Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Ekim '08

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
575
 

Cinsel tacizcinin tahliyesi…

Cinsel tacizcinin tahliyesi…
 

Yeter artık !

Adaletin temsilcileri ülkemizde kendilerine olan güvenimizin gün be gün sarsılmakta olduğunu göremiyorlar mı? Karar verirken gözlerindeki adil olmalarını sağlayan bandı, hükümden sonra çıkartıp şöyle bir çevrelerine bakmıyorlar mı?

Zaman aşımına uğrayan davalar, işkence davalarına konulan yayın yasakları, konsantre yazılması becerilemediği için aylarca sürecek sayfalarca iddianame okunmaları, davayla ilgisi olmayanların ortaya dökülen özel hayatları, metayı yollayanı değil tüm kullanıcıları cezalandıran internet siteleri kapatma kararları, hastalıklarına teşhis koyulamayan zanlıların tedavi umutları ve hatta başvurucunun da sonuç alamayacağını bilmesine rağmen zaman kazanmak için kullandığı temyiz davaları, haklı olmanıza rağmen bir türlü evinizden çıkartamadığınız kiracıların zafer nidaları… Ve daha neler…

Şimdi de çocuk tacizcisinin tahliyesi!

Efendim, aslında hazırlanması aylarca sürecek olan “çocuğun olaydan ne kadar etkilendiğine dair” rapor kırk günde bitirilmiş, çocuğun psikolojik ve fiziksel olarak zarar görmediği sonucu mahkemeye sunulmuşmuş… Çocuğun ailesi de şikayetçi değilmişmiş…

Herkes bununla ilgileniyor. İlgilensinler tabi, açığa çıkması gereken konular.

Ama burada asıl önemli olan bu tahliye kararı değil mi?

Hadi diyelim ki; bu kızcağız da uzaylı ve kendisinden yarım asırdan bile büyük bir adamın tacizinden ve ailesinin buna göz yummasından etkilenmedi! Masal bu ya…

Peki yine de ortada kamuyu korumak gerektiren bir suç yok mu? Yurtdışına çıkış yasağı koymuşlar. Yani oralardaki çocukları koruyalım, bizimkileri boş ver!

Burada söz konusu olan suç baklava hırsızlığı değil. Burada dünyanın en aşağılık suçlarından biri dava konusu. Ya zanlı serbest olduğu sürece aynı suçu yine işlerse? Kim koruyacak el kadar çocukları? Suçsuz olsa bile, bu ortaya çıkana dek aynı fiili gerçekleştirme olasılığı hiç mi kaale alınmaz?

Çocuğun psikolojisinin ne kadar etkilendiği ancak hüküm aşamasında önem taşımalı. Yani en az etkilenen masum bir yavrunun tacizcisinin alacağı minimum cezanın üzerine aldığı zarar kadar eklemeye etki etmeli. Bundan nasıl bir tahliye sebebi oluşturulabilir, anlamak mümkün değil. Ceza da elbette çok ağır olmalı.

Tacizci sanık çıkışta basın mensuplarıyla konuşmuş ve aileyle olan ilişkilerini aynen eskisi gibi devam ettireceğini söylemiş ! Kapıda da karısı karşılamış ! Yani onlar açısından sorun yok ! Hadi siz gaflet içerisinde adamı tahliye ettiniz, ”çocuğun on km yakınına bile yaklaşamaz” diye bir karar da çıkarsaydınız bari. Ama hayır, sadece yurtdışı yasağı!


Anneyi ne yapmalı peki? Bu çocuğu onunla büyümeye mi mahkum ediyorsunuz?


Bütün bu kararlar beni dehşete düşürüyor. Güçlünün değil haklının kazanması gereken bir topluma dair umutlarımı yerle bir ediyor.


Benim hakkımı kim savunacak ? Başım sıkıştığında ben kime güveneceğim?


Benim gibi düşünenleri TBMM Başkanı’nı mail ve faks yağmuruna tutmaya davet ediyorum.

Tepkimizi dile getirelim, hassasiyetlerimizi belli edelim ki bu çocuklara -aileleri sahip çıkmasalar bile- yalnız olmadıklarını hissettirelim: koksal.toptan@tbmm.gov.tr

Hakimlerin, soruşturmacıların, adli tabiplerin adil kararlar vermeleri için mitolojideki gibi gözlerinin bağlamak, ayrıca sanıkların kimliklerinin gizli tutulması gibi “çağdışı” uygulamalar yapmak zorunda kalacak bir ülke mi olalım yani? Basın da haberleri resimsiz ve isimsiz kullanmak yoluyla adaletin sağlamasına yardımcı olmak durumunda mı kalsın? Daha çağdaş ve ayakları yere basan, yani sadece adil hukuk kurallarını işletebilen, vatandaşların kendilerini iç rahatlığıyla adalete teslim ettikleri bir ülke olma yolunda bir adım daha atalım.


Sunay Akın’ın şu dörtlüğü gerçek olmasın :

Beyaz adam, özgürlük gibi adaleti de

bir kadın heykeliyle simgeledi

ama elinde terazi tutan zavallı kadın, gözleri bağlı olduğu için

kendisine tecavüz edenin kim olduğunu göremedi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

'' Düşmanlarınızı bağışlayın, ama isimlerini asla unutmayın...'' (J.F.Kennedy) Sayın Kuji; herkesin yorumu aynı doğrultuda olduğu için, bunun üzerine ne söylesek, ne yazsak, ne konuşsak nafile...Hepimizin; ortak bir görüşe farklı yönlerinden bakıyor olmamız, bu ülkedeki bazı dengelerin güçlüden yana işliyor olmasını engelliyemiyor...Ama; bende sizinle aynı duygulara sahip olduğum için, sizi destekliyor olduğumu bilmenizi isterim...Belki hepimiz; aynı duygularda birbirimizi desteklersek, birileri bu sesi duyabilir diye düşünüyorum...Saygılarımla...

Teohand 
 03.11.2008 23:46
 

Sorunun temeli yargı mı? Yargı Uzmanlık konularında bilirkişilere başvurur. Kız çocuğuna taciz olayında da Adli Tıp'sevk etmiş. Dolayısıyla Adli Tıp Kurumunun raporu doğrultusunda karar vermek zorunda. Sanırıım bu davaya ilişkin asıl sogulanmsı gereken Adli Tıp kurumu olsa gerek. Şunuda belirmeliyim ki yorumum salt bu taciz olayına özgüdür. Yargı bağımsız mı derseniz asla.Yargıçlar evrensel hukuk kurallarını uyguluyarlar mı asla

Yapukay 
 29.10.2008 13:09
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 36
Toplam yorum
: 32
Toplam mesaj
: 17
Ort. okunma sayısı
: 1207
Kayıt tarihi
: 25.10.08
 
 

Fransa ve Türkiye'de on sene kadar turizmcilik yaptıktan sonra iletişim alanına yönelmiştir. İnte..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster