Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Mayıs '13

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
117
 

CHP yakın tarihinden -2

Konumuz önceki yazıdan devamla çok köklü tartışmaları beraberinde getiren toprak reformu konusu. Ancak burada işin sosyolojik ve ekonomik yönünden çok, CHP’nin kuruluşundan itibaren Atatürk’ün öncülüğündeki üst yapı devrimlerinin kanımca tamamından daha köklü ve başarılması da bir o kadar zor bir reformun siyasete nasıl etki ettiğini ve CHP’nin kabuğunu kırmasına başlangıç oluşturduğunun altını okumalarımdan alıntılarla çizmeye çalışıyorum. Bunu yapmadaki amacım, Bülent Ecevit’in CHP’nin öncü karakterine ilişkin önceki yazımda alıntıladığım; "CHP öncü bir partidir...öncü olarak ve öncülük ödeviyle doğmuştur...bu karakterini değiştirmeye kalkışmak, kendisini canlı tutan unsurların inanç ve desteğini ve kendi kimliğini yitirmek olur.”  ifadesi paralelinde yakın tarihte yaşananlarla bugünün CHP’sinde gelinen noktayı karşılaştırma olanağı sağlamak ve (“Kemal”e davet başlıklı) blog yazıma gelen bir yoruma cevabımdaki görüşümü desteklemektir.    

Toprak reformu konusunu temel alan “ortanın solu” hareketinin CHP’de yol açtığı değişimi halen CHP milletvekili olan Akif Hamzaçebi şöyle anlatıyor:” … 1969 seçimlerinde AP karşısında yenilgiye uğrayan CHP, 1970’li yıllarda söyleminde önemli bir yer tutan “toprak işleyenin, su kullananın” ilkesini öne çıkarmıştır. Bu ilke ile CHP, AP’nin oy kaynağı olan köylüye yönelerek büyük ilgi ve toplumsal taban kazanmıştır. Mevcut düzenden şikayetçi olanların haklı tepkilerini dile getirerek, “Bu düzen değişmelidir” sloganıyla alternatif arayışlara yönelen CHP’nin demokratik solda çözüm önerileri arayışı bu yıllarda hız kazanmıştır. Parti yayını broşürlerin yanı sıra Özgür İnsan dergisi bu fikirlerin dile getirildiği ve tartışıldığı önemli platformlardan biri olmuştur. Partinin aydınlarla birlikte tartıştığı ve çözüm aradığı konulardan öncelikli olanların başında tarım düzeni gelmekteydi. Toprak reformunun yapılmasının zorunluluğu belirtiliyor; tarım kooperatifçiliği ve tarımda vergilendirme konuları işleniyordu.  Bülent Ecevit, Ziya Gökalp Mülayim’in Tarımda Düzen Değişikliği adlı kitabına yazdığı önsözde, “Daha ileri, daha insanca bir toplum düzeni kurabilmek için ilkin, tarım düzenini değiştirmek gerekir” ifadesini kullanmıştır. Toprak reformu hedefi köylülerce o kadar benimsenmiştir ki, yer yer fiili toprak işgalleri başlamış; köylerde bu konuda tabelalar dikilmiş, duvarlara yazılar yazılmıştır: “Burası toprak reformu bölgesidir” ya da “Bu köyde toprak reformu mücadelesi yapılmaktadır”. CHP’li politikacılar bu eylemler sırasında gerektiğinde köylüyle, gerektiğinde grev sırasında işçiyle yan yana, omuz omuza mücadele etmişlerdir. O dönemin koşullarında bu olağan bir durumdur.  Zira, ülke ve dünyanın içinde bulunduğu koşullar kitleleri artan oranda siyasetin içine çekmiştir.” (http://www.akifhamzacebi.org/index.php?option=com_content&view=article&id=159&Itemid=125)

Peki ne oldu bu politikaya? 1971 muhtırasının hemen sonrasında kurulan ve kısa ömrü Aralık 1971’de sona eren Nihat Erim liderliğindeki teknokrat 33. Cumhuriyet Hükümeti’nin programında yer alan toprak reformu politikasının hikayesini CHP’nin kıdemli siyasetçisi İsmail Hakkı Birler’den dinleyelim:  “İsmet Paşa’nın bana verdiği en önemli görevlerden biri, yeni hükümetin toprak reformu ile ilgili bakanı Atilla Karaosmanoğlu ile görüşmem ve konuyla ilgili ayrıntılı bir çalışma yapmam oldu…ama beni o dönem ve hala en fazla düşündüren ve konu, reform meselesine bırakın muhalefet partilerini, en büyük tepkiyi parti içinden, büyük toprak sahibi arkadaşlarımızın göstermesiydi. “Kırk senelik marabam şimdi benim arazime ortak olacak öyle mi?” sözünü bu dönemde ne kadar çok duyduğumu anlatamam. Tasarının kendi mal varlıklarını etkileyeceğini düşünenler dışında, muhalefet edenler de kendi içinde başlıca iki gruba ayrılıyordu. Birinci grupta, reformun özellikle AP (Adalet Partisi) ve MGP (Milli Güven Partisi) tarafından bir antipropaganda malzemesi olarak kullanılacağını, o nedenle reformun bu kadar keskin biçimde yapılmaması gerektiğini söyleyenler;  ikinci grupta ise, bizim düşündüğümüz reformun TİP’in (Türkiye İşçi Partisi) programından bile ilerde olduğunu, bu nedenle de CHP’nin Marksist-Leninist bir çizgiye kaydığı endişesini taşıyanlar vardı. Uzun tartışmalardan sonra oluşturulan toprak reformunun temel ilkeleri ve stratejileri televizyon ve radyoda 24 Nisan 1971’de (14 Nisan 1971 olmalı) Atilla Karaosmanoğlu tarafından açıklandığında kamuoyunda ciddi bir heyecan yarattı.”(İsmail Hakkı Birler, CHP’li Yıllar, T. İş Bankası Kültür Yayınları, 2010, ss.238-243)  

Toprak reformu Ekim 1971’de Meclise geldiğinde İsmet İnönü, reformun gerekliliği ve arkasında durulmasına yönelik olarak destekleyici bir konuşma yapar.  Daha sonrasında yaşananları Birler anılarında şöyle anlatıyor: “Konuşurken her şey iyi ve güzeli de iş konunun ete kemiğe büründürülmesi aşamasına gelindiğinde kıran kırana bir tartışma başladı…Bir taraftan CHP içinden yükselen muhalefete laf anlatmaya çalışırken, bir taraftan da oluşturulan partiler arası komisyonda arkadaşlarımızı ikna etmeye çalışıyordum…1971 yılı sonuna kadar devam eden ilk toprak reformu çalışmalarına rağmen hiçbir şey gerçekleşmedi ve Karaosmanoğlu, rahmetli Özer Derbil de dahil dört arkadaşıyla istifa edince konu tamamen rafa kalktı. Konu 1974 CHP-MSP hükümeti döneminde yeniden gündeme geldiyse de doyurucu bir sonuç elde edemedik.”

Bilindiği üzere 1960 ihtilali sonrasında CHP kendi içinde bir dönüşüm başlatmış ve yüzünü topluma dönerek Bülent Ecevit’in önderliğinde “ortanın solu”  hareketi ile ülke siyasetine yön vermeye girişmiştir. Bu politika Bülent Ecevit’in CHP’nin öncü parti olma misyonuna yaptığı gönderme ile tutarlıdır. Nitekim 1973 ve 77 seçimleri bu öngörü üzerinden kazanılmış ve CHP oy oranında çok partili sistemden sonraki tarihi zirvesine ulaşabilmiştir. Toplumun geniş kesimlerine erişebilme başarısını getiren bu dönüşümün çıkış noktasının, fiilen iktidarda olmamasına ve kendi içindeki güçlü muhalefete  rağmen CHP’nin,  “toprak reformu” gibi cumhuriyet tarihinin hep ertelenmiş ve politik sonuçları açısından en riskli sorununu çözmeye öncü olma girişiminin bulunduğu görülmektedir.           

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 129
Toplam yorum
: 183
Toplam mesaj
: 16
Ort. okunma sayısı
: 1078
Kayıt tarihi
: 12.06.06
 
 

Gazi Üniversitesi İ.İ.B.F mezunuyum. Yüksek Lisans diplomalarımı G.Ü Sosyal Bilimler Enstitüsü'nd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster