Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Mayıs '10

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
779
 

Çıktım Palmiye ağacına...

Çıktım Palmiye ağacına...
 

El alemin palmiyesi


Hava güzel, deniz sakin, sabahın ilk saatleri ortalık tenha, koltuğumun altında gazetelerle Piramit Çay Bahçesi’ne oturdum. Köşe yazılarını okuyup güne başlayacağım...

İşte çayım da geldi, tavşankanı... Şekerleri bardağa atıyor, karıştırmaya başlıyorum...

Gözlerim sahildeki palmiyelere takılıyor!

Cümleyi düzelteyim; gözlerim sahildeki kuru ve çirkin palmiyelere takılıyor...

Ne zaman ve kimin tarafından dikildiklerini bilmiyorum ama başlarına bir felaket gelmiş palmiyelerin, donmuşlar sanki!

Büyümedikleri yetmiyormuş gibi üzerine kurumuşlar da!

Hayata küsmüşler yahu, var mı daha ötesi?

Telefona sarılıyor erken saat olmasına rağmen Ömer Ağabeye telefon ediyorum;

“ Ağabey günaydın...”

“ Rüyanda mı gördün çocuğum beni?”

“ Ya ağabey kusura bakma rahatsız ettim ama bir şey soracağım?”

“ Buyur...”

“ Bu sahildeki palmiyeler var ya...”

“ Evet.”

“ Kurumuşlar...”

“ Evet.”

“ Çok çirkin görünüyorlar...”

“ Evet.” Avazı çıktığı kadar bağırıyor; “ Aliiiii!”

“ Efendim ağabey...”

“ Son olarak aynaya ne zaman baktın sen?”

“ Bu sabah ağabey tıraş olurken...”

“ Sen de çok çirkin görünüyorsun!”

Şaşırıyorum! “ Kuru değilim en azından” deyip telefonu kapatıyorum...

Bu işler böyle arkadaş, kuru, bodur, çirkin, umutsuz ve çaresiz palmiyelere methiyeler düzemem ki ben... Yazsam şimdi; “ Silivri sahilde bir palmiyeler var breh breh arkadaş gelin görün, boyları üç metre, dal, yaprak felaket” desem benden iyisi olamayacak ama... Kıvıramam yani...

Sonra bu palmiye merakı nereden çıktı bilmem ki?

Dikeceksen Aksaya dik, Çınar ağacı dik, söğüt ağacı dik, ne bileyim kimsenin ocağına incir ağacı dikme de ne dikersen dik yahu...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

hani garip rüyalar görenelere söylenen bir laf vardır. Bu yazı da herhalde öyle zamanlarda çıkmış. bakmışsınız şöyle bir, çayınıza şeker atarken (herkes çayı şekersiz icer oldu sizde şeker atmadan icin artık moda o, daha sağlıklı) ne yazsam ne yazsam hah palmiyeler demişsiniz :)

Nilay Yıldırım 
 10.06.2010 9:58
Cevap :
Yok, yahu öyle değil... Derini ve mesajı var yazının gazetede yayımlandı adresi buldu yazı : ))  11.06.2010 0:07
 

Ben de bazen merak etmişimdir: neden palmiye ? Güzelyalı/ Mudanya sahiline de dikmişlerdi çok önceden… Bir de, alış veriş merkezlerin içinde dikilen, palmiyeler var…onlar ayrı muamma. Aslında, sahile yakışın bir ağaç, ama güney sahillerimize…Tatil havası hissettiriyorlar. İlk kez Türkiye’de canlı görmüştüm bu ağacı…Sanki İzmir’de ilk görmüştüm ve çok hoşuma gitmişti.Palmiye deyince, nedense İzmir geliyor aklıma. Egzotik ve havalı bir ağaç…Yeşilsoğan’ı hatırladım şimdi…Hoşça kalın.

Gül AYAN 
 26.05.2010 18:04
Cevap :
Sanırım palmiyeleri ben de ilk defa İzmir’de gördüm...  27.05.2010 22:45
 

Bizim buralarda ne kadar söğüt ve selvi varsa kestiler. O kadar çok polen neşrediyordu ki nefes alamıyorduk. Palmiye yerine söğüt dikerlerse Ömer abinizi bu sefer de "İmdaaat, polen burnuma kaçtı" diye arardınız.

Nilgün Akad 
 25.05.2010 21:36
Cevap :
Kavak ağaçlarını ben sevmem, çam ağacı olsa; iğneleri yere dökülür hem yılbaşında kesilme tehlikesi var, söğüt ağaçları develer gibi; tükürüyor... Favorim Dişbudak...  25.05.2010 22:20
 

kurumuş bir palmiye ağacı görürsem, aklıma ilk gelecek sensin ali:) o ağaca gülümseyerek bakıcam..çok yaşa sen:)

mis-tress 
 25.05.2010 9:19
Cevap :
Kurumuş palmiye görünce beni mi anımsayacaksınız! Tövbe tövbeeee : ))  25.05.2010 22:21
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1280
Toplam yorum
: 7730
Toplam mesaj
: 187
Ort. okunma sayısı
: 1105
Kayıt tarihi
: 09.08.06
 
 

Deniz tutkunu.Amatör kıyı balıkçısı. Aynı Şarkı ve Ilık Havada Hoşça Kal adlı kitapların yazarı ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster