Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Ekim '08

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
560
 

Çiğiltepe'nin onurlu ruhu

Çiğiltepe'nin onurlu ruhu
 

Zaman zaman özgürlüklerin sonlandığı askeri mahkeme salonundan, dağlara ve dolayısıyla sonsuz bir özgürlüğe doğru bir yolculuk yaptı Reşat Bey. Alay komutanıydı ve burada da tıpkı mahkeme üyeliğinde olduğu gibi alacağı her karar çok kritik olacaktı. Günleri, uzun ve stresliydi fakat o bundan hiç şikayet etmedi. Zira bu görev uğruna 1918’de İngilizlere esir düşmüş kurtulur kurtulmaz “esirliğin” verdiği kamçılanmışlıkla Kurtuluş Yolu'nu izlemişti halkı ve askerleriyle. Vatan için esir düşmesi, ardından tozlu yollarda haftalarca süren bir yolculuktan sonra Ankara’ya gelmesi Mustafa Kemal’in gözünden kaçmadı. Vatanseverlik, iyilik ve güzellikle donanmış bu askere kendisine yaraşır bir görev verdi Mustafa Kemal Paşa. Böylelikle Reşat Bey 57. Alay komutanlığı görevine getirilmiş ve muharebenin en çetin günlerinde yurdun-ulusun geleceğini etkileyecek bir mevkide askerleriyle birlikte konuşlanmıştı Sandıklı civarına. Reşat Bey, Çiğiltepe’yi düşmanlardan arındırmak için büyük taarruzun ikinci gününde harekete geçti. Ancak eski adıyla Hacan olan bu köyü ve civarını çok iyi tahlil etmiş olan Yunan Başkomutanı Trikopis en güçlü birlikleri ile bu bölgeyi abluka altına almış ve büyük bir tahribat yaratmıştı.

Sabah saat 10:00’da Mustafa Kemal Reşat Bey’i aramış;

- Reşat Bey, bu önemli tepeyi ne zaman alacaksınız?

- Komutanım, yarım saat sonra alacağız.

- Başarılar diliyorum.

- Sağ olsun komutanım.

Bu kısa konuşmanın ardından Mustafa Kemal dakikalar boyunca dürbün ile Çiğiltepe yamaçlarını izlemiş ve 15 dakika sonra yeninden Reşat Bey’i aramıştı:

- Reşat Bey, düşmanın hala direndiğini görüyorum, gözümüz o tepede çok önemli.

- Komutanım düşman tepeye bir tümen yığmış direniyorlar ama alacağız komutanım, mutlaka alacağız.

Reşat Bey’in bu güçlü tavrına rağmen Mustafa Kemal’in içi rahatlamamıştı, saat 11.00’de Reşat Bey’i yeniden aramış, telefona çıkan askere:

- Reşat Bey’i istiyorum.

- Komutanım, Reşat Bey size bir mesaj bırakarak intihar etti. Okuyorum komutanım.

“Yarım saat zarfında bu tepeyi almak için söz verdiğim halde sözümü yapamamış olduğumdan dolayı yaşayamam komutanım…”

Mustafa Kemal, ordusunun en değerli mensuplarından Reşat Bey’i kaybetmişti. Reşat Bey, her zaman Atatürk’e büyük bir saygı ve hayranlık duymuş, ulusun geleceğini O’na emanet etmenin verdiği bir iç rahatlığıyla bu satırları yazmış, verdiği sözde duramamanın üzüntüsünü ve özrünü canıyla ödemişti. Komutan Mustafa Kemal, bu bağlılık karşısında yüzünü saklayarak ağlamaya başladı. Sonrasında telefondaki askere ve çevresindekilere; “Reşat Bey büyük bir vatanseverdi, Allah rahmet eylesin” diyebildi.

Ulu önderin gözyaşları kurumadan bir telefon geldi.

- Çiğiltepe alınmıştır komutanım. Yüzlerce ölüsünü bırakan düşman Sincanlı Ovası’na doğru kaçmaktadır, arz ederim.

Atatürk, Kurtuluş mücadelesinin ardından. Türk askerine şöyle seslenmiştir:

“Türk Askerine,

Dünyanın hiçbir ordusunda yüreği seninkinden daha temiz, daha sağlam bir askere rast gelinmemiştir. Her zaferin mayası sendedir. Her zaferin en büyük payı senindir. Burada şehit olan kahraman evlâtlarımızı minnetle anıyorum, ruhları şâd olsun.”


Reşat Bey bundan sonra, Albay Reşat Çiğiltepe olarak anılmaya başlanmış ve soyadı kanunu ile ailesine Çiğiltepe soy ismi verilmiştir.

Cumhuriyetimizin aydın kimliği rahmetli Dr. Necip Hablemitoğlu, Reşat Bey’i uğruna can verdiği topraklarda ziyaret etmemizin ne denli önemli olduğunu belirten bir yazı yazmıştı. Yeri gelmişken onu da ek olarak paylaşmak ve en kısa zamanda bu anıta gitmek istediğimi belirtmek istiyorum. Geçtiğimiz Ağustos ADD’nin ‘2008 Yılında Albay Reşat Çiğiltepe Olabilmek’ isimli kamp ziyaretini kaçırmanın üzüntüsünü yaşamış biri olarak en kısa zamanda Reşat Çiğiltepe’yi ziyaret etme onuruna erişmek istiyorum. Bu duyguyu tattığımda değerli şehidimiz için birkaç tecrübeli satırım olacağına inanıyorum.

“Eğer bir gün yolunuz Sandıklı-Afyon arasına düşerse, lütfen O’nu ziyaret ediniz. Marmaris, Bodrum, Kuşadası, Antalya, Fethiye gibi hemen çoğunluğumuzun yılda en az bir kez tatil için geçtiği yol üzerindedir O. Her gün on binlerce aracın geçtiği yolda, herkes bakar da O’nu görmez. Daha doğrusu görmezlikten geliriz o küçücük tabelayı!.. Belli belirsiz şu ibareyi okursunuz: “Albay Reşat Bey - Çiğiltepe Şehitliği 10 km”!..10 kilometrelik yolu ancak yarım saatte alırsınız. Aslında yol bile denemez; taşlar, çukurlar ve tozlar arasında tepeleri tırmanırsınız. Yol ayrımında bir tabela daha görürsünüz; en az Türkiye’yi yönetenler kadar kararmış kalpli avcıların nişangahı haline geldiği için bir tek kelimeyi bile okuyamazsınız. Yolu rasgele sağdan takip etmişseniz, bir süre daha güç bela ilerledikten sonra O’na ve O’nunla birlikte bu vatan için, bugünlerimiz ve yarınlarımız için canını veren kahramanlarımızın yattığı şehitliğe ulaşırsınız… Tek duyduğunuz, bölgenin en yüksek ve stratejik tepesindeki şiddetli rüzgârın uğultusudur. Başka ne bir ses ve ne bir nefes. Eğer bu ülkeyi seviyorsanız, Cumhuriyetin erdemlerine inanıyorsanız, Türklük bilincine sahipseniz, Albay Reşat Bey ve diğer şehitlerimizi elbette ki duyamaz ama tüm benliğinizde iliklerinize kadar hissedersiniz!.. Onların sizin ziyaretinize de, dualarınıza da ihtiyaçları yoktur; çünkü erişebilecekleri en üst mertebeye zaten ulaşmışlardır. Belki birkaç damla gözyaşı ve kalpten gelen minnet ve teşekkür!.. İsteseniz de başka bir şey veremezsiniz. Yapabileceğiniz tek şey, Onları hissetmektir. Bir de çevrede duyarsız insanlarımızın bıraktıkları çöpleri toplayabilir; tozlanmış mezar taşlarını, Reşat Beyin büstünü ve kitabeleri sevgiyle silebilirsiniz. Hepsi o kadar!..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

O zamanlarda halk onurlu idi. Yiyecek ekmeği yok idi ama ekmeğinin yarısını paylaşırdı. Ayağındaki bir çift çorabın ötekisini askerine verirdi. Peki ya şimdi; İki torba kömüre oyunu satar olmuş, araştırmadan yandaş medyaya inanır olup Atasına ve şehidine hakaret edenleri iktidar eder olmuş. Ahh Atam, ah şehitlerimiz. Biliyorum kemikleriniz sızlıyor ama elimizden birşey gelmiyor maalesef.

plutonagiden 
 10.01.2009 4:13
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 76
Toplam yorum
: 83
Toplam mesaj
: 32
Ort. okunma sayısı
: 1521
Kayıt tarihi
: 10.01.08
 
 

Atatürk'ün; kurduğu Cumhuriyete, komutanlığını yaptığı Türk Silahlı Kuvvetleri'ne, halkına bellettiğ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster