Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Kasım '07

 
Kategori
Gelenekler
Okunma Sayısı
933
 

Cıngırdag, gıncırdak

Cıngırdag, gıncırdak
 

Toprağa yaklaşık 30 cm eninde, yarım metre derinliğinde muntazam bir çukur açılır.

İçine 2 m uzunluğunda mümkünse has ardıç ağacından (daha sağlam olur) 20 cm çapında, kabuğu soyulmuş bir odun, sivri kısmı üstte kalacak şekilde çukura yerleştirilir.

Kenar boşluklar taşlarla ve toprakla şıkıştırılarak, odun toprağa sabitlenir.

Ardıcın üst kısmı bir keser ve bıçak yardımı ile tam bir küre şeklinde yuvarlatılır. Ortalama çapı 10 cm olmalıdır.

Aşağı yukarı 5 m uzunluğunda, kalın kısmı 40 cm çapında olmak kaydı ile başka bir ardıç ağacı alınır. Ağacın düz olarak seçilmesi gereklidir. Bütün kabuklar soyulur, budakları ayıklanır.

Keser ve bıçak yardımı ile kalın kısım 2 kişinin oturabileceği şekilde yaklaşık 1 m uzunluğunda yontulur.

Uzun ardıcın kalın tarafından 2 m mesafede orta kısma gelecek şekilde, oturak için oyduğumuz yerin tam ters istikameti yere işaret konulur.

Daha önce hazırladığımız odunun ucundaki 10 cm çapındaki bilyeye uyum sağlayacak boyutlarda (en fazla yarım santim daha geniş olabilir) bir yuva oyulur.

Bu oyuğun içerisine bir avuç kömür konulur.

Uzun ardıç, yerde sabitlenen odunun üstüne, açtığımız oyuk, yerdeki odunun bilyesine denk gelecek şekilde konulur.

Uzun ardıç yere paralel gelecek şekilde tutularak, iki kişi vasıtası ile bilye üzerinde döndürülür. Kömürün un haline gelmesi sağlanır. Amaç, iki ağacın temas ettiği bilye noktasını yağlamak, kayganlaştırmaktır.

Şu anda Gıncırdağımız hazır. Gelelim ne işe yaradığına:

Kendine güvenen, kafasını gözünü yarmaktan korkmayan iki kişi kalın kısımdaki oturak yuvasına oturur.

Bir kişi de (şanslı kişi), tam aksi yöndeki uç kısım koltuk altlarına gelecek şekilde ağaca göğsünü dayar.

Ağacı tutan kişi, yavaş yavaş gıncırdağı döndürmeye başlar. Hızlandıkça döndüren kişi yavaşça zıplamaya başlar. Zıpladıkça oturanların da ayakları yere değer. Onlar da ayakları ile kendilerini yukarı iterler.

Hız artar, yükselme alçalma artar. Arttıkça da çok uzaklardan dahi duyulabilen müthiş bir gıcırdama sesi duyulur.

Sesi duyan yöre halkı gıncırdağın etrafında toplanmaya başlar. Çünkü heyecanı yerinde yaşamak isteyenler hem sırasını hem de bu işin sonunu merakla beklerler.

Çünkü, belli bir hızdan sonra üstteki ağaç yuvadan çıkacak, üstündeki kişiler, tutan şahıs ve ağaç, sağa sola savrulacakdır.

En uzun süre dayanabilen ekip, köyün en popüler ekibi ünvanını alacaktır.

İşte bu anlattığımız eğlence aracı, yokluklardan üretmeyi bilen, eğlenmeyi bilen Yörüklerimizin icat ettiği, yıllarca kullandığı çağının lunaparkıdır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Önce aygıtın adı tanıdık geldi, dedim kendi kendime; bizim kuşaktan birisi olmalı, yazan. Gıcırdag veya çıngırdag diye anardık biz de. Ama 35-40 yıl önce ilkokul çağlarımda. Daha sonraları yok oldu o oyuncaklar. Ama yazınızı okuyup, genç bir blogdaşımızla karşılaşınca şaşırdım; o aygıtı sizin de kullanmış olmanıza, bilmenize. Ama iyi de oldu, beni çocukluğuma götürdünüz teşekkürler bu 'gelenek' yazınız için. Selamlar.H.H.Dulun

Hasan Hüseyin Dulun 
 23.11.2007 13:46
Cevap :
Bu, Yörüklerin bir oyuncağıymış. Ben kullanmadım, yaşım itibarı ile. Benim bir yörük arkadaşım anlattı bu sabah. Paylaşalım dedim.  23.11.2007 14:48
 

Enteresan bir araç olmuş.Hep derdim bizim insanımız yeterki istesin yapamayacağı şey yoktur. Paylaşım için teşekkürler.

basak_33 
 23.11.2007 13:15
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 117
Toplam yorum
: 197
Toplam mesaj
: 14
Ort. okunma sayısı
: 1030
Kayıt tarihi
: 26.09.07
 
 

1980 yılında Mersin'de doğdum, bütün eğitim öğrenimimi Mersin'de tamamladım. Yetmedi, işimi de Mersi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster