Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Nisan '19

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
148
 

Cibranî-13 (Öğüt)

Korkak ve pısırık bir adam yaşarmış Nil kıyılarında. Bir kulube yapmış kendine, bir de sürmekteymiş bir tarla. Her sabah güneş doğmadan evvel uyanıp güneşin doğuşunu seyreder sonra tüm gün çalışırmış.

Bir gün bir sandık altın bulmuş ektiği yerden. Ne yapacağım ben bunu demiş. Hayattan hiç taht baht, ün, zenginlik istemezmiş. Bu huyları güzelmiş ama bu adam yaşamayı bilmezmiş.

Evet çevre evlerde yaşayanlar ondan bu adla bahsederlermiş. Yaşamayı bilmez! Çünkü adam ne evlenmiş ne bir kıza gönül vermiş. Yalnız doğayla ve işi ile kendindeymiş. Kendisiyle evlenmeye razı onca güzel kıza da hiç dönüp meyletmemiş.

Bir zaman sonra dedikodular almış yürümüş, yaşamayı bilmez de kendi kendine düşünmüş ve evlenmeye karar vermiş, kendisine meyilli en güzel kıza evet demiş. Evet demiş ama kızın evetinin içerisinde bin naz, bin tilki düşünce gizliymiş.

Önce altınlarla evi büyütmesini istemiş, yaşamayı bilmez evini sever halinden memnunmuş ama kızın sevgisinin sıcaklığını içerisnde hissettiğinden, kızın istediği olmuş.

Sonra eve bakım yapalım, en değerli ve güzel her şeyle evi donatalım demiş.Yaşamayı bilmez, bu kez sinirlenmiş, ev zaten başlı başına donatılmış ama en çok en’lere sıçramasını sevmemiş.Yaşamayı bilmeze göre “en”ler gönlün perdesi olur, kişiyi kendini bilmez kılarmış.

Neticede yine kızın dediği olmuş, ev şehrin en güzel evi olmuş. İçerisinden şehrin kadınları çıkmaz , dedikodu efradına da malzeme olmuş, şehrin hırsızları fırsat kolluyormuş. Bu kadının kulağına gelince evin iki de bekçisi ve bekçilerin ailesi için iki küçük kulubesi olmuş.

Bekçiler de öyle güçlü kuvvetliymiş ki, kadının içindeki korku yok olmuş. Böyle olunca bekçiler de bir büyüklenme hasıl olmuş, yaşamayı bilmeze akıl vermeye, yıllardır işlediği, ektiği,  toprak üzerine allame kesilmişler. Yaşamayı bilmez ses etmemiş.

Kız, bu kez köle sahibi olalım, benim gücüm bu evi çekip çevirmeye yetmiyor demiş. İki cariye bir hadım köle de ev ehlinden olmuş. Yaşamayı bilmezin altınları tükenmekteymiş. Kadınsa her gün yeni bir şeyi gözüne almakta, sahip olmadan rahat uyuyamamaktaymış.

Yaşamayı bilmez, içerisindeki sevdiği kadının sıcaklığını kaybetmiş, alıp başını gitmiş kimseye haber vermeden bir gece. Gittikten sonra günlerce ve günlerce  bir kulube yapmış Fırat’ın dibine.

Yaşamayı bilmezin cariyeleri de bir gece soyup gitmiş evi.Bekçiler kalanlardan ganimet yapıp terk etmişler. Yalnız köle kalmış geriye. Güçlü kuvvetli köle, kadını köle etmiş hadım olmayan erkeklere. Kadın sayesinde zengin olmuş köle.

Kadın ne olduğunu anlayıvermiş; aklına yaşamayı bilmezin sözleri gelmiş.Yaşamayı bilmez bir gece öfkeyle kadına demiş “Midem bulanıyor artık, bu hayatı kusmak istiyorum. Ama ben onun içerisindeyim. Ama hayat beni kusabilir, ben o zamanı beklerim; öğütürse çok farklı son bulurum: dış*ı olurum. Kurtulalım bunlardan”

Kadın o dem kulak asmamış, öğüt almamış; öğütülünce anlamış, öğütülünce kokuyu almış.

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
Toplam blog
: 229
Toplam yorum
: 72
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 34
Kayıt tarihi
: 04.10.17
 
 

Gelmiş, gider. Görür, seyreyler, anlam çıkarır. Yazdıkları kalbinden taşanlar aklından uçuşanlard..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster