Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Aralık '06

 
Kategori
İthalat / İhracat
Okunma Sayısı
2813
 

Çin'in fendi TSE'yi yendi.

Çin'in fendi TSE'yi yendi.
 

Hep bugüne kadar sosyal içerikli makro yazılar yazdım. Artık birazda mikro düzeyde birşeyler söyleyelim dedim kendi kendime. Efendim konumuz ülke ekonomisi ve Çin. Hepimizin bildiği üzere Çin malları , ülkemizi doldurmuştur. Oyuncağından tutunda, aklınıza gelebilecek her şey... şimdide otomotiv piyasasında geliyorlar. Daha doğrusu biz çağırıyoruz.

Konuyla ilgilenenleriniz bilir, evvelden, ülkeye yurtdışından özellikle çinden ürün sokarken TSE, ürün ithal edilmeden numune alır ve kalitesini kontrol eder, eğer genel kabul görmüş kalite normlarına uygun ise ithalat için müsade belgesi verir ve ithalatçı firma bu belge ile gümrük işlemlerini tamamlar ve getirdiği ürünü gümrükten çekebilirdi.

Şimdi ben, binlerce ürün arasından sadece bir ürünü örnek olarak vermek istiyorum. Örneğimiz civata ithalatı. Pek çoğumuzun önemsemediği, önemine hiç dikkat etmediği bir üründür civata, somun, pul. Ama aslında bu dünyada iki parçayı bir araya getirmek için kullanılan en önemli bağlantı elemanlarıdır. Küçük bir örnek verecek olursak, çoluğumuzun, çocuğumuzun altında eğitim aldığı, eşimizin çalıştığı, spor yaptığı, altında yaşadığımız veya altından geçtiğimiz direksiz yeni sistem çatılarda cıvatalar kullanılmaktadır. Böyle bir sistem çatı oluşturulurken mühendislerimiz, cıvataların taşıyacağı yükü, hassas hesaplarla, hesap ederler ve cıvatanın kaldıracağı yüke göre özel olarak kullanılacak çeliğin çeşidini, bu çeliğin hangi N/mm2 ye kadar dayanabileceğini ve ne kadar bir sertleştirme yapılacağını hesaplarlar ve ona göre satınalma birimlerine bilgi verirler. Satınalma birimleride bu bilgiler ışığında en hesaplı şekilde cıvataları almaya çalışırlar. Burada yapılacak herhangi bir hesaplama hatası veya cıvatalrın biri veya birkaçındaki zayfılık, diğer cıvataların üzerine fazla yük binmesini ve sonunda Allah korusun tonlarca ağırlıktaki çatının insanların üzerine düşmesine neden olur.

Konunun hassasiyetini dahada pekiştirmek amacıyla, size cıvatanın günlük hayatımızdaki önemi üzerine bir kaç örnek daha vermek istiyorum. Tarihi olaylar ve kazalarla ilgili araştırma yapan bir TV kanalının yayınında İngilterede yanlış hatırlamıyorsam 80 li yıllarda içinde 90 yolcunun havada yaşadığı tehlikeli anları ve uçak yere mucizevi şekilde indikten sonra hatanın nedenin bizi şok edecek kadar küçük bir vida parçası yüzünden oluştuğunu özetle anlatmak istiyorum. Uçak epey bir yükseklikteyken, pilot camını uçağa tutturmak için kullanılan küçük vidalardan bir tanesi gerektiği şekilde kaliteli olmadığından dolayı, vidanın yerinden çıkması sonucu, pilot camı boşluğa fırlamış, camla birlikte içerideki basınç kaybından ötürü birinci pilotta camla birlikte dışarıya fırlamıştır. Mucizedir ki, ikinci pilot birinci pilotu ayaklarından sıkı sıkıya yakalamış, gelen görevlilerin sayesinde, pilotun bedeni % 80 dışarıdayken uçağı zar zor kontrol altına alınıp, uçağı indirmeyi başarmışlardır. Merak edenler için söyliyeyim, birinci pilot ölmemiş ancak havanın basıncının bastırması sonucu flama gibi uçağa yapıştığından dolayı vücudunda ciddi eziklikler neticesinde 2 ay hastanede kalmış ve taburcu olmuştur. Kazanın sebebi araştırlıdığında, yenilenen pilot camına takılan vidalardan bir tanesinin dişlerinin yalama olduğu, anlaşılmıştır. (Yalama= malzemenin zayıf ve dişlerinin yıpranmış olmasından ötürü tutma kabileyetinin yok olması)

Bugün Panama kanalında bile kullanılan büyük cıvataların bazılarına bakarsanız, ilk inşa tarihinde takılmışlardır. Örneklerimizi çoğaltabiliriz.

Şimdi gelelim sadete. Bir malın alım ve satımında üç nokta önemlidir. Bunlar Kalite, Teslim zamanı, Fiyat uygunluğu. Bu üç kriter, her ülkeye göre değişir. Örneğin Almanya için, Kalite, Teslim Zamanı, Fiyat Uygunluğu şeklinde sıralama yapılırken Türkiye için Fiyat uygunluğu, Teslim Zamanı ve Kalite şeklinde sıralanmıştır. Merak edenleriniz veya konuyla ilgili olanlarınız bilir. Cıvataların kafa üzerlerinde, üretici firmanın amblemi ve yapılmış olduğu çeliğin dayanım gücün gösteren numaralar vardır. (8.8 -10,9-12,9 gibi...) Firmalar önceden üzerlerinde 8.8 yazan ama dayanım gücü olarak 6.8 olan cıvataları, karlarını yüksek tutmak için satmaktadırlar. Tabi bu durum konusunda ciddi, belli bir yere gelmiş kurumsallaşmış firmalarda kaliteye önem veren firmalarda söz konusu olmuyor. Çünkü cıvatanın sanılanın aksine insan hayatı ile direkt ilişkili olduğu montaj sahaları vardır.

Çin'den gelen ürünlerin kalitelerinde düşüklük var demiyorum. Çin in iki türlü satış şekli vardır. İstediğin kalitede malzeme isterseniz fiyatı yüksektir. Çünkü belli bir maliyeti vardır. Ama istediğini kalitede ki ürünün damgasının vurulupta, düşük kalitede gelenleri de vardır. Bunun fiyatı diğerine nazaran daha düşüktür. İthalatçı firmanın kar marjı yüksektir. Kalite ise istenilen değildir. Tabi bu birtek ihracatçı firma ile ithalatçı firma arasında kalır. Ama bu malzemeyi devletten onay almış laboratuarlarda kontrolünü yaptırırsanız gerçek ortaya çıkar. Bu konuyu daha fazla uzatmaya gerek yok.

Gelelim asıl önemli konuya, devlet Çin den ithal edilen ürünlere çeşitli ürünlerde ülke vergisi ve gözetim raporu ister. Ülke vergisi tek rakamdır, örneğin % 7.Getirlen malzemenin yüzde yedisini vergi olarak ödersiniz ve maliyetinize eklenir. Gözetim de ise, getirilen ürünle ilgili KDV hesaplanırken 1 kg. 2 USD olarak hesaplanır ve ona göre KDV ödersiniz. Bu da bir nevi maliyettir ama gelecek dönemlerde, KDV den mahsup edilir.

2005 yılında ithal edilen cıvata ve somunlar için TSE ye gidip kalitesinin kontrol edilmesi şartı vardı. Böylece kalite kontrol edilebiliyordu. 2006 ta bu TSE şartı kaldırıldı. Kaldırılınca herkes cıvata, somun pul getirmeye başladı. Tabi her ne kadar ülke vergisi, gözetim vergisi olsa da getirilen 100 konteyner (konteyner başına 20 ton diye hesaplayalım veya 40 lık konteyner ise 40 ton olarak.) malzeme sürümden kazanıldığı için yine cazip hale gelmektedir. Tabi içeride üretim yapan sanayicileri düşünürsek bu durum, ülkemizin aleyhine bir sonuç teşkil etmektedir. Aslında konunun tekrar gözden geçirlmesi ve insan hayatı ile direkt bağlantılı olan bu ürünlerin ithalini kalite açısından kontrol altına alıması için çalışmalara yapılması, yetkililerce gerkelidir. Çünkü yapılan düzenleme ile kalite kontrolü ithalatçı firmanın veya ihracatçı çin firmasının insafına bırakılmış, sadece fiyat uygunluğu düşünülmüştür. Tabi bizim ithalatçı firmalarda, yekünlü miktarlarda getirerek, maliyetlerini düşürmekte ve bu duvarı aşmaktadırlar.

Maalesef kaş yapalım derken göz çıkarmak, adet haline gelmiştir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ülkemize bu malları sokan ve buna aracı olan hükümet bunu bilmeden yaptı desek tamam ama göz göre göre insan kendi memleketine kazık atar mı? Benzin 3YTL'yi geçti, insanlar işsiz, bizimkiler hala Çin'e yöneliyor. Sürekli dışa bağımlılıkla biz nereye kadar "Türkiye" olarak kalabileceğiz? Bugün civata gelir yarın başka bir şey. Hiç düşünmüyorlar hiç... Elinize sağlık... Not:İngiliz Pilotun kullandığı uçağın penceresini yapan bir Türk olabilir.

Hasan ARSLAN 
 06.12.2006 12:39
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 116
Toplam yorum
: 139
Toplam mesaj
: 48
Ort. okunma sayısı
: 731
Kayıt tarihi
: 27.07.06
 
 

1994 Uludağ Üniversitesi İ.İ.B.F. İktisat bölümü mezunuyum. Aynı üniversitede Genel İktisat Polit..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster