Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

fisun gökduman kökcü

http://blog.milliyet.com.tr/kokcuffgk

09 Ekim '11

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
744
 

Çiçek ve Sarı Kedi...

Çiçek ve Sarı Kedi...
 

.    Aylin, banyonun kapısından içeri doğru baktı. Kızı Çiçek, çamaşır makinesinin önüne oturmuş, dönen çamaşırları seyrediyordu. Sabah kalkar kalkmaz ilk işi, makinenin önüne oturmaktı. Sonra da makinenin çalıştırılması için ağlıyor, çığlıklar atıyor, başını duvarlara vuruyordu. Ağlaması, bağırması neyse de, başını duvarlara vurmasına dayanamıyor, içine bir kaç parça çamaşır atıp, çalıştırıyordu makineyi Aylin...
 
.    Otistik bir çocuktu Çiçek... Tanı konduğunda, Aylin'in dünyası başına yıkılmıştı. Günlerce ağlamıştı. Çaresi olmayan bir durumdu çünkü. Ama kendini toparlamak zorundaydı, bu duruma alışmalıydı... Öyle de yaptı. Zaman geçtikçe, durumu kabullendi...
 
.    Doğduğu gün kızını kucağına verdiklerinde, öpüp koklamak istemişti yavrusunu. Ama kızını her kucağına aldığında avaz avaz bağırıyordu bebek. Şaşkına dönmüşlerdi. Yatağına yatırınca susuyordu, kucağa alınca ağlıyordu. Alışıldık bir durum değildi. Geçer diye beklediler ama geçmedi bu durum. Bebeği emzirmek bile mümkün olmuyordu bu yüzden. Mecburen biberon kullandılar. Aylin sütünü sağdı ve biberonla besledi kızını. Ama sütün gelmesi için, kızının emmesi gerekiyordu. Bu olmayınca, kesildi sütü bir süre sonra, mecburen mama verdiler...
 
.    Çiçek büyüdükçe, diğer sorunlar da ortaya çıkmaya başladı. Kimseye yaklaşmıyor, kimseyle iletişime girmiyordu. Anne ve babasıyla bile iletişimi yoktu neredeyse. En ufak bir gürültüde öyle bir tepki veriyordu ki, saatlerce bağırıyor, ağlıyordu. Susturmak da mümkün olmuyordu Çiçek'i... Aylin ne yapacağını bilemiyordu bu durumda. Oturup o da ağlıyordu çoğu zaman, çaresizlikle...
 
.    Çiçek binsin diye, babası ona üç tekerlekli bir bisiklet almıştı. Çiçek bisiklete binmedi hiç, ama yine de en sevdiği oyuncağı oldu bu bisiklet. Bisikleti ters yatırıyor, boşta kalan ön tekerleğini çeviriyor, çeviriyordu, bıkmadan, usanmadan... Dönen ne varsa, Çiçek için çok ilginçti... Vantilatörler, tekerlekler, çamaşır makinesi... İşte bu aralar en büyük zevki de, çamaşır makinesinin çalışmasını seyretmekti.
 
.    Aylin, kahvaltısını yapması için, artık beş yaşına gelmiş olan kızına seslendi. Çiçek aldırmadı bile... Gözlerini makineden hiç ayırmıyordu. Aylin bir daha seslendi, gene yanıt alamadı. Artık biraz da zorla, kucaklayıp aldı kızını makinenin önünden. Kahvaltı yapması gerekiyordu, sonra da özel eğitim gördüğü okuluna götürmeliydi kızını. Oradan da işine gidecekti. Çiçek biraz çırpındı ama, acıktığı için olsa gerek, fazla tepki vermedi. Önüne konan yiyecekleri, usulca yedi. Sonra da giyinip yola çıktılar. Kızı elini tutmasına izin vermediği için, Aylin hep tedirgin ve çok dikkatli olurdu yolda. Yine aynı tedirginlikle yürürlerken, Çiçek birden fırladı, koştu karşı kaldırıma... Aylin de sağına soluna bakmadan fırladı onun ardından... Bir araba, acı bir fren yaptı hemen diplerinde. Neyse ki durabildi araba. Şoför, içeriden bağırıp çağırıyor, elleriyle sinirli hareketler yapıyordu. Adamcağız ne dese haklıydı. Aylin şoförün yanına gidip özür diledi, durumu kısaca anlattı. Yürekleri ağızlarına gelmişti ikisinin de ama, Çiçek'in hiç umurunda değilmiş gibiydi. Karşı kaldırımda bir kedicik durmuş, onlara bakıyordu. Çiçek kediye doğru gitti ve KEDİYİ OKŞADI!!!
 
.    Aylin şaşkınlık ve hayretler içerisinde bakakaldı. Bu Çiçek'in bir canlıya ilk defa ilgi duyduğu andı ve kesinlikle kayıt edilmesi gerekiyordu. Yoksa eşi ona hayatta  inanmazdı. Hemen cep telefonuyla bu anı ölümsüzleştirdi. Çiçek halâ kediyi seviyor ve okşuyordu. Kedi de kafasını onun ellerine doğru sürüyordu. Gözlerinden yaşlar aktı Aylin'in mutluluktan. Ayrılma vakti gelince, Çiçek kediyi bırakmadı, ağladı, tepindi. Aylin çaresiz, kediyi kucağına aldı, beraberce yürüdüler bir süre... Sonra bıraktı kediyi yere Aylin, ne kedi gitti, ne de Çiçek onu bıraktı.Yan yana yürümeye başladı, bu iki sevimli canlı...
 
.    Aylin de bu kediyi bırakmak istemiyordu doğrusu. Ama sahibi var mıydı acaba? Hayatında ilk kez, otistik kızı için, yanlış yapmayı göze alıyordu. Sahibi varsa da kediyi almaya karar verdi. Ama önce bir veterinere gidip, hayvanın muayene ve aşılarını yaptırması gerekiyordu.
 
.    O gün, işten izin aldı, kızının da okulunu astılar bir günlük. Akşama kadar kediyle ilgili işleri bitirdiler. Akşam eve geldiklerinde, yorulmuşlardı doğrusu. Hemen kediciği yıkayıp, ilaçladı Aylin, pirelere karşı. Ona sepetten bir yuva yaptı ve Çiçek'in odasına koydu. Geceyi, aynı havayı soluyarak geçirdi bu iki sevimli canlı...
 
.    Sabah olunca Çiçek, her zamanki gibi banyoya koştu gene. Makinenin çalıştırılması için ağladı, bağırdı. Aylin hep yaptığı gibi, bir kaç parça çamaşır atıp, çalıştırdı makineyi... Ama bu gün bir fark vardı gene de... Artık seyirci sayısı ikiye çıkmıştı... Çiçek'in yanına oturan sarı kedicik de, dönen çamaşırlara büyük bir ilgiyle bakıyor, ara sıra makineye doğru hamle yapıp, küçücük patilerini makineye doğru sallıyor, makinede dönen çamaşırları yakalamaya çalışıyordu. Aylin, ağlasa mı, gülse mi bilemedi... Çiçek, kediyi de kendine benzetmişti. Bir iken, iki olmuşlardı resmen...
 
.    Birden bir kıkırdama sesi duydu kızından. Çiçek, kedinin hareketlerine gülüyordu. İnanılmaz bir mutluluk duydu Aylin... Anlamlı gülmelere hasrettiler, karı-koca... Eşine seslendi, mutlulukla sarılıp seyrettiler bu güzel mucizeyi...
 
.    Sonraki günlerde de güzel şeyler oldu hep, yavaş yavaş... Çiçek okuldan gelince, kedicik hemen onun kucağına kuruluyordu. Ayrıcalıklıydı kedicik, bir tek ona açıktı kucağı Çiçek'in... "Olsun varsın, buna da şükür" dedi Aylin içinden. Çok şey beklemiyorsanız eğer hayattan, küçük şeylerden çok mutlu oluyordu insan. Aylin bunu anlamıştı zaman içinde. Kızındaki küçücük ama onun için mucizevi her değişiklik, onları deli ediyordu mutluluktan...
 
.    Bu arada kedicik isimsizdi. O’na, “Sarı kedi” ismini koydular hep beraber. Sarı kedi, mutlu ediyordu hepsini, ne güzel...
 
.    Kızında bir şeyi daha keşfetti Aylin. Müziğe karşı müthiş bir ilgi... Çiçek'e bir org aldılar. Orga ilgisi olan sadece Çiçek değildi ne yazık ki. Kedicik de çok hoşlanmıştı bu müzik aletinden. İki sevimli canlı, biri parmaklarıyla, diğeri orgun üzerinde yürüyen patileriyle, berbat bir gürültü çıkarıyorlardı ama, Aylin ve eşi için, müthiş bir senfoniydi bu... Dünyanın en güzel müziği...
 
.    Gece yatma vakti gelince, ikisi birden esniyordu, ikisi birden kalkıp odalarına gidiyordu. Kedicik artık sepeti bırakmıştı. Kızının hemen yanına kıvrılıyor, patisini de onun saçlarına daldırıyordu. Aylin kıskanıyordu bu hayvancığı. Çiçek saçlarını onlara hiç okşatmazdı...
 
.    Çiçek'le beraber ,Sarı kedicik de büyüyecekti. Aylin, her gece kızı için ettiği dualara, artık kedicik için de dualar ekliyordu. Uzun ömürlü bir kedi olsun da, kızı arkadaşsız kalmasın diye...
 
.    Aylin, daldığı düşüncelerden sıyrıldı, oturduğu koltuktan kalktı. Yatak odasına gitmeden önce, Çiçek'in odasının kapısını açtı. İkisi de uyumuştu... Doyasıya sarılıp öpemediği kızına, uzaktan öpücükler gönderdi. Sarı kediye de baktı sevgiyle, bu mucize onun eseriydi. Sessizce çıktı odadan, artık tutamadığı gözyaşlarını bırakarak...     
.
.
.
F.Fisun Gökduman Kökcü---Muğla---09.10.2011
Grafik-resim tasarım:F.Fisun Gökduman Kökcü
 

 

Abbas Oğuz, Matilla, Gecenin hüznü bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kıymetli Dr. Fisun Gökduman Kökçü:Aylin ve Çiçek öyküsünü okurlarınızla paylaştığınız için teşekkürler.Onların sadece konuşma kabiliyeti yok.Kesinlikle gösterilen ilgi ve sevgiyi, yapılan işareti anladıklarına inanıyorum.Bu öykünüle Leman'ı bana hatırlattınız ve yine hüünlendim.Zamanınız elverirse aşağıdaki link ten sizin anlatımınız kadar güzel olmasada bir kaç sözle dile getirdiğim Lemanı okursanız sevinirim. Saygılar sunuyorum. Tüm ailenize sağlık ve mutluluk diliyorum. http://blog.milliyet.com.tr/lemansiz-hayat/Blog/?BlogNo=376042

Mehmet Burakgazi 
 13.04.2018 10:44
Cevap :
Değerli Yazarım Mehmet Bey.Şiirinizi okudum ve çok ama çok beğendim.Bütün hayvanları ama en çok kedileri severim.Bana şiirinizin linkini yazdığınız için çok teşekkür ederim.İnanın bana,sizin anlatım tarzınız,benimkinden çok çok daha güzel.Yoksa bu kadar okuyanınız,yorumlayanınız ve seveniniz olur muydu?Güzel yorumlarınız,içtenliğiniz ve beğenileriniz için,binlerce teşekkürler.Yeni yazılarımızda görüşmek dileğiyle,selam ve saygılar sunuyorum efendim.  13.04.2018 17:57
 

Evlatlarının sorunu yüzünden hayatın anlamı sevgi kırılmalarından uzak kalsın diyorum tüm annelerimiz.Çocuğunun gülümsemesi ile minnet duygusu yaşayan tüm annelerimize akıl,sabır ve güç diliyorum.Anne sevgisine eşdeğer bir sevgi yoktur yeryüzünde...Akıcı bir öyküydü.Etkilendim.Bir burukluk oldu içimde.Yüreğinize sağlık Fisun hanım.Selam ve saygılarımla.

Abbas Oğuz 
 13.04.2018 10:44
Cevap :
Değerli Üstadım Abbas Bey.Analık,bu dünyadaki en zor şey ama,evlatları zor durumda olan anaların işleri kat be kat zor...Bazen bir gülümseme,bazen küçücük bir hareket,bazen bir ses,bazen de evlatlarının acısının hafiflemesi,analar için en büyük mutluluk olabiliyor.Beyin felciyle doğan minik bir hastam vardı.Korkunç ağrılar çektiği için,çok ağır uyuşturucu ilaçlarla yaşamını sürdürmek zorundaydı.Buna rağmen,sabahlara kadar inlermiş ve annesi de uyuyamaz,ağlarmış.Bir gün bana muayeneye geldiklerinde,kızının ilk defa sabaha kadar deliksiz uyuduğunu söyledi ve mutluluktan ağladı.Sarıldık ve beraber ağladık...İşte böyle.Hayat acımasız maalesef.Beğenileriniz,duyarlılığınız ve içten dostluğunuz için çok ama çok teşekkür ederim.Selam ve saygılarımla,Değerli Üstadım...  13.04.2018 18:10
 

Bence de hayatın gerçeklerini yazmak daha anlamlı ve değerli diye düşünüyorum..Okurken hem güldüm hem ağladım, çok harika bir yazıydı..Tanidigim herkese gönderdim okumalari için az önce de oglum ve oğlumun arkadaşlarıyla birlikte okuduk hepsi alkışladılar sonunda;) güzel yüreğinize sağlık Fisun hanım..Sevgilerimle..

Selda Çakmak 
 12.04.2018 22:41
Cevap :
Ne tatlı bir yorum bu Sevgili Selda.Çok mutlu oldum.Meslek hayatımda o kadar çok gerçekle karşılaştım ki,bir kısmını öyküleştirebildim ancak.Daha da bir çok öykü çıkar bu hayattan ama öykü yazmak beni biraz yoruyor,ruhen yıpranıyorum.Okumak istersen eğer,sayfamda öyküler kısmına tıkla,sanırım ondokuz tane olacak.Öyküyü oğlun ve arkadaşlarına okuman ise apayrı bir güzellik.Çünkü çocukların bu durumlara hazırlıklı olması ve kendilerinden farklı bir kişiyi gördüklerinde onları dışlamamaları çok önemli.Bu nedenle,oğlun ve arkadaşlarıyla bu öyküyü paylaştığın için,seni ayrıca kutluyorum.Çünkü çocukların ne kadar acımasız olabileceklerini,deneyimlerinden biliyorum.Beğenilerin,paylaşman,içten yorumun ve kocaman,güzel yüreğin için,binlerce teşekkürler.Oğluşumu ve arkadaşlarını da kucakladım,öptüm.Bütün çocukları çok seviyorum.Allah onları kötülüklerden korusun.Sevgilerimle...  13.04.2018 9:39
 

Kurmaca yazılardan nefret ederim hayatın gerçeklerini çarpıttıkları ve insanları aptallaştırdıkları için. Ama bu yazınız bir başka. Keşke insanlar akılcı yazıları sevseydi diyorum. Elinize sağlık:) Selamlar

Matilla 
 11.04.2018 18:43
Cevap :
Ben pek kurmaca yazı yazmam değerli yazarım.Bunu yapabilecek kadar yetenekli değilim zaten.Özel hayatımda ya da mesleki yaşantımda karşılaştığım olayları,isim,zaman ve mekan değiştirerek yazıya dökebiliyorum ancak.Benim,küçük bir hastamı yazdığım bu öykü,tamamen gerçek.Sadece isimler değişti.Beğenileriniz için teşekkür ediyor,saygılar sunuyorum.  12.04.2018 20:18
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 325
Toplam yorum
: 1144
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 268
Kayıt tarihi
: 24.08.11
 
 

Efekan'ın annesi, Mehmet'in eşi, doktor emeklisi... ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster