Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Temmuz '06

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
838
 

Çınarın gölgesinde

Sıcak bir yaz günüydü. Bütün Ege neredeyse İzmir Fuarı’na akın etmişti. Dersim biter bitmez fuara koşmuştum. Genç bir öğretmendim. Yaptığım işi, öğretmenliği, eğitimi sürekli sorguluyordum. Yaşadığım dünyanın yapısını kavramaya çalışıyordum. Nazım Hikmet’in dediği gibi:

Dünyanın en tuhaf mahlukusun yani,
hani şu derya içinde olup
deryayı bilmeyen balıktan da tuhaf.

Balıklardan da tuhaf olmamalıydım. Bir de ders kitapları yazma sevdam vardı o günlerde. Ders kitabı yazacağım eğitim dünyasını çok iyi kavramam gerekirdi. Yazılmış kitapları inceliyor, yurtdışı örnekleri getirttiriyor, önümdeki dünyayı aydınlatmaya çalışıyordum.

Özellikle Rıfat Ilgaz’la bu konuyu konuşmalıydım. Eğitim sistemimizin tüm çarpıklıklarını görmüş, hatta onu Hababam Sınıfı adlı edebiyatımızın klasikleri içinde yer alan eserinde dile getirmişti. Onu fuarda kitaplarını imzalarken buldum. Okuyucularının uzayan kuyruğu bitmek bilmiyordu. Konuyu Aydın Ilgaz’a açtım. Mutlaka konuşmam gerektiğini rica ettim. Kitap imzalama işi bittikten sonra Karşıyaka’da kaldıkları bir akrabalarının evinde başladı sohbetimiz. Çok yorgun olmasına rağmen beni kırmadan bütün sorularıma sevgiyle yanıt verdi. Bütün anlattıklarını tek tek not aldıktan sonra eğitim dünyasını nasıl bu kadar berrak gördüğünü düşünmeye başladım.

Rıfat Ilgaz, 1911 yılında Cide’de doğmuş. İlköğrenimini çeşitli yerlerde tamamlamış. 1926-1930 yıllarında Kastamonu Öğretmen Okulu öğrencisi olmuş.
Eğitimle ilk ciddi tanışması; on yedi, on sekiz, yaşlarında burada başlamış. İlkokul öğretmenliği; 1930-1936 yılları arası Bolu’da geçmiş. Tam altı yıl yaptığı ilkokul öğretmenliğinden sonra, Gazi Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümü’nde öğrencilik yılları başlamış.

Rıfat Ilgaz, deneyimli bir öğretmendir. Şiirler yazmaktadır. Yirmi dokuz, otuz yaşlarında Ankara’da bir öğrencidir. Arkadaşlarına göre eğitime daha üstten bakmakta, geneli şiirleriyle sorgulayabilmektedir. Gazi Eğitim Enstitüsü’ndeki öğrencilik yılları bittikten sonra, Adapazarı ve İstanbul’daki Türkçe öğretmenliği, onu edebiyatla daha sıkı uğraşlara götürür.

Bir öğretmenle evlidir. Eğitimle, sanatla bütünleşmiş bir yaşamı vardır. “Sınıf” adlı şiir kitabının yayınlanması ile devrin tutucu yönetimini korkutur. Öğretmenlikten ayrı bir yaşam başlar. Bundan sonraki yaşamında duyduğu eğitim özlemini, lise öğrencisi olan oğlu Aydın Ilgaz’la buluşmalarındaki okul sohbetlerinde gidermeye çalışır. Bir de yapıtlarında.

Eğitimle iç içe yaşamını önce şirinde görürüz Rıfat Ilgaz’ın. Zaten kendisi de “Okutma Üzerine” adlı şirinde dillendirir;

“Şunu demek istiyorum!
İki iş tuttum ömür boyu köklü.
Çocukları okutmaktı ilk işim,
İkincisi,
Yazdığımı çocuklara okutmak

“Çocuklarım” adlı şiirinde ise öğrencilerini anlatır tek tek. Onların yaşamını, birlikte yaptıkları derslerini dillendirir. Sınıf, Remzi, Oğlum, Türkçemiz, Öğünsek mi, Okullar Dinlencede, Kardeşlik adlı şiirlerinde bütünüyle eğitimi, okulu, öğrencilerini işlemektedir.
Rıfat Ilgaz’ın yapıtlarında çoğunlukla yer alan eğitim dünyasını, çocuk kitaplarında da görürüz. Özellikle “Bacaksız Okulda” adlı çocuklar için yazdığı kitabında, ilköğretimde yaşadıklarını bütün ayrıntılarıyla, çarpıklıklarıyla sergilemektedir.
Eğitim yapımızı bir bilim titizliğiyle inceleyip, bizlere sunduğu temel eserleri, onun Hababam Sınıfı adıyla çıkan kitaplarıdır. Hababam Sınıfı Baskında, Hababam Sınıfı Uyanıyor, Hamababam Sınıfı Sınıfta Kaldı adlı oyunlarında, Hababam Sınıfı ve Hababam Sınıfı İcraatın İçinde adlı romanlarında bütünüyle eğitim yapımız irdelenmekte, tüm çarpıklıklarıyla topluma sunulmaktadır.

Rıfat Ilgaz, “Çocuklarım” adlı şiirinde eğitim sistemimizin ne kadar yaşamdan uzak olduğunu vurgularken;

Kiminiz limon satar Balıkpazarı’nda,
Kiminiz Tahtakele’de çaycılık eder,
Biz inceleyeduralım aç tavuk hesabı
Terayağındaki vitamini
Ve kalorisini taze yumurtanın!
Karşılıklı neler öğrenmedik sınıfta
Çevresini ölçtük dünyanın
Hesapladık yıldızların uzaklığını
Orta Asya’dan konuştuk
Laf kıtlığında
Neler düşünmedik beraberce
Burnumuzun dibindekini görmeden.

“Bacaksız Okulda” adlı çocuk kitabında, kendisini yenileyemeyen öğretmenin sınıftaki başarısızlığını, müfettişlik kurumunun gereksizliklerini, çevrenin okula bakışını, veli okul ilişkilerini, yöneticilerin eğitime bakış açılarını bütün olumsuzluklarıyla bir sosyolog gibi bizlere sunmaktadır. İlköğretimin; özellikle ezberci, dayakçı yanını, öğretmenlerin kendilerini yetiştirmekte ne kadar geri olduklarını bu eserinde bütün yönleriyle görmekteyiz.

Onun üretimden, araştırmadan uzak ezberci eğitime bakış açısını bütünüyle yansıtan temel eseri; Hababam Sınıfı’dır. Kendi öğrencilik anılarını, öğretmenlik deneyimleriyle birleştirerek, eğitimimizin tüm okullarda yaşanan ezbere dayalı yapısını ele almış, tüm eğitim sisteminin yanlışlıklarını, eksikliklerini bir gülmece havası içinde anlatmıştır. Hababam Sınıfı; İstanbul’da , Hababam Sınıfı; Kastamonu’da, Hababam Sınıfı; Ankara’da, İzmir’deki okullardadır. Eğitim yapımızın bütününde görülen yanlışlar, gereksizlikler, gülmece diliyle verilmektedir.

Kuru bilgilerle yetinmenin gereksizliğini vurgulamak için ustaca düşünen yazar, Hababam Sınıfı’nda ; edebiyat öğretmeni Piyale İhsan’ın, divan edebiyatı ağırlıklı edebiyat dersini, Hababam Sınıfı öğrencilerinin aracılığıyla bir tiyatro sahnesine dönüştürerek, dersi yaşamsal duruma sokmuştur. Bunu ancak, iyi bir öğretmen, iyi bir gözlemci, iyi bir yazar yapabilir ki, mükemmel bir kurguyla hem yermiş, hem güldürmüş, hem de olması gereken eğitim biçimini önermiştir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 52
Toplam yorum
: 40
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 4180
Kayıt tarihi
: 17.06.06
 
 

1952 yılında Sivas- Asarcık Köyünde doğdum. Yurdun çeşitli yerlerinde öğretmenlik yaptım. Kabataş Er..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster