Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Aralık '07

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
625
 

Cin Ali’de büyüdü…

Cin Ali’de büyüdü…
 

Artık bizim okuduğumuz o küçük ilkokullar kalmadı. İlköğretim olduktan sonra iyice kalabalıklaşan ve büyüyen okulların sorunları da büyüdü. Örneğin, benim okul. 2000 civarında öğrencisi var. Bu demektir ki ikili eğitimde, bir devrede 1000 çocuk, 25-30 öğretmen okulda. Okul cadde üzerinde, önünde doğru düzgün çalışmayan trafik lambaları var. Bahçeden yola fırlayan bir çocuğun araba altında kalması olası. Bahçe kapısına konmuş bir kulübe var, ama içi boş. Güvenlik görevlisi için kondu, ne yazık ki güvenlik görevlisi yok. İsteyen istediği gibi sınıflara kadar girebiliyor. Yoluna çıkan bir engel yok. Güvenlik sıfır yani. Geçen yıllarda, biri ben olmak üzere, 3 öğretmenin çantası çalındı, hiçbir şey yapılamadı. Kamera sistemi var, ancak bir işe yarıyor mu bilmem? Okul bahçesi çoğunlukla çöp içinde, düzenli temizlik yapacak eleman yok. Var olan 3-4 görevli 3 bina halindeki okulun ancak bina içlerini temizliyorlar, temizlik denirse tabii. Teneffüslerde camdan vuran ışıkla görülebilen toz bulutuna bakılırsa pek temiz değil. Sınıf içindeki eşyalar, camlar belki yılda bir kez, o da sene başlarında temizleniyor.

Nedir bu hal? Paramız yok. Velilerimiz okula verecekleri 3 kuruşun hesabını yaparlar. Zaten bir de medyadan duymuşlar, okullar para istemeyecek diye, en ufak bir katkı sağlamıyorlar. Hoş sağlayamayacak durumda olan çok, ancak olan da vermiyor. Madem veli katkı sağlamayacak, okullara yeterli ödenek verin de, biz de insan sağlığına uygun bir ortamda çalışalım. Bütün gün tebeşir tozu, artı sınıf ve koridorların tozu yuta yuta, emekli olduğumuzda ciğerlerde boş kesecik kalmayacak herhalde.

Biraz çehre değişsin diye bir yıl sınıfa saksılarla çiçek getirtmiştim. Ertesi gün sabahçı olan ağabey ve ablalar hepsini koparıp bize yolunmuş çiçekler bıraktılar. Şimdi onu da yapamıyoruz. Koskoca okulun içinde bir bitki yok. Bizim okula 5-6 km mesafede oğlumun okula gidiyorum. O da devlet okulu. Her yer pırıl pırıl, koridorlarda çiçekler, duvarlarda resimler, insanın içi açılıyor. Fark ne? Bir veli olarak her yıl yaptığımız bağışlardan dolayı farkı biliyorum tabii. Peki bu mudur adalet? Gecekondu semtinde çalışırsan, oranın halkıyla birlikte çileyi çekmeye mecbursun. Üstelik diğer okullardaki öğretmenlerden kat kat fazla çalışırsın. Çünkü çocuğa ailenin bir desteği, faydası yoktur. Karşılığını da sınıfta sayıları elin parmaklarını geçmeyen sayıda öğrenciden alır, diğerleri için umutsuzluğa kapılır, kendinden şüphe edersin.

Bazen o Cin Ali’li günleri özlüyorum. Küçük, temiz okulları ve sınıfları…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ne yazık ki en çok önem verilmesi gereken eğitim Türkiye'de içler acısı. Bir de doğu illerini düşünün. 3 sınıf tek bir derslikte tek öğretmenle eğitim görüyor. Kız öğrencileri okula zorla getiriyorsunuz veya getiremiyorsunuz. Daha nice zorluklar. Kökten çözüm gerekir eğitim konusunda. Allah bütün öğretmenlerin yardımcısı olsun. Esen kalın.

Erol Özışık 
 27.12.2007 14:12
Cevap :
Bu günlerde sisteme iyice sinirlenmiş haldeyim. Okulların durumu bir yana durmadan değişen sistemlerden bıktık artık. On yıldır aynı sistemi iki kez kullanmadım. Teşekkürler yorum için. Esen kalın.  27.12.2007 19:21
 

Emekli bir öğretmen olarak imrendim size. Ne kadar duru ve samimi bir şekilde anlatmışınız sorunları. Okullara yeterince ödenek ayrılmaz. Okullarımızın o pis halini çok iyi biliyorum.Tüm okullarımız öyle. Yurt dışında -Almanya- görev yaptığım okullar pırıl pırldı. Eğitim para işi. Eğitime en yüksek payı ayırmak zorundayız. Ancak bu şekilde her şey bir düzene girer. Siz yazmaya devam edin. Sizin yaptığınız eğitime bir katkı. Keşke bizim zamanımızda da böyle yazma olanağımız olsaydı. Yazınızı mutlulukla okudum. Teşekkür eder esenlikler dilerim.

Erdoğan Şahin 
 27.12.2007 0:02
Cevap :
Değerli öğretmenim, bizim yetiştirdiğimiz nesil gelecekte bu ülkeyi yönetecek. Bir tek insan yetiştirmede geriye dönüp hatalarınızı düzeltemez, bozuk malları imha edemezsiniz. Bugün toplumda şikayet ettiğimiz her unsurun kökü eğitime dayanıyor. Bizler eksiklikleri görüyor, her fırsatta dile getiriyoruz. Ama sizin gibi keşke demekten başka çaremiz kalmıyor. Değerli yorumunuz için çok teşekür ederim. Sağlıklı, mutlu kalın...  27.12.2007 9:33
 

Bu şikayetlerinizi yazıp, okul öğretmenlerinden imza toplasanız. Sonra da Bakanlığa gönderseniz. Durum değişmez mi?

Sevgi Biçer 
 26.12.2007 14:11
Cevap :
Bu konuda iyimser olmayı çoktan bıraktım ben, bürokrasinin nasıl işlediğini on yılda epeyce öğrendim...  26.12.2007 20:04
 

8 yaşında bir yavrum var 2. sınıfa giden . Nerde o eski ilkokullar temennisi ile nerde o eski öğretmenler temennisinide eklemek isterim.(Ben kendi öğretmenimi Öğretmenler günü için yazdığım blogda anlatmıştım.) Ve nerde o veliler. Okula , öğretmene , sisteme güvenen , destek olan veliler. Bizim öğretmen bir veliyi arıyor ve kibarca " çocuğa evde biraz destek olalım , dersleri ile biraz ilgilenelim " gibilerinden bir şey diyor ve aldığı cevap :"Sen ne işe yarıyorsun , çocuğu ben çalıştıracaktıysam , sana neden gönderiyorum." gibilerinden . Neticede Sayın Öğretmenim maalesef her şey bozuldu.

basak_33 
 26.12.2007 10:13
Cevap :
Yorum için teşekkürler. Hem öğretmen, hem veli karşılıklı uğraş vermeli, tek taraflı başarı olmuyor, sevgiler...  26.12.2007 20:06
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 111
Toplam yorum
: 741
Toplam mesaj
: 13
Ort. okunma sayısı
: 5153
Kayıt tarihi
: 11.12.07
 
 

1997 yılında öğretmenliğe başlamış bir mühendisim. Bir oğlum var. Çocukları ve yaşamı seviyorum. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster