Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Haziran '11

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
111
 

CHP ve Hastalıklı Siyaset

CHP ve Hastalıklı Siyaset
 

Neişiniz var sizin aynı yolda?


Seçimlerin hemen ardından depreşti hastalıkları “sosyal demokrat”ların. Salt sosyal demokratlara özgü değildir bu kronik illet. Solcuların hemen hemen tümünün ortak derdidir. 

Nedir bu hastalık? Tanısı nasıl konur? Anlatayım: 

Hastalığın adı “Üst Yönetimi Suçlama Hastalığı”dır. “Lider Karalama Hastalığı” olarak da adlandırılabilir. Kesin tanısını koymak için seçim sonlarını beklemek gerekir çok zaman. Aday belirleme sürecinde ilk belirtiler çıkar ortaya. Adaylığı kabul edilmeyenlerde; hastalığın şiddetine paralel olarak; homurdanmalar, yakınmalar, serzenişler, çığlıklar ve kükremeler başlar. Zaman zaman hakarete varan suçlamalar, hummalı söylev sağanaklarıyla karşı karşıya kalırız. Odun kesicilerin “hınk” deyicileri de katılır bu koroya. Giderek yayılan bir salgın oluşur. Hastalığı oluşturan virüs gazete sütunları ve televizyon mikrofonları aracılığıyla yayılır. Fısıltıyla yayıldıkları da görülür sık sık. 

Bana, yumurtlamadan gıdaklayan tavukları anımsatırlar bunlar. Sesleri gırtlaklarını yırtar, ama folluklar bomboştur.
***
12 Haziran 2011 seçimlerinden sonra, aynı hastalık, tüm şiddetiyle depreşti. TV kanalları parsellenmiş durumda. O kadar çok “hasta” var ki ne sütunlar yetiyor ne de mikrofonlar. Maşallah, hepsi de sosyolog kesildi başımıza. Hepsi siyaset bilimci… Tümü doğruları biliyor da bir tek Kılıçdaroğlu bilmiyor(!). Tümü Türkiye halkını tanıyor da bir tek Kılıçdaroğlu tanımıyor(!). 

Ben bunların iyi niyetli olduklarına inanamıyorum. Hemen hemen tümünün, kişisel koltuk peşinde olduklarını düşünüyorum. Kimilerinin de AKP yalakalığı yaptığına… Bu insanların çoğu, milletvekili olsalardı susup oturacaklardı. 

Her seçimin arkasından, kurultay çağrıları yapanların, yönetimi düzeysizce suçlayanların ne partiye ne de ülkeye yararı olur. Üstelik partiye zarar verdiğini; kitleleri partiden uzaklaştırdığını bile bile böyle davranıyorlarsa yazıklar olsun! Bunlar bilmiyorlar mı ki durmadan birbiriyle dalaşanlara, birbiriyle didişenlere, birbirinin ayağını kaydırma çabasında yoğunlaşanlara kimse güvenmez; kendi içerisinde huzuru ve birliği sağlayamayan partilere ülke emanet edilmez? Bunu bile kavrayamıyorlarsa hangi yüzle bir partide aktif rol almaya soyunuyorlar. Bilmelerine karşın huzursuzluk yaratıyorlarsa durum daha da kötü… Ya kişisel çıkarlarını parti, yurt ve toplum çıkarlarının önüne koyuyorlar ya da “CHP’nin iktidar olmasını önleme” gibi özel görevleri vardır.
***
Beni en çok şaşırtan kim, biliyor musunuz? Eski lider… Yani Baykal… Kendi liderliğinde girilen seçimde, DSP ile birlikte aldığı %21 oyu başarılı sayan Baykal, 12 Haziran seçimlerinde alınan %26 oyu başarısızlık olarak değerlendiriyor. Kıskançlı mı, bencillik mi, hakkaniyetsizlik mi yoksa hepsi mi? Bence hepsi… 

“Kaset olayı”na kadar, Baykal’ın bencil olduğuna inanmıyordum. Daha doğrusu, “aşırı bencil” olduğuna inanmıyordum. “Kaset olayı”ndan sonraki tutumu yüzünden düşüncem değişti. Kronik bir “küçük olsun benim olsun hastalığı” çektiğini anladım. CHP’yi; kitlelerin değil, kendi malı gibi gördüğüne inandım. 

Baykal’ın yerinde ben olsaydım, milletvekilliğine aday olmazdım. Kimsenin özel yaşamı, başkalarını ilgilendirmez elbet. Evlilik dışı ilişki yaşaması, kendini ve eşini ilgilendirir. Ama bu “kimse” siyasetçi ise durum değişir. Hele hele bir partinin lideriyse durum daha da değişir. Liderler, yaşadıkları toplumun etik değerlerini hiçe saymamalı. Bu değerlere ters düştüğü ortaya çıkınca da gereğini yapmalı. Sadece liderliği bırakmak yetmez. Temsil ettiği yapının temsilciliğinden de vazgeçmeli. 

Baykal’ın, birlikte yakalandığı bayandan ne farkı var? İkisi de aynı eylemin içerisinde değil mi? Üstelik bayan, parti lideri değil… O, milletvekilliğine aday olmuyor ya da olamıyor, ama Baykal –inatla- aday oluyor. CHP yönetimi de bu adaylığı onaylıyor. Bence -yapılan- önemli bir yanlıştır. Konumuz bu olmadığından, üzerinde fazla durmayacağım. 

Seçim sonucunu, CHP adına, “başarısızlık” olarak değerlendirecek son kişi olmalı Baykal. Baykal kadrosunda çalışanlar da aynı konumdadırlar. Kılıçdaroğlu kadrosu; çalışmalarıyla da, projeleriyle de, alınan oy oranıyla da Baykal kadrosundan üstündür çünkü. Doğu ve güneydoğu illerinde miting yapma yürekliliğini gösteremeyenlerin, Kılıçdaroğlu’nu eleştirme hakları yoktur. 

Kılıçdaroğlu ve ekibinin hataları yok mudur? Elbette vardır… Onları da yazacağım. Bu hataları düzeltmenin yolu, iletişim ortamı gezginciliğine çıkmak değildir. İyi niyetli partililer; parti içi sorunlarını, parti içinde çözümler; eleştirilerini, karalama kampanyasına dönüştürerek değil. 

En önemli olan da nedir biliyor musunuz? Birilerini karalamadan önce, kendi geçmişine bakacaksın. Çamur atmadan önce de kendi paçalarına... 

Birbirinize saygınız yoksa durmadan didişecekseniz ne işiniz var aynı yolda, aynı yapıda, aynı çatıda? 

Haydar Bibinoğlu

İlgiliye Not: "Kişilerin özel hayatlarıyla ilgili, eleştiri sınırlarını aşan ifadeler" nedeniyle, reddedilmiş bu yazı. Bu sorunla sık sık karşılaşıyorum sitenizde. Ya ben Türkçe bilmiyorum ya da yazıyı denetleyenler okuduğunu anlamıyor. Bu yazıda, kişilerin özel yaşamları ile ilgili, eleştiri sınırlarını aşan tek tümce gösteremezsiniz. Bir durum saptaması yapmışım; arkasından da olayın içerisinde olan bayanla erkek arasında çifte standart uygulanmasının yanlışlığını belirtmişim. Ne var bunda?

Amacınız yazılarımın yayımlanmasını engellemekse açık açık bildirin. Her yazının sonunda, açıklama yapmak durumunda kalacaksam üyeliğimi iptal edin. Sanırım ciddi düşünce yazılarına sıcak bakılmıyor. Bu da bir bakış açısıdır elbet. Ama düşüncelerimi özgürce yazamayacaksam ne işim var burada? 

Birilerine yaranmak için yazı yazamam. Birileri kırılmasın diye düşüncelerimi de yumuşatamam. Kişiler ve partiler, yurt sevgimin çok çok gerisindedir benim için. Baktığım pencere budur. Beğenseniz de beğenmeseniz de... 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 71
Toplam yorum
: 90
Toplam mesaj
: 14
Ort. okunma sayısı
: 764
Kayıt tarihi
: 01.03.07
 
 

Emekli Öğretmenim. Anadolu Üniversitesi, AÖF, Eğitim Önlisans Programı mezunuyum. İlgi Alanım: Si..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster