Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Ağustos '11

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
431
 

Çık özünün dağlarına

Çık özünün dağlarına
 

Bir şeyler söylemeli, empati konusunda eleştiri yapmalı, günübirlik anlaşmazlıklar için. Empati kuramadıkça iletişim sorun olacak biz insanlara. 

Empati önemli. 

Başkasının yerine kendimiz koymasak anlayamayız; susarak çözüm bulamayız, konuşarak anlaşır, anlaşılırız. 

Çıkmazlarımız, zihinsel iletişimden kaynaklı. İnsan, bu cehennemden çıkmak için, zihin üstü iletişimi keşfetmek zorunda. 

Tüm arazlar zihin hakimiyetinden kaynaklı. Zihnin üstüne çıktığımızda, durum düzelecektir. 

“O şunu dedi, bu böyle yaptı…” türünden zihinsel konuşmalarımız… bunlar hep şeytan yanımızın kışkırtmaları!… Böyle durumlarda, “Sus!” diye bir tokat atmalı zihnimize; başka yöne dönmeli! Her şey nasıl da değişir o zaman.Yoksa kurdukça, yani bir şey ikiye ayrıldığında, anla ki o bozulmuş bilgidir. 

Dinler, yaratan ve yaratılan bölünmesiyle, insanın tanrı yanını yadsımayı kodladılar beyinlere. İkiye bölünmüş her şeyi saptırdı beyinler, teklik bilinci kayboldu. Dünya, ikiliğin tuzağına düştü, ayrıldı. 

Çünkü insanoğlu ayrılacaktı artı eksi kutuplu pil olabilmek için, Türk Kürt Alevi Sünni ayrılacaktı ki artı eksi pil olsun yerküre! 

Bu da bizim cehennem bilincinde kalmamızın tuzağı! 

Ne yapmalı peki? 

Kendi programını kuracaksın elbette. 

Tüm bilinç altı takıntı ve virüsleri… benliğimizde taşıdığımız, bize kadar gelen, atalarımızın farkında olamadığı ve temizleyemediği tüm yüklenmiş virüsleri ışığa çıkarıp temizlemek gerekiyor. 

Bu takıntıları, bastırılmış duyguları, her türlü sağlıksız kayıtları ışığa çıkardığımızda aydınlanma başlar. 

Ve sen dostum; duygularına, tutkularına kurduğun hakimiyetle bunların üstesinden geldikçe, artık sistemin tuzağı yerine kendi düşündüklerini yaratmaya başlarsın. 

Artık sen bir piyon değilsin! Tanrı=arıtan; yani temizleyen olmaktan çıktın artık. 

Ataların virüsleri, senin üzerinde hükümsüzdür. 

Özgürleşmeye başladın. 

Ve Allah=la hali durumuna dönüyorsun.Yani evrenin virüslerini temizlemek yerine “la hali”ni bulmuş, En-el hak, yani yaratan sıfatına kayıyorsun. 

la haline gelmiş bir bilinç kendi kendini korumaya almıştır demektir. 

Çünkü o aydınlanma haline gelmiş, gerçek ve sanalı fark eden durumuna ulaşmıştır. Artık o, yazılanı oynamaz. 

Senaryoyu kendi yazar aydınlanmış insan; artık sistemin piyonu değildir. Hangi düşünür söylüyordu, anımsamıyorum şimdi…“İnsanın en büyük cehaleti yalanlara inanmayı seçmesidir, çünkü dünyanın sistemi, enerjilerimizi çalan, bizi kullanan sistemdir, sömürü düzenidir! Aydınlanmış insan, artık statü kazanmıştır. 

Öfkenin, duygularının hakimiyetini sisteme yem olarak vermeden, insan kendisini asla cennete layık görmezmiş. Böyle diyor filozof… 

Yanlış! İnsanı kendisine suçlu hissettiriyor sistem. Aslında hatalı programı yüklemiş, durmadan aküye “hadi pil üret ya kulum… ya kulum…” demekte. 

Sen yanlış yap, sistem enerji alsın! 

Oysa, sisteme enerjiyi kaptırmayacak kadar farkındalık ve büyüme gerekli. 

Sen dostum, aydınlanmaya gitmek zorundasın. Sistem seni hem kışkırtıyor, hem tuzağa düşürüyor, hem eğitiyor! Evet…işin içinde bir eğitim kesin var. Ama sen farkında olunca da sistem sana yardıma geçiyor. Bu sefer yiyeceğin kazıklara da sana yardım anlamında göz kırpıyor, işaret gönderiyor. Buna sembol dili deniyor; işaret dilini okumak da bir marifet tabii. 

Mevlâna, Yunus bunları çözmüş. 

Düşünürsen, günlük yaşamda insanların uçurumun kenarında olduklarını görüyorsun; çünkü sen epey yol aldın, bu kez onları uyarmaya kalkıyorsun. 

Faydası yok bunun! Uykudaki kişi, deneyime programlı. İllaki parmağını yakması gerekiyor. Seni duymuyor! Sen de içerleyip, bırak yaksın, diyorsun. İşte o zaman tanrısal gözünle görmeye, düşünmeye başlıyorsun. 

“Başkasının deneyimine müdahale etme! Zira o elini yakarak öğrenme sürecine bağlı, senin bilincini duyacak kadar uyanık değil!” 

Tak bilgelik gözlüğünü 

Gör sendeki evreni,  

Evrendeki seni,  

Sen bir evren kitabısın 

Oku kendini,  

Makro onda,  

Mikro sende. 

Şerife Karaçayır Mutlu, 30 Temmuz 2011, Antalya 

Görsel: Rovi Jesher 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Selam, Sevgili Şerife ne güzel bir aynasın.Yazılarını zevkle okuyorum.Ellerine sağlık.

ütopik 
 13.10.2011 1:22
Cevap :
Özlemle selam sevgili arkadaşım,sesini duymak ne güzel,senin de hisseden yüreğine sağlık,içtenliklerimle.:)  13.10.2011 13:19
 

SİZE SÖYLEYECEK BİR KAÇ SÖZÜM VAR/DUYUP TUTMAZSANIZ SİZE YAZIKTIR!/BU YOLA GİRMESİN FESAT FİTNEKAR,/KİRLENİR ADIMIZ BİZE YAZIKTIR!!!BENLİK EDİP HER BİR KABA UÇARSA,/BİR GÖNÜL İNCİTİR HATIR KIRARSA,/LEZZETİ BOZULUR BİR ET KOKARSA,/ONA TUZ ATMAYIN TUZA YAZIKTIR!!! Biraz yoklarsak öğretiyi Mevlana'dan DeliDerviş'e Virani ve Koca Nesim-i'ye Ummana dalar gibi dalar ve Hamlıkdan arınarak Uslara düşülür.Senin gibi...İyi ki de Düşmüşsün:)Sen söylemişsin Sözünü artık bu saatten sonra Duyup almayana yazık olur.Sevgiler canım.

GÜNEŞİNSULARI 
 09.09.2011 13:26
Cevap :
Bu ne güzel deyişler,ne güzel sözler!!! Söyleyenlerin ışığı eksik olmasın gönüllerimizden sevgideğer arkadaşım,sığ sularda gezinirken dizlerim çarpıyor taşa,ben de dalıyorum derin sulara...:)) Güneşin sularını ancak derin sularda yakalıyorum...:)) Duygularınla hep varol canım çok teşekkür ederim,içten sevgilerimle.  10.09.2011 20:17
 

Asıl önemlisi o değil mi? Başkasının yerine kendini koyabilme... Selamlar...

Mesut KARİP 
 23.08.2011 13:21
Cevap :
Aslolan,önemli olanlar hep rafa kaldırılmış bir realitede yaşamak ne zor Mesut bey,ziyaret ve yorumunuza teşekkürler,sağolun,içtenliklerimle.  24.08.2011 13:10
 

Döktürmüşün yine Şerife'ciğim.. Öyle güzel anlatmışın ki yazınıza yorum bile getiremedim.. sevgimlee..

fugen 
 22.08.2011 12:00
Cevap :
Fugenciğim en güzel yorum düşüncede buluşabilmenin mutluluğudur ki senin bu duygun da bana yeter,itenliklerimle,sevgiler.  22.08.2011 12:34
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 137
Toplam yorum
: 1049
Toplam mesaj
: 119
Ort. okunma sayısı
: 582
Kayıt tarihi
: 05.02.08
 
 

Evrenin dilini çözmeye çalışan; sevenlerin diyarından, yeryüzüne sevgi elçisi olarak gelen, dünya ay..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster