Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Kasım '12

 
Kategori
Türkiye Ekonomisi
Okunma Sayısı
419
 

Çil çil Altınlar, bir Dünya Rekoru ve cebimizdeki Emperyalizm

Çil çil Altınlar, bir Dünya Rekoru ve cebimizdeki Emperyalizm
 

Amerika'da yatırım yapan güçlü Türkiye'den bugüne neler kaldı?


Ne yaparsanız yapın bazı gerçeklerin tarihteki etkileri değişmez. Hem de ne yaparsanız yapın... Yıllar öncesine ait bir manşeti sizinle paylaşmak istiyorum: “Amerika’dan aldığımız Altınlar dün getirildi. 64 fıçı içinde bulunan külçe altınlar bugün tesellüm edilecek” (19 Kasım 1931, Cumhuriyet)... 3 Milyon dolardan fazla kıymet biçilen 64 fıçı altın. Ziraat Bankası’nın devlet bankası namına yaptığı bir yatırım olarak o gün gazetelerde yer almış. Yaklaşık iki ay önce, 20 Eylül’de kurularak 3 Ekim’de faaliyete geçen Merkez Bankası’nın sermayesinin 15 Milyon olduğu düşünülürse söz konusu tutarın ne büyük bir meblağ olduğunu daha iyi anlayabiliriz.

O zamanlar IMF yok.
Birleşmiş Milletler yok.
Merkez Bankası yeni kurulmuş, ekonomi ekrandan yönetilmiyor, emperyalizm daha ceplerimize bulaşmamış.
Amerika Çin’e yardım ediyor, Japonya karşısında, Japonya Almanya ile yakınlaşıyor.
...ve 1939’da başlayacak Dünya Savaşı’nda, okyanus aşırı taşınacak bombaların işaretini veriyor yıllar öncesinden bir uzun mesafe uçuşunun muvaffakiyeti...

1931’de 1 Ağustos’ta, Russel Boardman ve John L. Polando adında iki Amerikalı sivil havacı, bir uzun uçuş rekoruna imza atıyorlar. New York’tan havalanıp, bir atılımda 8 bin 65 kilometreyi, 49 saat 08 dakikada uçarak Yeşilköy Hava Alanı’na iniyorlar. Bu olay ile, Yeni Dünya Yakın Doğu’ya hava yolu ile ilk kez bağlanmış oluyor. Batı dünyasında 13. yüzyılda Marco Polo’nun Çin’den getirdiği hikayeler ile başlayan uçma hayali, yedi yüzyıllık çalışma sonrasında dünyada yepyeni bir çığır açıyor.

Çok büyük coşku ile en üst protokol düzeyinde karşılanan pilotlar Pera Palas’ta ağırlanırken verdikleri demeçte bir basın mensubunun:
- “Yeni bir uzun uçuş rekoru için İstanbul’u neden seçtiniz” sorusunu:
- “Türkiye’de çok yeni ve iyi şeyler yapıldığını işittik. Bunları yerinde görmeye ve selamlamaya geldik” biçiminde yanıtlayan pilotlar, Türklerin Atatürk’ün önderliğinde kurdukları Cumhuriyetlerinin, reformlarının Amerika gibi uzak bir ülkede uyandırdığı olumlu yankılarını açıkça vurgulamışlardır.

Türkiye’ye gelmek için pilotların iki yıl süresince antreman uçuşları yapmaları gerekmiştir. Kafalarında hiç inmeden en uzun mesafeyi uçarak dünya rekoru kırmak varken, uçuşlarının masraflarını karşılamak için tanesi 2 Dolar olan 10 bin kartpostal satmışlardır. Hazırlıklar tamamlanınca boş ağırlığı bir ton olan tek motorlu Bellanca tipi uçaklarına tam 3 ton yakıt ve 100 litre yağ yüklerler. New York’tan ancak üçüncü denemede gerçekleştirdikleri kalkışla 29 Temmuz 1931'de havalanabilirler. Ve o dönem Avrupa'sının hayran olduğu Amerikalıların Türkiye’ye olan yorucu yolculukları başlar...

Hâkimiyet-i Millîye Gazetesi’nin o tarihteki haberinde uçuş detayları şöyle verilmiştir:
 “...Uçak yakıt harcadıkça hafifler ve daha iyi uçar. Saatler sonra bulutlar aralanıp kara görününce İngilitere’ye geldiklerini anladılar. Londra civarında bir delik görüp içine dalarlar. Artık Avrupa’ya ulaşmışlardır. Ardından Almanya’ya gelirler. Ama gece olur. Gece hiç bir yeri görmeden Alp Dağları’nı geçmeye cesaret edemezler. Münih semalarında tam 5 saat oldukları yerde dönüp günün ağırmasını beklerler. Sonra rotalarını İstanbul Yeşilköy’e çevirirler. New York’tan İstanbul'a 49 saat 8 dakika uçup 8 bin 65 kilometre yolu hiç bir yere inmeden kat ederek rekor kırarlar.”

Yıllar Türkiye için neler getirdi neler götürdü bütün bu süreçte şöyle bir düşünelim. Para stoklarımız nereden nereye geldi, hayranlık uyandıran atılımlar bugün ne durumda?
Hayatlarımız ne alemde?
Dünyanın ilklerinin yaşandığı bir ülkede bugün ne gibi ilklere şahit oluyoruz?
Şöyle bir gazete manşetlerine bakalım... Kaç tanesi dünyada geliştirilip Türkiye’de ilk uygulaması yapılan yeni bir teknoloji, ilerleme ya da gelişmeyi içeriyor? Özellikle de emperyalizmin cebimize uzanmadığı bir vesilesi olmalı. Hele ki yurtdışına devlet düzeyinde yatırım yapıldığı gibi bir haberi çok aramanız gerekebilir. Hem de çok...

 Muhabbetle kalınız.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yıl 1921, çarşıda bir aktar dükkanı olan Ziya Efendi,bir gün(Ankaralıların “Pank-i Osmani” dedikleri)“Bank-i Osmani” binasında Kurtuluş Savaşı için Sovyetler Birliği’nden,İnebolu/Kastamonu/Çankırı/Kalecik üzerinden yardım olarak gönderilmiş altınların sayılıp, el terazileriyle okka/dirhem hesabı tartılmasına tanık olmuştu. Bank-i Osmani, şimdiki Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nin yanından Kale Kapısı’na doğru çıkan tarihi Bedesten’in olduğu yokuşdaki taş binadaydı. Kurtuluş Savaşı sırasında Kuvayı Milliye’nin silahları Mavzer (Mauser), Filinta ve Karabina’ydı. Kuvayı Milliye’nin halktan toplanan paralarla peşin olarak A.B.D’nden silah ve beş milyon mermi satın alma talebini A.B.D.reddetmişti. Bu olaydan 10 yıl sonra gelen değerli yazınızda bahsi geçen altınlar Merkez Bankamızın kayıtlarda adı sanı bulunamayan (asla dini bir ayrımcılık amacıyla söylemiyorum)yahudi ortaklarının koydukları sermaye olmasın? Basında "Ziraat Bankası'nın devlet bankası namına yaptığı yatırım" dense de! Tşk, slm

Ersin Kabaoglu 
 23.11.2012 15:09
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 149
Toplam yorum
: 79
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 647
Kayıt tarihi
: 07.04.10
 
 

Sazsız söze ezgiler diziyoruz, birer birer. "Kim" olduğumuzun belli olmadığı bu dünyada K..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster