Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Mart '14

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
723
 

Cinsiyetçi kime denir? Kadın erkek ayrımcılığı nasıl yapılır?

Cinsiyetçi kime denir? Kadın erkek ayrımcılığı nasıl yapılır?
 

Biraz akıl, biraz vicdan benden cinsiyetçi, kadın-erkek ayırımcısı olur mu hiç! Bu sözünüze kendiniz de inanıyor musunuz?


Hayatım, bu dili nasıl daha iyi, daha doğru kullanabileceğimi düşünmekle geçti. Ve burada yazarken, bunun en iyi, en güzel örneklerini vermeye çalışıyorum. Neylersin ki, biz ne kadar çaba harcarsak harcayalım, ancak karşımızdakinin anlayabildiği kadarız. Kapasitemizin sınırı, karşımızdakinin zeka çapına bağlı... Bu, gerçekten büyük talihsizlik...

Albert Einstein, bazı öğretmenleri tarafından geri zekalı zannedilmişti. Yılmaz Erdoğan, lisede, edebiyat dersinden sınıfta kalmıştı. Tolstoy, Savaş ve Barış'ı yazıp yazıp çöpe atmıştı; söylediklerini anlamayanlar yüzünden...

O yüzden, doğru anlaşılamamak, her yazarın başına gelebilir bazen... Okuyanların onu anlayamaması, yazarın büyüklüğünden bir şey götürmez. Gün gelip, hak ettiği değeri bulunca, ona yanlış yapanlar, unutulur gider nasılsa.

Yazarken zaman zaman yaşadıklarım, gerçekten komedi filimi gibi... Ben ne anlatmak istersem isteyeyim, birileri çıkıp, kafalarına göre bir şeylerle suçlayabiliyor beni... Madem yazar olmaya baş koyduk. Bunlara da alışacağız elbet...

Hayatını kadınları anlamaya, anlatmaya adayan adamı, cinsiyetçilik yapmakla suçlayabiliyor birileri...

Neredeyse eline geçen her fırsatta, kadınların erkeklerden her bakımdan üstün olduğunu vurgulayan yazara, kadın-erkek ayrımcılığı yaptığını, daha açığı, kadınlığı, kadınları aşağıladığını söyleyebiliyorlar.

Halep oradaysa, arşın burada! Eğer ben de cinsiyetçiysem, eğer ben de kadın-erkek ayırımı yapıyor, kadınları aşağılıyorsam, bir insan, ne kadar kadınlardan yana olabilir? Bilemiyorum doğrusu!

Sokaktaki adam, yazdıklarımı anlamazsa, normal karşılarım. Çünkü yazılarımı, sokaktaki adamdan çok, düşünen insanlar için yazıyorum. Ancak, eğitimli, donanımlı insanlar aynı tavrı takındığında, fena halde bozuluyorum. Dahası, bu tavırda, art niyet arıyorum. Benim kadar içi dışı bir olanı da anlayamıyorlarsa, kusura bakmasınlar, kimseyi anlayamazlar!

Dostlarım, " Kadınları anlatmaktan yorulmadın mı hala? Bazen erkek olduğunu unutuyorsun herhalde! " diyebilecek kadar kadıncı bulurken beni!; cinsiyetçilik ve kadın-erkek ayrımcılığı yapmakla suçlayabiliyor diğerleri!... İnsanlara aynı anda bu kadar farklı şeyleri düşündürebiliyorsam, doğru yoldayım demektir! " Durmak yok! Yola devam! "

Ya ben ne yazdığımı bilmiyorum ya da birileri ne dediğimi anlamıyor.

Sağlık olsun! Biz bildiğimiz yolda yürüyelim. Ne dediğimizi anlayan birileri çıkar nasılsa!

Gidecek yol uzun... Anlatacak konu çok... Onlar da anlar bir gün beni. Anlamak işlerine gelmiyordur belki!... Ne yapalım! Bu seferlik öyle olsun!

Ne olursa olsun, ben yazmaya devam edeceğim. Yeter ki yazacak bir defter, bir de ekran bulayım.

Biz notumuzu düşelim de... İsterse tarih, o notu kaale almasın.

Her insan, kendi vicdanından sorumlu...

Not: Yazıda kullanılan görsel internetten alınmıştır. 

gülsen tunçkal, NAHİDE ÇELEBİ bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Büyük bir talihsizlik olarak nitelendirdiğiniz olgu yani "kapasitenin sınırının, karşınızdakinin zekâ çapına bağlı" olduğu varsayımı tamamen bir yanılgıdır. Örneğin Einstein'ın kapasitesinin sınırı hiçbir şekilde benim zekâ çapıma bağlı olamaz. Çünkü ben zeki de olsam, aptal da olsam Einstein'ın bir dahi olduğu yadsınamaz bir gerçekliktir. Bu nedenle de sizin kapasitenizin sınırının da karşınızdaki insanlarla bir alâkası yoktur aksine kapasiteniz sizin sadece kendi zekâ çapınızla doğru orantılıdır. Kadınlarn erkeklerden üstün olduğu tezi de bence "eğer mantıklı ve gerçekçi" bir şekilde doğrulanamıyorsa, kanıtlanamıyorsa elbette ki "cinsiyetçilik" kapsamına girer. Bence siz kadınlara hoş görünmek için böylesine bir varsayım ileri sürüyorsunuz. Bence genel olarak ne kadın ne de erkek diğerinden üstün değildir. Bireysel olarak bakıldığında da her insan başkalarına göre daha zayıf veya daha üstün olabilir. Bu kişisel bir kıyaslamadır. Sevgi ve selamlarımla

Matilla 
 21.03.2014 12:50
 

Sevgili Yazarım, değerli kardeşim, zevkle takip ettiğim yazılarına bir yenisini eklemişsin bugün.Kutlarım.Aslında, belirttiğin üzere, yazdıklarının sürekli arkasında durmuş birisi olarak, böyle bir açıklamaya gerek olmayabilirdi. Ancak yüreğin çok sıkılmış olmalı ki, artık yeter deme noktasında, kuşatılmışlığını bir huruç harekatı ile yarmışsın. Yazdıklarınla bana, toplumun üstünde paralanmış yırtık elbiselerine, eline geçirdiği kumaş parçaları ile yama yapma gayreti içindeki usta terziyi; Çarpık ilişkiler sonucu dökülen gözyaşlarını, cebindeki mendille kurulamaya çalışan, yufka yürekli delikanlıyı; Toplumun kanayan yaralarının üzüntüsünü yaşayan,çaresiz usta ressamın, son fırça darbeleri ile, düşündürmeye yönlendiren,harika modern resimleri; En şehvevi, en müstehcen kavramlarda bile, erdemlerin tüketilişine isyanın, alaycı, çekiştiren, silkeleyen uyarılarını; algılattın. Bu yaptıkların hep doğruluk,iyilik ve tüm erdem ilkeleri adına oluşmuştur.Açık yürekle devam. Sevgilerimle. RB

Refik Başdere 
 20.03.2014 11:38
 

iyi de yazinin BLOG kategorisindeki isi ne?

Newyorker 
 19.03.2014 17:43
Cevap :
Var bir sebebi... Sorma kardeş. Ya da iyi düşünürsen, anlarsın. Cemce sevgilerimle...  20.03.2014 12:55
 

Çok güzel bir deneme. Kutlarım. Saygılar.

Erdal Ceyhan 
 19.03.2014 16:49
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1235
Toplam yorum
: 3506
Toplam mesaj
: 73
Ort. okunma sayısı
: 1686
Kayıt tarihi
: 30.01.11
 
 

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım, A.Ö.F. Adalet Yüksek Meslek..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster