıkmış ak kaşık değildir. Ama her seçimin ardından karşı partilileri, devletin sandık görevlilerini sahtekarlıkla itham etmek te normal bir ruh hali olarak nitelenemez. Bütün partilerin görevlileri sandık başlarında hazır bulunmakta, oyların sayımına nezaret etmekte, tesbit tutanakları hakkında ilk elden bilgi sahibi olmaktadır.

Bilgisayara girilen oyları ya da sistem hatasından dolayı meydana gelen noksanlıkları her zaman, tutanaklar yoluyla denetleme ve ilgilileri uyarma imkanı vardır. Parti temsilcilerinin takip ettiği bir sandığın oylarının çuvala doldurulup çöpe atılması mümkün değildir.

Diyelim ki böyle bir şey olmuştur. Seçim kurulu, (mesela 10 nolu) sandığa ait oylar nerede diye sandık başkanına sormayacak mıdır? Veya sadece bir partiye ait oylar çalındıysa, o partinin sandık başındaki temsilcisi (affedersiniz) saf veya satılmış mıdır?

Doğrusu yenilen her zaman, manipülasyona ve dezenformasyona açıktır. Kendisinin ve çevresinin üretiği asılsız sözlere inanmaya isteklidir. Bu yüzden insan, bir süre sonra uydurduğu yalana kendi de inanmaya başlar. Sonra da bunlarla hedef aldığı kesimi suçlar ve onları sahtekar ilân eder.

Daha oyların yarısı bile sayılmamışken Ankara'da Karayalçın'ın, İstanbul'da CHP İl Başkanı'nın "biz seçimi kazandık" demeleri yukarıdaki iddiamın açık örneğidir. Daha önce ve sonra konuşan CHP milletvekillerinin, (ki bunlardan biri Önder Sav'dır) destursuz ve desteksiz lâflar sıralamaları da hissiyatın, aklı dumura uğrattığının açık göstergesidir.

Nedense onların bu davranışı, kimse tarafından yanlış bulunmadı; eleştirilip ayıplanmadı. Onun yerine, daha ihtiyatlı bir dil kullanan ebedi günahkarlar (yani AKP'liler) hedef alındı.

Son günlerde içimde, bu iğrenç senfoninin biteceğine dair ümitler belirmişti. Fakat, taşların teker teker yıkıldığını, eski karamsarlığımın geri döndüğünü hissediyorum. Zira, "oylar çalındı" diyerek akıl karıştıran cesur yalancılar ortamı kirletiyor. Etrafta, ellerinde yanmış oy pusulalarıyla poz veren bir sürü vatandaş dolaşıyor. Bunların gerçek olması bir dert, yalan olması ise bir başka dert.

Öte yandan Baykal ve Bahçeli, global krizi ükesel bir problemmiş gibi değerlendirirken, Erdoğan da ısrarla tersini söylüyor. Umarım bu seçimler, muhalefete de iktidara da bir şeyler anlatmıştır. İnşaallah herkes, sandığın hep aynı sonucu vermediğini, değişken bir yapısı olduğunu, iktidara gelmek için darbeden medet ummaya hacet bulunmadığını anlamıştır. Bu vesileyle Başbakan da, (danışmanlarının kendisine söylediği gibi) memleketin halinin süt liman olmadığını farketmiştir. Her fakir öğrencinin para alamadığını, her hastanede yıldırım hızıyla muayene olunamadığını, her vatandaşın karnının tok, sırtının pek olmadığını öğrenmiştir.

DTP'nin aldığı oyların arkasında ise iki şey görüyorum.

1- Aşiret sisteminin, bireysel tercihlerin daha açıkçası, demokrasinin önünde aşılmaz bir engel olduğunu.

2- TRT ŞEŞ'e, ölüm kuyularının açılmasına, faili meçhullerin peşine düşülmesine ve benzer girişimlere rağmen güneydoğuda, devlete bakışın halâ değişmediğini ve DTP'nin, sistemden daha beter bir faşizme doğru yol aldığını.

Türk kaynaklı ırkçılığı eleştiren insanların, iktidarın açılımını görmeyip, kürt milliyetçiliği etrafında saf tutmalarını doğrusu aklım almıyor.

Resim:gercekgundem

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 462
Toplam yorum
: 719
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 682
Kayıt tarihi
: 28.04.07
 
 

Emekliyim. Herkes gibi benim de bir dünya görüşüm var. İnsanların farklı fikir ve inançlara sahip..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster