Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Ağustos '14

 
Kategori
Mizah
Okunma Sayısı
434
 

Çıplaklar Kampı!

Çıplaklar Kampı!
 

Bugün kalemim nazlı! Ben yaz diyorum o su koyuveriyor. Zaman su gibi aktı, orta yerde iki cümle yok! Hâlbuki masanın üstünde fıstık gibi bir konu onu bekliyor. İnat etmese, sanat Güneş’i Zeki Müren’den Halikarnas Balıkçısı, Cevat Şakir’e uzanan rüya gibi renkli bir resim çizecek! Ne resim çiziyor ne de karikatür yapıyor.

Anlaşıldı, bu kalemden bize hayır yok!

En iyisi biz kendi göbeğimizi kendi elimizle keselim.

Üç günlük bayram tatilini Bodrum’da geçirdim. Yerli ve yabancı tatilcilerin gözdesi Bodrum’un girişinde cadde üzerine asılmış bir pankart gözüme çarptı.

Pankartta mealen “ Milletin Baş Belası Muğla’da” yazıyordu. Okuyunca dudaklarımda bir tebessüm oluştu.

Yüzüme küçük/ tatlı gülümseme yayıldı. Şeytan beni gıdıkladı. Kaleme dua et! Seni dinlese, Bodrumu, Boğaziçi köyünü, güneşi, denizi yazsaydı sen ne halt edecektin diye sordu…

Haklıydı aslında, ayağına uzanan bir pas var, kale boş; dokunsan ağlar havalanacak!

Türbinden alkış yükselecek!

Bu fırsat kaçar mı- kaçmalı mı diye kendime sordum.

Kendime verilmiş bir sözüm vardı, tatil süresince, sinirleri alt –üst eden çiftliğin kâhyasını aklıma getirmeyecek, kürüdüğü gübrelere basmayacaktım.

Lakin kâhya yalnız çiftlikte değil ki, adım attığın her yeri kirletmiş. Kürek yerine dilini kullanıyor.

Bağ /bahçe, göl/Deniz- hava/ su ne varsa fışkı! Allah için temiz bir alan kalmamış!

Ortalığı karasinek istila etmiş, nasıl sessiz kalacak, Boğaz içi köyü sırtlarına çıkıp Güneş’i Batışını izleyeceksin?

Vallahi de zor, billahi de zor!

İnsan karasineklerin biri konup öteki uçarken, elini sallamadan, dudaklarından sinkaf dökülmeden duramıyor.

Hadi dedim çocuklara, Deniz’e dalacak bir plaja gidelim; suya girersek kâhya ve sineklerinden kurtulur, biraz serinleriz, bastık gaza!

Bitez’e vardığımızda gün öğlen olmuştu.

Plaj cıvıl cıvıl kaynıyordu. Denizde küçük dalgalar şarkı söylerken, kumların üstünde bikinili/ mayolu hanımlar ağlayan adama inat şuh kahkahalarla soğuk biralarını yudumluyorlardı.

Bize de yer gösterdiler, 2 gölgeliğin altında 4 şezlonga hasır serdiler uzandık üstüne!

Rahatlamıştım baya…

Kâhya’nın yeni çiftlik söylemi, lafta kalacak diye düşündüm kendi kendime.

Çiftlik sahibinin 90 yıl önce verdiği bireysel özgürlüğü ve kazanımı, bir çiftlik kâhyası istedi diye belli ki feda etmeyecek birçok aklıselim vardı.

Güneş, kum, mavi bayraklı deniz ve de şarkı söyleyen küçük dalgalar; daha ne olsun canım?

Buna içilmez mi?

Alıver koçum oradan iki soğuk Efes! Hadi şerefe!!!! Bu güzelliklere bir de şiir patlatılmaz mı?

Baykuş

Uğursuz bir baykuş tünemiş,
Yuvamın üstüne.
Yüreğim sıkışıyor, duracak kalbim,
Her ötüşünde.

Sabrım taşıyor, öfkem üstümde
Yürüyorum, hışımla üstüne, üstüne
Bakıyor yüzüme korku yok, gözlerinde.

Meydan okuyor gözlerinin içinde,
Sabrımı deniyor, aklımı engelliyor,

Zorluyor beni, vakitsiz ava,
Daha ne kadar sabrederim?
Şaştım bu uğursuz baykuşa.
 

 

 
 

 

Necati Kavlak
 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 377
Toplam yorum
: 154
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 424
Kayıt tarihi
: 27.08.07
 
 

Karanlığın düşmanı Işık! Gecenin zifiri karanlığı, şafak sökerken yerini, ufukta yükselen Güneş Işı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster