Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Ocak '12

 
Kategori
Kültürler
Okunma Sayısı
448
 

Çingeneler Zamanı

Yaz-bahar aylarının şenliği gibiydi onlar bizim için. Kış bitip bahar geldiğinde çekirge sürüsü gibi birden hucüm ederelerdi kasabaya. Her köşede biri olurdu, nerden gelirlerdi yaz aylarında, nereye kaybolurlardı kış geldiğinde bilemezdim. Ne yer ne içerlerdi? Çıkıp geldikleri zaman çadırlar kurarlardı aşağı mahalledeki çayıra, nasıl yıkanır paklanırlardı bilemezdim. İlla çocukları olurdu heybelerinde, süklüm püklüm, ya önlerinde asılı ya arkalarında.

- Kalayci geldi haniiimmm,
- Elek yaparim, maşa satariiimm,
- At bi onluk bakayım falına,

diye çıkarlardı ortalığa.

Üç katlı evimizin her katının zillerine birden basardı kesintisiz zarrrrrrrrrrrrr zarrrrrrrrrrrrr, hani sanki çoktandır görmediğimiz uzaklardaki bir yakınmızmış gibi. Herkes birden fırlardı balkonlara kim geldi acaba diye.

Yayılırdı apatmanın önüne, açardı bohçasını Güllü, Pembe, Hüsniye. Herbiri ayrı sokakta ayrı ayrı yerlerde.. Tekstil ve konfeksiyon henüz çok da bilinmezken renk renk kumaşları, çeşit çeşit çeyiz eşyalarını sergilerlerdi.

"Olmaz vallah ablam, aaa veremem o fiyata, sende ölü balık istiyon ama" diye direttiği delik işi masa örtüsünü överdi bi yandan da Güllü Bacı,  "Kilisten geldi bu mal, bak inan Allaha sıkıştım da ondan bu paraya veriyom, yoksa sermayesi kurtarmaz" derken derken bir annemin üstüne atardı "al bunu dedim sana, kaçırma bu malı", bir yengemin üstüne. Sıkı pazarlık sonucu onbin lira dediği örtü üçbine kalırdı birinin üstünde.

Mızık mızık edip satış işini sekteye sokmaya çalışan ufaklıklara da şöyle bir gözdağı verirdi arada Hüsniye, yarı şaka yarı ciddi. "Atarım şalvarımın içine bak seniiii! " Valla ben bile korkardım ondan.
Altın dişlerini göstere göstere gülerdi de, bakalalırdım dişlerine, birde sallanıp duran altın küpelerine...

Heryıl belledikleri aynı köşe başlarına yayılıp "Kalayciiiiiii" diye bağırırlardı ara ara, hem zaten kasabalı da beklerdi onları bakır kaplarını kalaylatmak için.

Sanki bizden birileri olmuşlardı,

- Hüsam efendi yok mu bu sene?

- Selahattin gözükmüyor nerelerde?  falan gibi kısa sohbetler bile geçerdi büyüklerimizle aralarında. Korkmazdık kasabaya geldiler kap kaç olur mu acaba diye, kapı cam kilitlenmezdi sıkı sıkı, zarar gelmezdi sanki onlardan kimseye.

Göçebe zanaatcilarız bizler derler di, hani kalay yapmak zanaat ama, fal bakmak da mı zanaattı bilemezdim.

Şimdi ne kalaycilar kaldı ne de kalaylı kaplar, hadi çingeneler göç edip gittiler, bir daha gelmemesiye, ama ya kalaylı kaplar neredeler?

 

ümitümit, Hanife ÇITA bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ne güzel bir yazı. Çok ucundan yakaladım kalaycıları. Şimdi kalaylanacak kaplar değerini bilenler için ev dekorasyonuna aksesuar oldu ancak. Bir zamanlar gittiğim heryerden toplardım şimdi evimi süslüyorlar:) selamalarımla

ümitümit 
 13.01.2012 9:05
Cevap :
Sizinle daha önce yorum alışverişi yapmamışız, bu nedenle çok daha mutlu oldum yorumunuza, yorumlarda al gülüm ver gülüm olayından çok bu tür yorumlara çok mutlu oluyorum, bu nedenle bana yorum yapmış yapmamış diye düşünmeden okuduğum beğendiğim her yaıyı yorumluyorum ben, teşekkürler ziyaretinize, bakır kaplarım benimde evimde süs:))Sevgilerimle...  13.01.2012 12:31
 

Bizim komşu onlar be ya. Fırsat bulunca bir ara anlatırım.:))

TC kaan kartal 
 13.01.2012 1:07
Cevap :
Sayfamda gördüğüme mutlu oldum inanın, anlatırsanız keyifle okurum bizim ahbapları:))Sevgilerimi yolladım size.  13.01.2012 12:32
 

Bahar aylarından, kış başına kadar Trakya’nın muhtelif bölgelerinde tesadüf ediyorum onlara... Zamana uymuş onlar da, atarabalarını satmışlar, yerine beyaz minibüsler almışlar...

Ali Gülcü 
 12.01.2012 22:52
Cevap :
Bir görev için Tekirdağ'a gitmiştim bir zamanlar, kalmıştım biraz, şehrin heryeri bana Hani meşhur Gırgıriye filmi vardır ya, o filmi yaşatmıştı, çok keyif almıştım.Sevgilerimle...  13.01.2012 2:30
 

Can lilacanım ne güzel bir yazı olmuş bu böyle hele sonu vurdu beni.Bakır kaplar evleri terk edeli yıllar oldu dimi.Bizim mahalleye de gelirlerdi hele o kalayın kokusu benim çok hoşuma gider hayaller kurdururdu bana.Geldiklerinde etraflarını sarardık mahallenin çocukları.Birde ufak tefek ama kendi işlerine yaramayan bakır öte beri bırakırlardı ya giderken bizde onları toplardık evcilik oynamak için.Nereler gittim sayende.SEVGİLERİMLE.

Şennur Köseli 
 12.01.2012 21:03
Cevap :
Onların gelmesi bile bizler için değişiklikti, ne güzeldi.Sevgilerimle güzel insan...  13.01.2012 2:31
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 151
Toplam yorum
: 896
Toplam mesaj
: 43
Ort. okunma sayısı
: 1490
Kayıt tarihi
: 18.12.08
 
 

Yaşamayı seven, yaşamı dürüst ve içten yaşayan, evi, eşi ve iki yavrusunun annesi... ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster