Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Ağustos '06

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
1430
 

Çikolatanın felsefesi

Çikolatanın felsefesi
 

Kendimi kötü hissettiğimi söylediğimde, bana küçük bir önerisi olduğunu söyledi. İşe yarayacağından emindi. "Her zaman işe yarar" diyordu. Ne önereceğini merak ettim. "Seni dinliyorum. " dedim. Bana dışarı çıkmamı, bir markete gidip bir bitter çikolata almamı söyledi. Çikolatanın iyi geleceğini düşünüyordu. Önce benimle dalga geçtiğini sandım. Çünkü bazen bana küçük bir kızmışım gibi davranır ve bana şımarık olduğumu, artık büyümem gerektiğini söyler. Önerisine gülümsedim ve dediğini yaptım. Hem belki iyi gelirdi. Bir kaç tane çikolatalı bisküvi yedim ve döndüm. Bunu ona söylediğimde bana bitter almamı söylediğini, kuralı bozmam gerektiğini söyledi. Ciddi olduğunu anladım. Bana çikolatayla susturulan küçük kız muamelesi yapmıyordu. Sahiden sıkıntıma çikolatanın çare olacağını söylüyordu.

Gerçekten merak ediyordum neden mutlaka bitter almam gerektiğini ve bitter çikolatanın benim sıkıntımda nasıl bir etkisi olacağını. Bunu ona sorduğumda verdiği yanıt hem çok şaşırtıcı hem de büyüleyiciydi. Şaşırtıcıydı çünkü bir parça çikolata üzerine bunca felsefe yapılabileceğini düşünemezdim, büyüleyiciydi çünkü hayat ve bitter çikolata birbirine inanılmaz derecede benziyorlardı ve ben bunu daha önce görememiştim.

Neden bitter sorusunun yanıtı olarak bana söylediği şuydu: "Bitter tıpkı hayat gibi. Ne acı, ne tatlı. Ne açık, ne koyu. Katkı yok içinde badem, ceviz gibi. Saf. Mesela hangisini seçeyim diye tereddütte bırakmaz seni. Bir tanedir çünkü. Sadece olduğu gibidir. Hayat gibidir. "

Öylece durdum. Bana öğüdü sadece çikolatanın sana mutluluk vereceği teorisinden yola çıkmıyordu. Onun bana anlatmak istediği bambaşka bir felsefeydi. Üzüntülerin, kederlerin, umutsuzluk ya da mutsuzlukların gelip geçtiği, saf bir hayatın kendi başına aynı yoğun tadda var olduğuydu. Hayata ne katkı konursa o saflığı kaybediyor ve karışıyor, hayattan başka herşeye benziyordu. Tıpkı bitter çikolata gibi saf tutman gerekiyordu onu. İnsanoğlunun uydurduğu saçmalıkları içine doldurmaman gerekiyordu. Kendi kendine yarattığın sıkıntılardan, günlük hayatın küçük ama bizi öldürürcesine yoran streslerinden, atlatacağını bildiğin küçük mutsuzluklardan arındırmalıydın hayatını. Onu bitter gibi saf ve katkısız olarak muhafaza etmeliydin. Çünkü hayatın bittere benziyordu. Onu saf tuttuğunda alıyordun ancak tadını.

Durup dinledim kendimi. . . Ne çok katkı maddesi vardı hayatımın tadını bozan. Onun o yoğun tatlı kıvamını bambaşka bir şeye dönüştüren. Elimdeki bir parça çikolata mıydı bana bütün bunları anlatan?

Ve farkettim ki; bu bir parça çikolata da olsa, görmesini bildiğin vakit sana çok şey öğretiyor. Ve etrafında gerçek dostlar olduğu vakit görmen daha da kolaylaşıyor. . .

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

söyleyecek bir şey bulamıyorum... gerçekten çok güzel. ekrandan değil, basılmış sayfalardan okumak istiyorum. ve göreceksin, okuacağım da... K.

Kerem Oğuz 
 09.10.2007 10:36
Cevap :
:)) Şımarttın beni sabah sabah. sevgimle...  09.10.2007 11:02
 

... neyse o Degerli Fulya Hanim. Dedigimi dedim. Bundan sonra da derim. Endiseniz olmasin: Hos da derim, bos da derim. Epeyce kötümser, hatta nihilist gibi takildigimin tabii ki farkindayim. Ama bunlar da benim görüslerim. Üslubunuz tahrik edici, onun icin kapilip gittim ve yazdim. Katilmadigim noktalari bilmek... Elbette yazabilirim. Ama isimi birakip hep size yazmam gerekir. Maasimi veremezsiniz ki:-))) Saka bir yana: Bugün yazdiklarim yetmiyor mu farki anlatmaya? Yazilarinizi hep hos buluyorum. Yoksa okumam. Ve o kacmak isteyisinizi okuyorum satir aralarinda. Anlatin lütfen, devam edin. Benim de kendime göre yasam deneyimlerim var, ama sizden de cok sey ögreniyorum. Örnek mi? Cikolata bitter:-))) Satir arasi iltifatlariniza, yorumlarimi önemsemenize de cok tesekkür ediyorum. Karsiliklidir. Ben önemsemesem zaman ayirmam, siz önemsemeseniz "hadi ordan be" dersiniz. son söz: osmaniye'ye (üstelik kamu) cok kötü takilmissiniz. Buna karsin tebrikler... ve saygilar

pirmete 
 25.08.2006 18:40
Cevap :
Fikirlerinize her zaman saygı duyuyor ve elbette önemsiyorum. Ayrıca zaman ayırıyor olmanız da bana çok onur verdi. Bunun içinde teşekkür etmeliyim. Saygı ve sevgilerimle...  28.08.2006 11:31
 

umut olacak. cok dogaldir. onsuz hicbir sey olmaz. herseyiniz var da umudunuz (buna hedef de denebilir) yoksa, körelir, kör ve kötürüm kalirsiniz. efkara da bos verin. öylesine yazdim, o an parmaklarimin ucuna denk geldigi icin. tarziniz hos, ama bu sekilde de tahrik ediyor yazmaya parmak ucuna geleni. ciddiye almayin. evet, yasamak gerekiyor. hayat kisa (jostein gaarder) ve herkesin de "bitter"le de olsa kendini takviye etmesi, kendine umut asilamasi gerekiyor. cünkü o pis katkilara küfür etmek yetmiyor. care degil. care, ademoglunun (özellikle bizler gibi levantenlik bulasmislarin) üzerlerindeki "ölü topragi"ni atip ciglik atmasinda, sokaga dökülmesinde, "ghandi"lesmesinde. Yaaa, Fulya Hanim, yine efkarlandirdiniz, kendimi tutamadim, civileme felsefi takildim:-))) Buyurun size dostane bir özür. Yazilariniz her gün geliyor, zevkle okuyorum cok seye katilmasam da. Bir daha yorum adi altinda böyle küstahlik yapmayacagim - Söz! Okuyup, cok hos diyecegim.

pirmete 
 25.08.2006 17:40
Cevap :
Sevgili İbrahim Bey, öncelikle yorumlarınız benim için çok değerli. Ve istediğiniz gibi yorumlayabilirsiniz. Çünkü fikirlerimin aksi olan fikirler bana değişik bakış açısı kazandırır ve bu benim için önemli. Yazılarımda katılmadığınız noktaları bilmeyi çok isterim. Yorumunuzu asla küstahlık olarak değerlendirmediğimi ve çok önemsediğimi bilmenizi istiyorum. Eğer yazılarımı hoş bulursanız hoş deyin lütfen. Hoş bulmazsanız bunu da duymak isterim. Saygı ve sevgiler...  25.08.2006 17:50
 

... gibi birsey sizin dediginiz blogcu arkadasim. En aza indirmek, degistirmek, dönüstürmek... hepsi cok hos. Ama yine de hos sada kaliyor ne yazik ki. Bunu iki düzlemde anlatmaya calistim. Yine iki düzlemde devam o halde, ama bu kez bireysel düzlemle baslayayim: - sigara örnegi vermistim. "En aza indirmek"... Indirirsem degisecegimi, dönüsecegimi ben de biliyorum. Ama azi ya da ortasi olmuyor bu zikkimin. Ya iciyorsunuz, ya icmiyorsunuz. - toplum/dünya: Ozon deligini yamamak icin hicbir sprey üreticisi kilini kipirdatmiyor (Deligin büyümesinde cikardigi gazlarla büyük katkisi olan Afrika'daki sigir sürüleri, sprey üreticilerinin yaninda cok masum kaliyor. Cünkü onlar sigir, ötekisi düsünen ve yikan insan). Ya da hic kimse Irak'ta, Lübnan'da, Afganistan'da "daha az tetige basalim" demiyor, diyemiyor. Silahin üreticisi de daha az üreteyim diye düsünmüyor... vesaire vesaire. Efkarlandirmayin simdi okurlarinizi ve böyle kalip böyle yazmaya devam edin lütfen. Saygilar.

pirmete 
 25.08.2006 16:31
Cevap :
Haklısınız. Bütün bunlar üzerine ne diyebilirim ki? Kimseyi efkarkandırmak istemem ama ben biraz efkarladım galiba. Ama umut olmadan nasıl yaşayabiliriz ki? Saygılar...  25.08.2006 16:58
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 408
Toplam yorum
: 4068
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 1071
Kayıt tarihi
: 17.06.06
 
 

Gazetecilik okudum... Ama gazeteciliği sırf yazabilme serüvenine bir adım daha yaklaşabilmek için ok..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster