Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Kasım '13

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
2752
 

Cihan Eren, Karadeniz Yolu öyküsü

Cihan Eren, Karadeniz Yolu öyküsü
 

Cihan Eren ve Karadeniz otoyolu


Bu yazıyı; 2005 yılında ayrı ayrı açılan davalara bakan Danıştay’ın 2009’da yolun imar planları ile Karadeniz Sahil Yolu projesinin Fındıklı ve Ardeşen geçişlerine yargıdan iptal kararı çıkması ve Davayı açan Bölge İnsanlarının yani Karadenizlilerin, yargı yoluyla kazandıkları başarıyı yola karşı mücadele veren ancak 2005’te uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybeden çevreci avukat Cihan Eren’e ithaf edilmesi nedeni ile yazdım.

Cihan Eren (1948-2005) İstanbul Barosu ağır ceza avukatıdır. Memleketi olan Rize ilinin Fındıklı ilçesinden geçmesi planlanan Karadeniz Sahil Yoluna karşı yaptığı çevreci mücadeleyle tanınır. 20 Nisan 2005 günü yapılacak olan keşif için Rize'nin fındıklı ilçesinde bulunan Avukat Cihan Eren keşiften 2 gün önce 18 Nisan 2005 tarihinde uğradığı silahlı saldırı sonucu ağır yaralanmış. Trabzon'da KTÜ Farabi Hastanesi yoğun bakımında 95 gün süren yaşam mücadelesi verir. 22 Temmuz 2005 tarihinde Trabzon'da hayatını kaybeder. Katili 25 yaşındaki yerel bir genç olan Serhat Karadeniz’dir.

Söz konusu yol Samsun’dan başlayıp Ordu-Giresun-Trabzon-Rize-Artvin’den geçip Sarp sınır kapısına kadar gitmekte olup, uzunluğu 542 kilometredir. Yapımı esnasında girintili olan deniz kenarları taşlarla doldurulup üzerine üçer şeritli çift yol yapılmıştır. Giresun, Rize gibi iller çift yol ile denizden uzaklaştırılmış hatta izole edilmiş gibidir. Yüzde 60’ı deniz dolgusuyla yapılan duble sahil yolu, 6 il, 63 ilçe, 17 bucak merkezi, 9 liman üzerinden geçmektedir. Yaklaşık 4.2 milyar dolar harcanan projenin inşasında, 138 milyon metreküp kazı-dolgu, 3 milyon metreküp beton imalatı gerçekleştirilmiştir. Yolun 559 kilometrelik uzunluğu, 17 km’lik kazıyla, 542 kilometreye düşürüldü. Denizle şehir arasına çekilen bu “utanç duvarını” yolculuk yaparken izleyenler, bölge adına hiç utanıyorlar mıdır?

Elbette bir mühendis ve bölge insanı olarak karayoluna, yola karşı değilim. Ancak bu yolun bölge adına neleri verdiğini değil, kamu yararına yapılmış bir proje denilip neleri aldığını ifade etmek istiyorum bu yazımda.

Bu yol nedeniyle sahil bölgesinde sadece birkaç ilçe doğal ortamında kalabildi. Oysa bu yol kıyıları bozarak, denizleri doldurarak değil, Viyadük ve tüneller ile de yapılabilirdi. Zaten var olan karayolunun bazı kesimleri kullanılabilirdi, ama yapılmadı. Sonuç olarak, Karadeniz Sahil Yolu bölgenin doğal dokusunu bozan hatta mahveden, yüksek maliyetli bir proje olmuş ve halen daha her kışın Karadeniz’in dalga hışmına uğrayarak oluşan çökme ve yıkılmalarla maliyet unsurları devam etmiştir.

Sahil yolunun olumsuzlukları şöyle sıralanabilir;

*Aşırı yağış alan bölgede denize akan derelerin, suların önü kesildi. Doğal bir bent oluşturduğundan, heyelan ve sel taşkınlarından geçen yıl onlarca insan hayatını kaybetti.

*Dalga, sel, erozyon ve çökmelerden dolayı yol sürekli ulaşıma kapandı. Onarım ve bakım için tekrar para harcandı. Hayvanların, kuşların, balıkların eko yaşam biçimi zarar gördü.

*Denizlerin doldurulmasıyla, Karadeniz’in dalga rejimi bozuldu, transit yolu bile aşan dev dalgalar oluşmaya başladı.

*Denizler doldurulurken, balık yuvaları, doğal deniz yaşamı bozuldu.

*Kıyılar yok edildi. Kıyı turizmi yok oldu. Denize girilebilen doğal koylar, kum dolu plajlar yok edildi.

*Kıyı şehirlerinin ve yerleşik halkın denizle organik bağlantısı kesildi.

*Projeleri hazırlanmadan, alternatifler düşünülmeden, hiçbir etüt ve fayda-maliyet analizleri yapılmadan, ÇED kapsamı dışında tutularak yapıldı.

*Bölge gereksinimleri düşünülmedi, kıyılara yüklenildi, bina ve yaya trafiği iç içe olan koridorla sadece trafiği rahatlatma ve hızlandırma düşünüldü.

*Arazisi kıt Karadeniz’de yeşille mavinin sahilde buluşması engellendi.

*Yerleşim yerlerinin içinden geçmesi trafik kazaları, ölüm ve sakatlık riskini arttırdı.

*Kıyı yerleşimlerini çukurda bıraktı ve sel suları altında kalma riskini yükseltti.

*Rekreasyon alanlarının içinden geçen yol deniz kültürü gelişmiş insanların önüne fiziksel, sosyal ve görsel set çekti.

*Milyonlarca yılda oluşan geniş kumsal hazineleri bir çırpıda kapatıldı, astronomik bedellerle kıyıya dik mahmuzlar oluşturulup bir avuç kum elde edilmeye çalışıldı.

*Zengin flora ve fauna tahrip edildi, kıyı dengesi altüst oldu, balıkçılığı besleyen balık türlerinin yumurtlama alanları yok edildi.

*20 Şubat 1999 yılında yaşanan deniz fırtınası ve dev dalgalara dayanıklı olmadığı tahkimatların, (kuru taş pere duvar biçimi tahkimatlar) mendireklerin ve barınakların yıkılmasıyla belgelendi.

*20-30 yıllık getiri-götürü hesap edilmedi, keşif bedeli 2-3 milyon ABD Doları /Km. olan yol 4 katına mal oldu.

*Anayasa’nın 56. ve 43. maddelerine aykırı yapıldı, 3621 sayılı Kıyı Kanunu hiçe sayıldı.

*Karadeniz Sahil Yolu ile ilgiyi dava için gittiği Fındıklıda kurşunlanan 60 yaşındaki çevreci avukat Cihan Eren öldürüldü.

Ayrıca, hiç düşündünüz mü uygun olduğu halde böyle bir yolun ortasına neden raylı bir sistem döşenmedi?

Mesleğim dolayısı ile Ülkem bölgem adına her zaman anıldığında ve gördüğümde mutsuz olduğum, kaygı birazda utanç duyduğum, bir kısım projesi KTÜ’deki hocalarım tarafından yapılan, ormanı, insanı denizle ayıran, deniz kültürünü ret ettiren, yapıldığı dönemde bir takım müteahhitler para kazansın diye, taş ocaklarından alınan taşlarla denizi doldurarak tahkimatla yapılan bir ucube gibi Karadeniz duble yolu, deyim yerindeyse bir doğa katliamcısı olarak, Karadeniz’in kenarında yerini almıştır.

Deniz kendinden alınanı geri alır ön görüsü ile dubleks lastik misali sürekli patlayacak hissi veren bu yol, daha sayamadığım bir sürü şeyi alıp götürdüğü halde, neden bizi kendimize getiremedi.

Doğduğu, yaşadığı yer kirlenmesin, doğal dokusu bozulmasın diye mücadele eden karanlık güçler tarafından hayatına kast edilen Çevreci hukuk adamı Cihan Erenin ruhu şad olsun, yattığı yer ışıklarla dolsun.

Sizce, Cihan Ereni öldüren karanlık güçlerin ruhu Ülkemizi terk etti mi?

Nizamettin BİBER

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Saatlerce bu yazı gözümün önünde. Şimdi gıcıklığına girdim. Okumayacağım işte. Neden Editör bloglarımı gece yayına koyuyor anlamış değilim:)) Ve neden saatlerce göz önünde olan blogun 38 okumada kalmış olmasını. Torpilli bloglar bile okunmaya muhtaç. Okuyanlar azaldı. Yazanlar çok. İşte bende içimdekileri yazıyorum. Ve bugün okumak (yani bir blog daha) okumaya yer kalmadıkafamda. Üstelik okumadan yorum atar oldum. Geleneklerimi çiğniyorum. 10 buçukta çıkan şiirimi bir defa göremedim, ama yazınız gözüme battı bugün... Bu blog kıyım işi niye. Yazı mı yok:)) Çok. Ama editöre ulaşılamıyor... Fal açıyor herhalde.

İbrahim ARSLAN 
 27.11.2013 15:53
Cevap :
İbrahim bey, neden şikayetinizi serzenişinizi benim üzerimden yapıyorsunuz anlamadım, sanki ben bir suç işlemişim tavrındasınız, yaklaşımınız ahlakı normlar dışında, ayıp ve hiç hoş değil. Bağcıya kızmış üzüm yemiyorsunuz bağcıyı dövüyorsunuz ya da üzüm çalmıyorsunuz bekçiyi dövüyorsunuz. Sizin iyi bir dinlenmeye ve sağlıklı düşünmeye ihtiyacınız var.   28.11.2013 8:29
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 801
Toplam yorum
: 3467
Toplam mesaj
: 85
Ort. okunma sayısı
: 2277
Kayıt tarihi
: 06.06.12
 
 

Yeni dünya düzensizliğinde insan olmaya çalışan ve okuyarak ne kadar cahil olduğunu gören, olayla..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster