Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Mart '10

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
385
 

Çığlık

Çığlık
 

“Gerekirse kuru toprakta yatıp ihtiyaçlarımı azaltarak, daima bağımsız olacağım.”
(Mary Wolstonecraft – İğdiş Edilmiş Kadın)

Kadın, ataerkil topluma ait bütün safrasını kusup atmadıkça, kendi geleceği de toplumun geleceği de tehlike altındadır. Ataerkil toplumlarda, erkeğin eğitimini de kadın üstlendiğine göre, kadını toplumun dışına itmek, aydınlığa açılan bütün pencereleri kadının suratına kapatmak, bir anlamda kadını “yaşama kapatmak”... o toplumu karanlığa itmektir.

Sosyo-ekonomik ilişkiler dönüştürülmeden, insanın insanı sevme gücü zenginleştirilmeden, cinsler arasında içtenlikli bir sevgi ilişkisi nasıl sağlanabilir ki?

Ezilen toplumun, daha da ezilen kişisi olan kadın için, başkalarından yaratılmış bir “ben”in, kadının kendi bilincinde olmayan “ben”inin ne önemi var ki?

Böyle bir “ben”, en ufak bir iktidar fırsatı yakaladığında, tehlikeli bir “bencillik”e dönüşecektir. Yine o aynı “ben”in, çaresiz bırakıldığında neler yapacağını bilemeyiz. Usta bir yalancıya, kişiliksiz bir korkağa,eli kanlı bir katile ya da bir “çığlık”a dönüşebilir.

Tıpkı, gözünden bile esirgediği üç çocuğuyla, çaresizliğini, Fırat’ın sularına bir “çığlık” olarak gömen Cemile* ve daha nice sistem kurbanı kadın gibi!...


Zelin Artuğ, 8 Mart 2010 Yeryüzü

* http://www.kucukisler.com/2010/03/06/ciglik/#more-6200

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

girişte alıntı yaptığınız cümlede anlatılanları, tüm kadınlar biliyor aslında da, asıl hapsoldukları kendi beyinleri olduğundan ordan çıkmak ölmekten daha zor geliyor ve kolayını seçiyor; ya ölene kadar orda kalmayı yada hemen ölmeyi seçiyor...o kadınlar değil mi kendilerini ezenleri bağrında büyütüp can veren sonrada onun kölesi olan..bir toplum, önce kadınlarını eğitmeli ki yücelsin..cumhuriyetin ilk yıllarında genç muallimler katır sırtlarında yolsuz, dağ tepenin ardındaki en ücra kasabalara gönderiliyordu, genç cumhuriyetin gelişmesi serpilmesi için eğitimli insanlaraihtiyaç vardı..21. yydayız tvlerde baba beni okula gönder diye kız çıcuklarının eğitimi için kampanyalar düzenleniyor.bir arpa boyu yol alamamışız.hata nerde ?acaba bunu biliyor muyuz , biliyorlar mı? selamlar,saygılar...

Meltem Şahin 
 22.03.2010 15:18
Cevap :
Selam, Meltem Hanım, Hata, iki kuruşluk kişisel çıkarı için, halkı uyutanlarda.. Uyku ilacı mı? Çeşik bol! Dini kullanmaktan tutun, ahlaki değerleri yerle bir eden cıvık TV programlarına kadar... beceriksiz ellerde oyuncak edilen eğitim sistemine kadar, emeğin hakkının gasp edilmesine kadar... daha binlercesi! Derdimiz çoktur, hangisine yanalım? Bizim suçumuz ise, on kişi olduk mu bölünmek, pare pare olmak! Hayatı ciddiye almayıp, futbol takımı gibi görmek! Tezahüratı bol, saha dışında birbirini yiyen, cahil bir kalabalık olmaktan öteye geçememek! Benden bu kadar! Siz tamamlayın, eksik bıraktıysam.. Sevgi ve saygılarımla.  23.03.2010 13:23
 

kadın erkek,sağ sol,kürt türk,alevi sünni,ermeni türk.... "Tüm bölünenler uyanmalıydı GÜNEŞLİ BİR İNSAN SABAHINA**kurbanlar olmalıydı kahraman***kasaplar doğmalıydı yeniden***KALP KAPISINDAN***Ş.M Sevgideğerim yüreğine,bilincine sevgimle....

Şerife Mutlu 
 12.03.2010 12:52
Cevap :
Güneşli bir insan sabahına uyanmak, kulağa çok hoş geliyor. Sana saygım ve sevgim sınırsız..  13.03.2010 3:15
 

Medeniyetler incelendiğinde ortak noktalarının, halklarının yüksek eğitim-öğrenim düzeyi olduğu anlaşılmaktadır. Örnek; Eski Yunan, İslam ve (Batı) Avrupa medeniyetleri. Devletin gücü ile bireyin kalitesinin kaynağı, halkın eğitim-öğrenim seviyesidir. Devlet, halkına gelişmesi için özgürlük vermekte, halk bu ortam sayesinde, gelişerek donanımlı hale gelmekte ve ürettikleriyle devletine güç katmaktadır. Ve Kadın; insan doğuştan akla, sonradan zekâya (bilgi-deneyime) sahip olmaktadır. İnsanların, aynı yapıda aklı olmasına karşın, farklı seviyelerde zekâları vardır. “Kadının, şartları gereği daha zeki varlık” olduğu ifade edilmektedir. Toparlarsak; yetersiz şartlarda büyüyen bireyin ergen hale gelmesiyle sorumluluğu kendisine geçmektedir. Artık durumunun düzelmesinde irade sahibidir. İlginçliklerimiz; "Mezara kadar ilim tahsil ediniz. Ceketimi satar okuturum. Eğitim şart! Ve Halk! Diyebilir miyiz? Farkındaysak ve sadece sızlanıyorsak; Çorbada bizim de tuzumuz vardır. Sağlıcakla kalınız.

Canmehmet 
 12.03.2010 11:41
Cevap :
" Eğitim şart! (...) diyebilir miyiz? Farkındaysak ve sızlanıyorsak, çorbada bizim de tuzumuz vardır!" diye bitiriyorusunuz. İşte bunu anlayamadım, bağışlayın. Çorbada tuzu olmak, bildiğim kadarıyla bir işe yaramak.. bir işin ucundan tutmak anlamındadır. Eksikliklerin farkında olup da sızlanan kişiler nasıl tuz sağlayabilirler ki açları doyuracak bir çorbaya? Bu konuyu tam olarak çözemediğim için kafamda, bunu geçiyorum. Ancak şunu söyleyebilirim size.. "Toprak yerine saksıda yetişmek" deyiminizi çok beğendim. İyi bulmuşsunuz... Çiçek büyüyünce hiç değilse saksıyı değiştiriyorlar. Bizde o da yok! Çiçek büyüdükçe, geliştikçe saksıyı daha da küçültürler. Büyük saksılarda da maydanoz, dereotu yetiştiriler! Bakın, örneğin, bunun farkındayım ve sızlanmıyorum hiç... Gördüğüm her yerde uyarıyorum. "Saksıyı değiştirin!" diye... Nerdeee... Değiştirmektense, saksıyı kırıyor, kırıklarında çiçek yetiştirmeye kalkışıyorlar. Yani.. insan, demek istedim. Çünkü kapitalUS tanrısı öyle emrediyor! Slm.  13.03.2010 3:39
 

Değerli Zelin Artuğ, Tıp ilminin bulunduğu noktada insan ile ilgili birçok hastalığa çözüm getirmesine rağmen, aynı başarıyı akıl hastalıklarında gösteremediği ifade edilmektedir. Buna neden olarak, insanın akıl yapısının henüz anlaşılamaması vardır. Bunları not ederek; işletilmesi basit, yapısı mükemmel canlı varlık olan insanı vitrine çıkarırsak; bilirsiniz, bireyin gelişmesinde etkin olan üç merkez vardır; Aile, Devlet ve Kişi. Kişinin ergin yaşına kadar sorumluluğu ailesinde, ergin yaşlardan sonra sorumluluğu kendisindedir. Burada devletin konumu; vatandaşına (onun bir ot gibi değil de, ağaç olarak gelişmesi) ürün verebilmesi için (geniş topraklar) özgür ortamlar vermesinin yanında, onun bir birey olarak kendi sorumluluğunu taşımasına zemin hazırlamasındadır. Bunları da notlarımıza ilave konuya gelirsek; Otoriter devlet yapısına sahip ülkelerde, insana özgürlük verilmediği bilinmektedir. Bu diğer ifadesi ile devlet, halkının kendi sorumluluğunu taşımaması izin vermemesidir.

Canmehmet 
 12.03.2010 10:42
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 133
Toplam yorum
: 798
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 1023
Kayıt tarihi
: 04.07.08
 
 

Yaşam, sorulardan ve yanıtlardan oluşmuş. Her soru, aynı zamanda kendinin yanıtı... Çift yumurta ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster