Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Haziran '08

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
2621
 

Çileli bir örgüdür sevmeyi öğrenmek

Çileli bir örgüdür sevmeyi öğrenmek
 

oluşturduğum en çileli görsel...iv


Büyük bir huzursuzluk ve içinde bulunduğu bunaltı kuyusunun dibinde öylece oturuyordu. Aydınlığa çıkmak ve bu halinden kurtulmak için yapması gerekeni biliyor, ama sabır ve özen göstermesi gerekli olan bu eyleme geçme enerjisinin başlangıç noktasını kestiremiyordu…

İşin en keyifsiz ve acı veren kısmıyla başlamalıydı artık. Teker teker bin bir emekle ördüğü bir kazağı söküp, yumak haline gelişine kadar geçen süreç gibi geçmişini çözmesi, kendini çözümlemesi, yeniden oluşmaya hazır bir hale getirmesi gerekiyordu…

- Benden nasıl bir yardım istiyorsunuz?

- Kuşkularım, kaygılarım, korkularım ve ötekine olan inançsızlığım yüzünden hiçbir ilişkimde mutlu ve huzurlu olamadım. Bana gösterilen sevgi ile yetinemedim. Kıskandıklarım oldu. Hep değişmek, daha güzel olmak, daha fazla arzulanır olmak, daha fazla sevilmek istedim…

- İnsanların güzel duygularını ifade etmesi olağandır ama kötü olduğu halde tanıyı koymuş ve dolaysızca ifade ediyor oluşun işimizi kolaylaştıracaktır, bundan emin ol. Bence bu anlamda çok cesursun. Kendini sevmeye buradan başlayabilirsin.

Sökmeye başladığı kazağın en koyu renkli yerleriydi, hatırladıkça gördüğü ve içinde kalan çirkin çocuğun anıları. Hiç arkadaşı olmamıştı, şişman gözlüklü ve dalga geçilen bir kişilikti okul yıllarında. Otoriter ve mesafeli bir baba, silik ve sevgi yoksunu bir annenin üçüncü kızıydı Şermin. İlgisizliğe alışarak büyümüş veya yüreğindeki kocaman kara delik yüzünden hiç büyüyememiş bir kadın olmuştu. Masanın üzerinde günlerce duran başarı dolu karnesine bile göz ucuyla bakan olmamıştı.

Diğer kızlardan farklı olmak için inşaat mühendisliğinde okumayı seçmişti. Zeki kızlardan hoşlanan ve şişman bedeninde anne sıcaklığını bulan erkek arkadaşları da olmuştu elbette. Ama elde ettiği her erkeği bir nedenle terk etmekten ve aday başka delikanlıları ağına düşürmekten oyun hazzı duyuyordu. Kendisinden daha güzel, hatta deli gibi kıskandığı başka kız arkadaşlarına bu maceralarını anlatmayı da oyununun başka bir parçası haline getirmişti. Tüm bunları yaparken duyduğu geçici haz, hiçbir biçimde kalıcı bir huzur ve mutluluğa dönüşemeyecekti. Birini kıskandığı sürece sevdiğini sanıyor ve kendi kıstası olan bu durum değiştiğindeyse sıkılıp, başka birini sevmeyi deniyordu.

Hatırladıkça ve geçmişinde var olan herkesi anlayıp, affettikçe ilmekler hızla sökülmeye, yan yana sıraladığı yumaklar çoğalmaya başlamıştı.

İçinin en kuytu yerinde dizlerini kırıp oturan yalnız ve ilgisiz çocuğun başını okşamaya başladığındaysa söktüğü kirli ve karmaşık kazaktan eser kalmamıştı. Yorucu ve sarsıcı biz çözülmüşlük hali ile koltuğa attı kendini Şermin.

- Şimdi nasıl hissediyorsun kendini.

- Açıkçası biraz yorgunum. Bu noktadan sonra durmamam gerekiyor biliyorum ama kendime çok yüklendiğim, hesap sorduğum hatta aşağıladığım bir sürecin izlerinden geçtim ilmek ilmek. Şimdi yeni bir örme işlemine başlamalıyım. Elimdeki malzeme aynı, biraz yıpranmış ama bundan giyinip huzur ve mutlulukla yaşayacağım kendimi oluşturmalıyım.

- En zor kısmını atlattın. Şimdi hiç acele etmeksizin, sabırla, kendine güvenerek, ördükçe öğreneceğin ve yaşayacağın hayatının malzemesi ellerinde. “Zor” ve “yorgunum” kelimelerini az kullanmakla işinin kolaylaşacağı garantisini verebilirim sana. Bir de geldiğin noktayı takdir ettiğimi bundan ben de mutluluk duyduğumu belirtmek isterim. Mesleğimin en keyifli yanında ve sonuç almaya yaklaşmış olduğumuz yerde duruyorsun.

Kendi üzerinde çalıştıkça beğendiği ve sevdiği yeni kazağı olmuştu Şermin. Ötekine başvurarak, ama taklit etmeksizin verdiği takdire değer emeği ile yapılanmanın, kendi malzemesinden yeniden kuşanmanın, kaynağı bereketli olan bir şelale gibi yaşama akmak olduğunu hissediyordu.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İlke Veral neler yazıyor diye geçti aklımdan. İyi ki gelmişim. En güzel denemelerden birini okudum. Görsel de çok ilginç ve anlamlı olmuş. Ortak tema çile. Çilesiz yaşamlar yok galiba. Önemli olan sonuçta bilincine varıp örgüyü çözüp yaşamın çağlayanında çağıldamak sanırım. ellerinize sağlık. saygı ve sevgi ile.

Ezgi Umut 
 15.07.2008 14:43
Cevap :
ne iyi ettin de geldin sevgili ezgi, çile metaforunu çözüp aynı özenle öyle güzel örmüşsün ki, paylaşmaktan dolayı tekrar mutluluk duydum... yaşamlarımızda çileler hep olacak, dilerim onu en düğümlü noktalarından çözecek ve bilinçlenme ile yaşamımızı yeniden örgüleyecek sevgi, sabır ve emeğimiz daim olur... sevgilerle  15.07.2008 16:36
 

İnsanların hayatla ve kendi gerçekleri ile eninde sonunda bir şekilde yüzleşmesinin kendi hayatında aradığı ve mücadelesini verdiği huzur ve mutluluğu yakalamak adına ne kadar önemli ve kaçınılmaz bir şey olduğu ancak bu kadar güzel bir şekilde ifade edilebilirdi sanırım.Elinize sağlık.Bunu yapabilme cesaretini gösteren insanlar bence çok güçlü ve özel insanlar.İnsanlar kendi hayatlarındaki ve içlerindeki yaraları görmezden gelip ,yaraların kabul bağlamasını bekleyip ardından üstünü örtmek yerine onlara doğru şekilde müdahale edebildiklerinde gerçek anlamda mutlu olma adına en azından bir adım atmış olacaklardır.Zorlu ve meşakatli bir yolculuk olan bu süreci aşmak adına herkes elinden gelen gayreti gösterip çaba sarf etmek zorunda ve herkes eğer gerçek anlamda hayatta huzuru ve mutluluğu yakalamak istiyorsa Şermin'in hikayesini bu anlamda kendine kılavuz olarak görmeli.....

ET 
 10.07.2008 11:50
Cevap :
evet değerli arkadaşım, Şermin'in hikayesi aslında bir kahramanlık hikayesidir... Kendi üzerinde çalışmanın ve kendi yaşamının kahramanı olabilmeyi başarmak isteyenlere klavuzluk ederek... bu zor ve cesaret gerektiren o gerçek yolculuğa çıkabilmeyi olanaklı kılan adımları ile tüm düğümleri çözerek, katıksız ve kaçamaksız bir açıklıkta yaraları ile yüzleşebilenlere örnek bir hediyedir şermin'in hikayesi...sevgilerle...  11.07.2008 0:27
 

şermin sökerken kazağını bir baktım yanındayım, elimde bir kazak söküyorum...bazı ilmeklere geldiğimde takılıyor, arap saçına dönüyor, düğümleniyor ip, korkuyorum hızla çekmeye ya koparsa diyorum... şermin başını hafifçe kaldırıp bakıyor gözlerime, başımı öne eğiyorum yavaş yavaş sökmeye devam ediyorum... çünkü bir yerlerden bir ses "en zor kısmını atlattın" diyor cesaretimi kazanıyorum tekrar, çöz beni arapsaçı ...tesekkurler...;)

ebrulihayat 
 05.07.2008 13:10
Cevap :
merhaba:) şermin'le birlikte ilmeklerin tıkandığı yerlerde özenle, büyük sabır ve emek gerektiren bu kahramanlığa soyunduğun ve sonunda yeniden ürettiğin, giyinerek yeniden yürüme cesaretine katıldığın için kutlarım:) .. asıl ben teşekkür ederim...  06.07.2008 1:43
 

İçim yanarak okudum... Saçları okşanmadan, gözlerinin derinliğine bakılmadan, minnacık elleri tutulmadan, öpülmeden, sevilmeden büyüyen ne çok Şerminler var... Sonra neden "sevgisiz" "hoşgörüsüz" bu insanlar diye hayıflanırız. Bu güzel anlatımın için kutluyorum arkadaşım. Sevgiler.

Rıfat Mertoğlu 
 28.06.2008 14:24
Cevap :
Haklısın sevgili arkadaşım, yeterince su görmemiş, kurak topraklarda yetişmiş bitkiler gibidir, sevgi ile beslenemeyen insanlar, ve dramatiktir geçmişlerindeki düğüm yerleri... biraz o yerlere dokunmak ve açmaya uğraşmak da değerli bir emektir.. teşekkür ve sevgilerle...  29.06.2008 14:18
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 25
Toplam yorum
: 193
Toplam mesaj
: 64
Ort. okunma sayısı
: 1014
Kayıt tarihi
: 16.01.08
 
 

İşletmecilik eğitimi ve sonrasında finans sektöründe bir dönem profesyönel çalışmanın dışında, 19..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster