Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Kasım '17

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
39
 

Ciğersiz

Ciğersiz
 

Töb-Der Trabzon Şubesi Kurultayı daha dün gibi


Ses çıkarmadan  o da Kara Celali, Alaca Memet’i, Muhtar Samet’i dinliyordu. Minübüs Karasu’dan dönüyordu. Sabah sabah  botçu Yaşar mesleğinden yakınırken  köylülere takılmadan edemedi. “Kelköy, Baltaköy, Tömeköy yaptığımız hizmeti biliyor mu?” yakınmasını  minübüste para toplarken de yineledi. Kara Celal duramadı: “Senin botun, minübüsün daha ne istiyorsun, kazancımızı sana veriyoruz.” Uzaktan Ciğersiz de katıldı konuşmaya: “Bizden yakınma, biz senin ekmek tekneniz; değil mi komşular.” Minübüstekiler ses çıkarmasa da başlarını evet dercesine salladılar.

Ciğersiz’in yalnızlığı, kimsesizliği az konuşur yapmıştı onu. İsmail adı Ciğersiz olalı yıllar olmuştu. Sabahın karanlığında çan, zil sesleriyle uyandırırdı Kelköy’ü. Keçileri önünde güneşle birlikte köyden ayrılırdı. Her günü için yakınırken, “Arkadaş nebliyim bu işler düzelivermez .” Keçilerinin çan, zil sesine uyanmıştı öğretmen. Okulun bahçesine giren keçileri elindeki değneği sallayarak  durdurmaya, bahçeden çıkarmaya çalıştı. “Şimdi öğretmen de uyanmıştır.” Sözünü bitirmeden öğretmen lojman kapısından gözüktü. “Ne o Ciğersiz bugün erkencisin, acelen ne!” Ciğersiz, “Kusura kalma seni de erkenden uyandırdık.” Öğretmen, “Ciğersiz bugün Pazar ben de seninle geliyorum, bekle.” deyince bir hoş oldu Ciğersiz. Bugün yalnız, kimsesiz olmayacaktı.

Okul bahçesinden keçileri çıkarırken okulun lojman kapısından öğretmenin çıkışını gördü.Sonra bir akşam seyrettikleri orman yangınının olduğu tepeye doğru yürümeye koyuldular. Eşini, çocuklarını bir depremde kaybetmişti. Yalnızlık çekilir gibi değil yakınmalarını öğretmene yol boyu anlatıp durdu.Yaşadıkları bölgede  depremsiz yıl geçmiyordu.

Öğretmenle  olunca keçiler onu yormamıştı ya da ona öyle gelmişti.İlçe  gezisinden sonra bu da gezi gibi oldu. Ciğersiz, öğretmen keçilerle o günü bitirip köye döndüler. İyi geçmişti gün. O yalnızlığı, kimsesizliği hiç duymadı. Öğretmeni de ne çok sevmişti, kimseye anlatamazdı!

Siyah  kazağı keçi kılındandı.Sakalı gün, ay hesabıyla ne kadardı, bilen var mı? Ciğersiz bile hesabını yapamıyordu. “ Bir güze girerken bir de bahara doğru keserim sakalımı.” derken öğretmeni kahkahaya boğdu. “ Ciğersiz yaşamayı kolayına almışsın, helal olsun sana.” Keçiler ormana dalarken yine değneğini sallayarak izin vermedi keçilere.

Sakarya kabarmış botçu Yaşar da çalışmıyormuş.Gelen giden kesildi Kelköy’e. Ciğersiz, öğretmen akşama keçilerle dönüş yaptılar. Sakarya’nın azgınlaşması o günün konusu olmuştu. “Acaba deprem mi olacak!” diye yaşadığı korkuyu öğretmene duyurdu Ciğersiz. Deprem deyince Kelköy’de en büyük korkuyu Ciğersiz yaşıyordu. Eşi, çocukları daha dün gibi yakınında duruyordu. Onları kaybettiği altmış yedi depremi yüreğini dövüyordu.

     

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1064
Toplam yorum
: 308
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 702
Kayıt tarihi
: 24.03.12
 
 

Türkay KORKMAZ, umuda yolculuğu ertelemez. Mermeri delenin damlanın sürekliliği olduğunu bilir. Y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster