Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Temmuz '13

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
65
 

Cırtlandık

Cırtlandık
 

Başbakan duruyor, duruyor, sonrada bir gündem yaratıp gazetesinden, sokaktaki insanına kadar konuşturup duruyor… Dün, üç çocuktu, kürtajdı, ayrandı, içkiydi, diziydi derken bugün de “Kredi Kartı” konusunu atıverdi ortalığa…

Biz bunu zaten yıllardır yazıyorduk… Toplumu zaman zaman uyarıyor, hatta bu konuyu yeni çıkan “Vallahi Öptürmem/Aldatıyoruz Aldanıyoruz” adlı kitabımda da genişçe bahsetmiştim…

Borçla büyüyen ekonomimizin kredi kartı lastiği patladı… Halka zamanında leblebi gibi dağıtılan kredi kartlarıyla toplum artık çıkmaza girdi… Evet, şimdi de kredi kartını konuşurken Doğu ve Güneyimizde önemli gelişmeler yaşanmakta. Suriye’nin kuzeyi Irak gibi bölünme yolunda… Esat, Kürt kozunu oynadı ve PKK’nın Suriye uzantısı PYD’nin bayrağı güney sınırımızda dalgalanmaya başladı. Sınırımızda yaşayan vatandaşlarımız diken üstünde, kör kurşun can almaya başladı! Cizre’de ise PKK’nin genç kanadı, polis yapılanması adı altında cirit atıyor! Tehlike sınırımızda nabız yokluyor.  

Aslında konuşmamız gereken en önemli konular bunlar!

Bunları dikkatlice takip ediyoruz ancak gelin isterseniz şu kredi kartı dalgasına bir göz atalım… Bu da toplumu içten içe yaralayan önemli bir konu…

Önce Kredi kartı konusunda Başbakan Türkiye’yi sarsan Gezi Parkı Olaylarının günah keçisi ilan edilen Faiz Lobisi için: “… Faiz dışı gelirlerle halkım sömürülüyor. Her önüne gelen kredi kartı almasın. Ayağınızı yorganınıza göre uzatın. Ondan sonra icra memuru kapınıza geldiğinde kusura bakmasın” de(MİŞ)!

Günaydın!

10 yıldır neredeydiniz? Bankalar leblebi gibi halka kredi kartı dağıttığında ne gibi kanuni önlemler aldınız? Ücretlinin küçücük maaşlarının yüzde 70’i tüketici kredi ödemeleriyle ipotek altına alındı. Üstelik bir de kredi kartlarının ödemeleri maaş diye bir şey bırakmadı vatandaşın cebinde.

Asgari ücretli başta olmak üzere çalışanlara birkaç kredi kartı verirken ve üstüne üstlük limitleri maaşının bilmem kaçı yapıldığında neredeydiniz? Zorda kalan tüketici kredisi alırken bankalarca dayatılan kartların verilmesi neden önlenemedi ve zora koşuldu?

Açık söyleyim, kimse zevkinden kredi kartı almadı. Başbakanımızı bile medyada üç kredi kartı ile gördük. İade etti mi bilinmez!   Başbakanımıza göre maaşlar kıyak! Toplumun büyük bir kesimi yılda verilen buçuklu zamlarla dar boğazda. Kredi kartları ile yaşamını idame ettirirken, borcu borçla kapatmanın faiz lobiciliğini yapmakta!

Faiz lobisi vatandaşı yarasa gibi sömürürken ve bankalar yıllık karlarını tavan yaparken, vatandaş inin inim inliyordu. Vatandaş sokağa çıkıp ücretlerin azlığından yakındığında da,  polis ise biber gazı ile ver yansın ediyordu gözüne gözüne!

Sendikalar ücret artışlarının azlığını masa başında haykırırken, yandaş sendika danışıklı dönüşlü boyun eğiyordu. Ve yine masa başında hükümetin Avrupa’da bazı ülkelerdeki çalışanları çıkarmaları ve ücret indirimleriyle tehdit edilen örneklerini dinliyor ve boynunu bükerek kabullenmek zorunda kalıp üyelerini açlığa ve yokluğa mahkûm ediyordu.

Ve sıkışan ücretlinin umudu ve tek adresi yine bankalardı… Borçlar yine yeni borçlarla ödeniyordu… Bankaların onlarca kalem masrafları ve yine faizler çalışanların ücretlerinden alıp götürüyordu kısır döngü ile…

Tuzu kurular bu durumu bilemezdi…

Tabi ki kullanmayın kredi kartını diyeceklerdi!

Kredi kartı nasıl mı yok olur ücretlinin cebinden?

Önce adaletli bir vergi sistemi koyacaksınız. Zenginden çok, çalışandan orantılı alacaksınız vergiyi.

Öyle dolaysız vergileri zırt-pırt malların üstüne yüklemeyeceksiniz. Dünya’nın en pahalı benzinini kullanmayı bu millet hak ediyor mu?

Bu cezadan başka bir şey değil!

Merkez Bankamızda 150 milyar Doların olduğunu Başbakan övünerek söylüyor. Bu güzel bir şey ama millet ödediği vergilerden kaz gibi yolunduğunu hissetmeye başladı. Yakında deli gibi oynayan olursa şaşırmayalım!

İkincisi, madem Merkez Bankamızda dolar stoklarımız iyi, dış borçları da azaltmışız! Başbakan’a göre IMF’ye borçlar ödendi… Başka borç var mı? Sanırım yok!

O zaman ücretleri artıracaksınız. Asgari ücretliye orantılı yüksek maaş vereceksiniz. Yüksek maaş alanların maaşını da başta Cumhurbaşkanı olmak üzere Genel Müdüre kadar donduracaksınız…

Masrafları kısacaksınız!  Siz bunları yaparken halk da sizi örnek alıp ayağını yorganına göre uzatacak…

Rakamların dili…

Yukarıda kredi kartı ve borç üzerine konuştuk ancak bunları rakama dökmeden olmaz!

Artık icra dosyalarının mahkemelerin arşivlerine sığmadığı söyleniyor!  Adalet Sarayları ne kadar büyüyorsa, o ülkede adalet sisteminden de şüphe duymak gerekir!

13 Ocak 2013 tarihi itibariyle Türkiye genelinde İcra Dairelerinde açılmış olan icra takip davaları sayısı 13 milyon 855 bin 735 adet. Bunların yüzde doksanı Bankalardan alınan tüketici, otomobil, konut kredileri ile kredi kart borçları, diğer kalanları ise cep telefonu, esnaf ve kefalete ödenmeyen borçlar vs.

Küçük bir hesap yapalım:

13.855.735 x Ortalama 4 kişilik bir aile düşünürsek= 55.422.940 kişi icradan mustarip bir durumda!

2002-2010 arasında tüketici kredisi borçlu sayısı yedi kart artarak 1.6 milyondan 11.3 milyona yükselmiş. Tüketici kredi borcu da yüksek bir artış ile 2.8 milyar TL’den 122,2 milyar TL’ye yükselmiş!

Dünya’nın en borçlu 5 nci ülkesiyiz!

Türkiye 114 ülke arasında borç büyüklüğü açısından sadece kamu borcunda 146 milyar dolar ile (özel sektör borcu hariç) 5 nci sıraya yerleş(MİŞ)! Borcun milli gelire oranı sıralamasında ise 4 ncü sırada.

Tatlı tatlı yemenin acı acı çıkarması olacağı belliydi zaten!

Bakınız krizle boğuşan Yunanistan’ın iktidar partisi PASOK’un üyesi Anna Karamanou neler diyor: “Türkiye’de bugün insanların banka kredileriyle yaşadıklarını biliyorum. Yunanistan krize böyle sürüklendi. Dilerim, Türkiye’nin akıbeti de Yunanistan’ınki gibi olmaz”

Bize bir şey olmaz, biz 5 cent’e muhtaçken Merkez Bankasının stoklarını 150 milyar dolara getirmiş ülkenin ve “Borç yiğidin kamçısıdır” diyen ataların torunlarıyız!

Gelelim Tencere – Tava’ya…

Başbakan iftar, açılış ve meydanlarda Gezi Olayını unutmamış olacak ki, Tencere-Tava’ya takmış durumda!  Tencere-Tava ile protesto ederek gürültü kirliliği yapanları adalete şikâyet edin de(MİŞ)!

Yani komşunuzu gammazlayın diyor!  Bizde birisini, hele hele komşusunu gammazlayanı delikanlı olarak bakmazlar! Yeşî bihi ” olayı hem dinimizce hem de kültürümüzce aykırı bir durum.

Hadi şikâyet ettik diyelim, yarın o komşunun yüzüne nasıl bakacağız? Ben komşumla kötü olacağıma, o sesi dinlemeye razıyım! Hem biliyor musunuz, artık komşular birbirini tanımıyor. Şikâyet ettiniz, komşunuzun ismini nereden öğreneceksiniz? Sorsanız ayıp olmaz mı? (!) Bir komşularımız kalmıştı ayrıştırılmayan, o da hayaldi gerçek oldu! Bir de hadi olur ya, bütün apartman hatta bütün sokak tencere-tava orkestrası kurdu diyelim, o zaman kimi kime şikâyet edeceğiz?

Atatürk’ün kulağına bir şeyler söylediğinde Atatürk…

Trenin kompartımanında ülke sorunlarını konuşurlarken bir milletvekili içeri girip Atatürk’ün kulağına bir şeyler söyler. Atatürk’ün kaşları çatılır. Fevzi Paşa’ya dönerek: “Paşam, lütfen beni takip ediniz, arkadaşlar bir haber getirdi, inceleyelim” der. Hep birlikte diğer vagona geçtiklerinde yüksek rütbeli bir subayın kanepe üzerinde namaz kıldığını görürler. Atatürk, mareşale dönerek şöyle der: “Paşam, bu adamın (gammazcıyı işaret ediyor) biraz evvel kulağıma gizli bir şeyler söylediğini gördünüz. Bu adam muhafız kıtasına mensup yüksek rütbeli bir subayın namaz kıldığını gammazladı. Bu adam namaz kılmayı kendi aklınca suç görüyor. Durumu size göstermek için buraya kadar zahmet ettim” Atatürk ilk istasyonda milletvekilini trenden indirir ve gelecek dönem milletvekili seçilmesini de engeller.

Bırakın kredi kartını da Doğuya ve Güneye bakın!

Borçlar ödenir ama ülke parçalanmaya sürüklendiğinde telafisi çok zor olur aman buna dikkat! Birlik ve beraberliğe çok ihtiyacımız var şu günlerde. Sakın ola ki, birbirinizi gammazlamaya kalkmayın!.. Allah korusun olası bir savaşta ülkemizi düşmana karşı korurken cephede yine omuz omuza  birlikte olacağız!

Kalın sağlıcakla!

Ertuğrul Erdoğan

Temmuz 2013/Bursa

www.erdoganlaedebiyat.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 301
Toplam yorum
: 98
Toplam mesaj
: 24
Ort. okunma sayısı
: 452
Kayıt tarihi
: 06.05.08
 
 

Ertuğrul Erdoğan, 1958 yılının sonbaharında Ankara'da doğdu. 1968 -1980 yılları arasında babasını..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster