Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Ağustos '14

 
Kategori
Kent Yaşamı
Okunma Sayısı
1874
 

Çingene Tadında Yaşamak...

Çingene Tadında Yaşamak...
 

Menzilahırda gündelik yaşamlar...


Menzilahır*, sabah saat 09:10;

-Var mı paran abe? Alasın şu bakkalcıdan bir kangal sucuk!

-Yok be ne parası olcek bende? Akşamdan züğürtüz anadınmı! Sucuk, belki akşama, iş olursa...

-İş olursaymiş! Yesinler işini be! Şu beygirin kıçındaki sinekleri kovalarsın bütün gün! Abe ne yiyecek piçlerin akşama kadar? Bi de dişsiz kocakari başımda, küfteden** başka bişeycik beyenmez!

-Zeytinlen ekmek yesinler be! Ep sucuk, ep küfte olur mu be? Nerde o bolluk! Anla diyoz sana terso olduk diyoz, cıgara parası bilem yok cebimde manyak kari!

-Yürrrüü be düldül çobanı seni! Şu haline bak, pireli beygirin gibisin sende! Yersin içersin sıçarsın, bari bi boka yarasan sümsük herif!

-Ulan bana bak, susak ağazlı kari seni!!!

-Hade be! Ep züğürt ep züğürt! Yedirmeyesin paracıkları elin gacılarına?

-Ne gacisi abe? Manyak mısın be geçmişi boklu kari seni?

-Anandır o anan! Sidikli Şaziye'nin oğlu seni! Akşama çarşıdan et getir bu kızanlara, yoksa iç gelme. Kavun mu satarsın, karpuz mu ne bok yersen ye et getiresin akşamaaa...

-Yürrü be akılsız kari! Deehhh!!!

Menzilahır Mahallesi kentin hemen dışında ama kent yaşamına 10 dakikalık yürüme mesafesinde, kendi kuralları olan ve homojen yapısıyla biraz da gettolaşmış bir yerdir. Kavganın, gürültünün eksik olmadığı mahallede kin, nefret nedir bilinmez. Sabah kavga edenler akşam içki sofrasına beraber otururlar. Gelinler, kaynanalar ve görümceler hep bir evde ya da bir odada beraber yaşarlar ve patırtı eksik olmaz bu evlerde. Yani, hayatın sıkı kuralları burada iyice gevşemiştir ve toplum baskısı da burada yaşayanlar için pek gereksizdir. Kısacası, yaşayan en özgür insanlardır bunlar!..

  Burada insanlar düzenli bir iş tutmazlar; çalgıcılık, faytonculuk, kuşbazlık, hurdacılık, boyacılık, seyyar satıcılık gibi gündelik işlerle uğraşırlar. Ve tabi bu insanların yaşamında atların yeri büyüktür. Birçoğunun at arabası vardır ve ekmeklerini bu arabalarla kazanırlar. Doğal olarak Mahallenin baskın kokusu beygir kokusudur!

Zar zor kazanılan para aynı gün içerisinde bir güzel yenir ve ertesi gün hiç düşünülmez. Zaten öyle çok para kazanıldığı da söylenemez! Kazanılan üç kuruş ille de bir kilo şarap ve bi lokma etle bir güzel ezilir; gerisi düşünülmez. Para biraz bolsa eğer şarap yerini rakıya bırakır haliyle...

Menzilahır, akşam 20:30;

-Naptın abe? Aldın mı küftecikleri?

-Aldım be kari! Küfte de aldım sucuk da! Yanında bi şişe de şarap! Hade kur sofrayı bakalım. Çağırasın kopartmaları*** da!

-Aslan kocaciğim benim. Göbek atasım var şimdi yandan yandan. Oohhh, küfte de var sucuk ta, şarapta var raki da! Oh oh! Düşmanlar çatlasın ayol! Komşular, küfte var sucuk var!!!

-Ulan imanı kandilli kari...

Evet!

Hayat bu ve bunun gibi mahallelerde kendi devinimi -ve kuralsız kuralları- içinde akıp gider...

Önemli olan hayatı olduğunca doğal ve kaygısız yaşamaktır.

Bugün var olan keder de, sevinç de, varlık da, yokluk da, açlık da, tokluk da bugüne aittir.

Yarının hayatı boş bir sayfadır, zamanı geldiğinde plansız doldurulur.

Acaba kaçımız böyle bir yaşam sürdürebilirdi ki?

Ve yani ne demeli şimdi bağlamak için yazıyı; "çalış çabala, bir dilim ekmek, üç köfte!.." ****

Eksik olanı da biz tamamlayalım: "bir şişe de şarap!.."

...............

*Menzilahır Mahallesi : Edirne Merkez'de roman vatandaşların yaşadığı mahallelerden biridir.

**küfte : köfte

***kopartmalar : çocuklar

****Bu veciz sözün sahibi rahmetli Deli Selim'dir!

Hamiş: Edirne Belediyesi, Menzilahır Mahallesinde bir sokağa Deli Selim Sokağı ismini vererek, rahmetlinin anısını yaşatmıştır.

Deli Selim ile ilgili olarak, "Bir Bilinmeyenin Hikayesi: Deli Selim" adlı bloğuma bakılabilir.

 

gülsen tunçkal, Papatya Tarlası bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çocukluk yıllarımda babamın tayininin çıktığı Karacabey de de bir mahalle Roman vatandaşlarımıza aitti. Her gece o mahalleden gelen klarnet seslerini duyardik yazın sokağa çıktığımızda. Çok neşeli insanlardı

Papatya Tarlası 
 04.09.2014 18:15
Cevap :
Merhaba Papatya Tarlası. Hayat aynen eskisi gibi devam ediyor. Yazıda da belirttiğim gibi. Ama biz kent insanları maalesef derin bir girdabın içinden kendimizi alamıyoruz ve birçok şeyi ıskalayıp geçiyoruz. Halbuki o anlar bir kerelik değil midir? Yaşamın her anını son an gibi yaşayan Romanlar aslında güzel bir ders vermiyor mu bize? Sevgi ve saygılarımla.  04.09.2014 19:21
 

Merhaba Rıfat Bey...Bu bloğunuz bana çocukluğumu hatırlattı. Çocukluğum, İstanbul'un Balat-Ayvansaray semtinde geçti. Lonca adında bir semt duydunuz mu acaba. Ben orada yaşadım. Çingenelerden hem arkadaşım hem de "manitam" oldu...Eski, siyah-beyaz filmlerindeki bütün çalgıcılar ve "çengiler" Lonca'dan çıkardı...Düğünleri bir şölen olurdu. Sünnet çocuklarının ata bindirilerek çalgılar eşliğinde semtimizin tarihi Hançerli hamamına gidişleri ve gelişleri çocukluğumu süsleyen en güzel anılardır. Şubat 2010'da bir vesile ile onların kavgalarını yazmıştım. Bugün kavga ederler, yarın kol kola gezerler. Şimdi onlara "roman" diyorlar...Roman müziği kanımı harekete geçirir...Konuşma tarzlarının yazılışı size aitse, ya siz iyi bir gözlemci ya da gerçekten çingenesiniz:)) Teşekkürler ve selamlar.

cdenizkent 
 04.09.2014 16:30
Cevap :
Selamlar Hocam. Şimdi nerden başlasam bu güzel yorum için! Ayvansaray-Balat-Cibali falan tamam da Hocam Lonca'yı ilk sizden duydum, iyi de oldu! Ben çingene değilim ama İstanbul'da bir çingene semtinde yaşadığımı biliyorum :) Yazı tamamen bana ait ve kurgusal. Ama şunu biliyorum ki evet, hayat roman mahallelerinde aynı böyle. Eminim. Sadece Menzilahırı değiştir Lonca yap, Kuştepe yap, Sulukule yap -yok, yapmayalım orayı yandaşlara peşkeş çektiler!- yani ismi değiştir geri kalan herşey aynıdır. İnsanlar hariç tabi! Peki, saygı ve sevgilerimle Hocam.  04.09.2014 19:13
 

Romanları daha çok filmlerden tanımamıza rağmen hayat coşkularına imreniriz. Nedeni bellidir aslında siz de söylemişsiniz zaten. En özgür insanlardır. Güne dairdir endişeleri, ıstırapları, coşkuları. İlave etmişsiniz, kin ve nefretleri yoktur. Gelecek kaygısından uzak şeffaf yaşayan insanların korkuları da olmadığından çabuk unuturlar. Yöresel şiveyi kullanarak yazdığınız yazınızı keyifle okudum. Selam ve saygılar...

Mukaddesçe Konuşan Satırlar 
 04.09.2014 12:42
Cevap :
Merhabalar Efendim. Aslında hakir görülen bir kesim Romanlar ama unuttuğumuz bazı şeyler var; kimsenin yapmayacağı işleri yaptılar yüzyıllarca, eğlendirdiler bu toplumu, vatanlarını hiçbir zaman ne metaya ne paraya satmadılar ve şimdi de kağıt karton vs toplayarak geridönüşüme önemli bir katkıda bulunuyorlar. Aslında bazı şeyleri teferruatlıca düşünmeliyiz dimi? Bakın ne güzel şeyler çıktı? Sevgi ve saygılarımla. Hoşçakalın.  04.09.2014 19:07
 

Hayat bu işte! Selâmlar...

İsmail Hakkı CENGİZ 
 04.09.2014 12:01
Cevap :
Belki de en güzeli böyle yaşamaktır Sayın Cengiz. Ama başarabilir miyiz biz modern kent insanları, bilemiyorum. Saygılarımla Efendim.  04.09.2014 19:02
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 49
Toplam yorum
: 167
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 7771
Kayıt tarihi
: 14.05.14
 
 

Kamu yönetimi ve sosyoloji öğrenimi... Tarih bölümüyle devam eden öğrencilik... Siyasetbilim, top..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster