Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Ocak '13

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
175
 

CHP ve MHP süreci tıkamasın!

CHP ve MHP süreci tıkamasın!
 

Türkiye keskin ve zor bir dönemeçten geçiyor. Gerek içte ve gerekse dışta çözmek zorunda olduğu yığınla sorun var; haliyle zorluk derecesi oldukça yüksek bu sorunları alt edebilmek için öncelikle sistemin dişlilerini oluşturan tüm kurum ve kuruluşların sağlıklı işlemesi ve aynı yöne doğru direksiyon kırması gerekir.

Yaklaşık 100 yıllık bir büyük iç sorun olan Kürt sorunun 80’li yılların başında başlayan PKK eylemleri ve sonrasında Körfez savaşlarının bitimi ile hemen güneydoğumuzda vücut bulan yeni komşu Kürdistan’ın hem Türkiye ve hem de bölgedeki diğer Kürtlere yansımaları bu sorunu bölgesel ve uluslar arası bir sahaya taşımıştır.

Kürt sorunu, Suriye’de iki yıldır süregelen iç savaş, Irak’ta maliki yönetimi ile yükselen tansiyon ve içeride de İmralı müzakereleri, yeni anayasa çalımları, başkanlık ve yarı başkanlık sistemine dair yürütülen tartışmalar ve son olarak hükümetteki revizyon,;tüm bu toz duman içinde doğrusu doğru yolda yürüyebilmek ve yön bulabilmek kolay değil.

Tüm bu sorunların “at başı” pozisyonunda olan Kürt sorununda gelinen nokta ve İmralı-Ankara hattında yürütülen müzakereler çok nazik ve çok hassas bir yapıya sahip olsa da hükümetin cesaret ve kararlılığı nispetinde yol alacağı kesin; yani sorunun çözümü ve anahtarı hükümette.

Muhalefetin bu aşamada tıkaç rolünü oynaması, gerek iç barışın ve gerekse yeni hazırlanmakta olan anayasanın toplumun beklentilerine yeterince karşılık verebilme noktasında kafalarda soru işaretleri doğurabilir; zira başta parti olarak MHP ve CHP içinde Birgül Güler Ayman, Süheyl Batum, İsa Gök ve daha bir çok ulusalcı diye nitelenen partilinin hükümetin Kürt sorunundaki hamlelerine karşı yeni anayasanın hazırlanması ve başkanlık sistemi üzerinde yürütülen çalışmaları sekteye uğratma ve bunu bir “şantaj” aracı olarak kullanma ihtimalleri uzak değil.

Yeri geldiğinde toplumsal barıştan ve kardeşçe beraber yaşamaktan dem vuran kimi kendini (a)sosyal demokrat, kimi milliyetçi ve ulusalcı diye tanımlayan bu kişilerin bugün tam 30 yılıdır durmadan akan-akıtılan kardeşkanının durdurulması adına yürütülen mücadelenin önüne set çekme ve engel olma gayretlerini anlamak mümkün değil.

Sözüm ona kendini Sosyal Demokrat diye tanımlayan bir partinin bünyesinde siyaset yapıp, sosyalizmin en temel argümanı olan “eşitlik” ilkesini ayaklar altına alıp ırkçılıkta nerdeyse rakip tanımayacak eylem ve söylemlerde bulunmanın izah edilebilir bir yanı yoktur-olamaz da.

Öte yandan kendisini her durumda vatansever ve milliyetçi olarak lanse eden ve partinin temel ilkelerinde buna vurgu yapıp toplumsal barış tezini savunan bir partinin; yani MHP’nin partin tüzüğünün 2.maddesinde yer alan: “Meşruiyeti milli irade olan, insan odaklı, seviyeli, ilkeli, dürüst bir siyaset anlayışı ile adaleti ve hakkaniyeti esas alan bir yönetim anlayışını tesis etmek; toplumsal huzuru ve barışı  hâkim kılmak…” diye devam eden düşünceyle bugün yürütmüş olduğu siyaset arasında en ufak bir paralellik bulabilene aşk olsun.

Nedense MHP denince akla hep antikürt bir parti akla geliyor, Kürt ve Kürt kültürüne karşı tahammülsüz ve hoşgörüsüz bir siyasi zeminde var olma mücadelesi veriyorlar.

Ülke olarak tehlikeli bir türbülanstan geçiyoruz, bunu en az hasarla atlatabilmek adına yeri geldiğinde temel ilke ve prensiplerimizden de ödün vereceğiz, yeter ki güzel ve aydınlık günler gelsin! 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 166
Toplam yorum
: 82
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 534
Kayıt tarihi
: 02.09.09
 
 

Batmanın Beşiri ilçesinde doğdum, Mersinde yaşıyorum, edebiyata ilgi duyuyorum, yerel ve ulusal d..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster