Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Ekim '12

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
1383
 

Çizgi dışı hayatlar/Gay, travesti, lezbiyen

Çizgi dışı hayatlar/Gay, travesti, lezbiyen
 

(Tanrının yarattığı her şey bu dünyaya dâhildir)

Siz kabul etmesiniz de-ki kabul etmeyeceksiniz zaten, kabul etseniz çizgi dışı olmazdı-insanların bir takım yaşantıları ve yönelişleri de genel hayatın parçasıdır. Bunlar için sizden veya birilerinden onay alınması gerekmez. Sizi, ilgilendirmiyor olabilir ki zaten siz de onları ilgilendirmiyorsunuz. Bunları reddetmeniz sizi iyi onları kötü yapmaz. Yönetimin sözde insanları zararlı yönelişlerden korumak için sizden yana tavır koyması haklı bir gerekçe değil geri kalmış bir devletin varlığına işarettir. Çünkü değil yanlış bilinen şeyler, bir hacının mübarek sakalı bile insanlara zarar verebilir.

Burada zarar verme değil değerlere ters düşme söz konusudur. Ama kutsalınızın onadığı bu değerleriniz bazıları için önemli olmayabilir; çünkü insanların günah işleme özgürlüğü vardır. Sizin yoldan sapmış dediğiniz bu kimseler işte sizin kitabınızdan kabul ya da kendi yaşam anlayışları için tercih etmedikleri değerlerinizin yerine kendi değerlerini koyarlar. İşte çizgi dışı hayatlar böyle oluşur.

Ülkemizde milyona varan sayıda kişinin anlattığımız bu çizgi dışı hayatlara yönelişi varsa bu, Kerim Korkut’un da konusudur. Kaldı ki dünyada insanlık kitleler halinde bu atmosfere girmektedir. Bazı ülkelerde eşcinsellerin evlenebilmeleri için kanunlar yapılıyor. Bazıları “Bu lanet olası çirkin(!) yönelişler olmasaydı, bunlar ne kadar iğrenç, bir erkek bir erkekle şeapar mı” deseler de ortada değiştirilemez bir gerçek vardır: Dünyanın her yerinde olduğu gibi Türkiye’de de bir kısım insanlarımız böyle çizgi dışı yaşamları tercih ediyorlar.

Ülkemizde insanların çoğu kutsalın ve devletin de desteğiyle bilumum gay’leri, travestileri ve lezbiyenleri yok etmek gerektiğini düşünebilirler ama gerçek demokrasi aşığı yüreklerin duvarına toslayacaklardır. Yapan varsa günahını, ayıbını, utancını yüklenir; insanların yaptıkları şeyler doğrudan zararlı değilse yasaklanmaz. Demokrasi ve ilericilikle uzaktan yakından ilgisi olmayan yobaz yönetimler (Bir de ileri demokrasi demezler mi. Bu galiba sakallının sakalını özgürce tarama hakkı oluyor) bu bahçelerde çiçek yetiştirilmesine izin vermezler, vermiyorlar. Çünkü onları ayakta tutan gerici zihniyetlerin düşüncesi bu. Bunlar Tanrı’nın evreni yaratışındaki sırrı bile görmüyorlar. Tanrı yarattığı halde yaratılmışların hepsini onaylamıyorsun değil mi? Güzelim çiğdemlerin içinde baldıran otlarının ne işi var? Yolup atsana deve dikenlerini zambak tarlalarından. Doğa böyleyse sen de böylesin demektir. Gay’leri, lezbiyenleri ya da travestileri başka Tanrı mı yarattı? Kim ne derse desin onlar yaratıldıklarında böyleydiler, sonradan olmadılar. Genlerimizdeki eğilimler vakti geldiğinde icraatını yapar.

Sende yok mu sanıyorsun bu yönelişler. Hayatın boyunca tuvalette bir defa olsun gizli gizli şeyinle oynamadığını söyle sana bir gay kurban edeceğim. Sen de belki istiyorsun ama ya kendini baskılıyorsun ya da cesaretin yok. Sen sadece ben bu yolu tercih etmiyorum diyebilirsin; gay’ler, lezbiyenler, travestiler kötüdür diyemezsin, dilini koparırım. Evrenin kanunları senden mi onay alacak. Bu insanların deliklerde, delikten deliğe kaçarak, gizlenerek, saklanarak nefislerinin eğilimine karşı koymayıp (bu normal insan davranışıdır, aksini yapanlar normal değildir ki dinde de zaten nefsinize zulmetmeyiniz denmektedir. Ayrıca dinin bu emri dondurma yemeyin anlamında değildir ve ayetler geneldir, her şeyi içine alır) bütün toplumsal baskılara rağmen yaşamaya çalışmaları onları özgün ve önemli kılmaktadır. Utanması gereken birisi varsa onlar değil sizsiniz.

Konulara tam tarifiyle girmek istemiyorum; çünkü fazla detaya girdiğiniz zaman insanlar anlamıyor. Bildiğimiz kadarıyla bu konuda çok sayıda yöneliş var ama ana profil olarak ayırıcı üç guruptan bahsedilebilinir. Erkek erkeğe (gay), kadın kadına (lezbiyen) ve kadın şeklinde erkek (travesti) Bu yönelişlerde salt cinsellik vurgulansa da gerçekte öyle olmadığı görülecektir. İlgi/sevgi/ilişki doğal olarak karşı cinsler(kadın-erkek) arasında olur ama yaşamın içinde insanların yakınlaşmaları birbirlerine karşı merakı da doğurmuştur. Yine de cinselliğin motor olduğu bu yönelişlerde kişiler hemcinslerine karşı da ilgi duyabilirler. Burada cinsel arzular ve merak esas belirleyicidir. Bunlara duygusal yakınlığı ve aşka benzer ilgiyi de ekleyebiliriz. Bazı kimseler birbirleriyle birlikte (yakın/beraber) olmaktan fazlasıyla hoşlanıyor olabilirler. Toplumun şiddetle yasaklaması da bu yönelişlere ilgiyi kamçılıyor, merakı daha çok artırıyor.

Herkesin sahip olduğu şeyler farklı olduğundan sizde olanın onda da olması fark etmiyor. Bu aslında belki de sadece elbisesinin üzerinden gördüğümüz kimseleri çıplak halleriyle merak etmekten de kaynaklanabilir. Göründüğü gibi çok sayıda argüman var ama ana belirleyici cinsellik. Aynı özelliklere sahip kişilerle nasıl cinsellik yaşanır diye düşünebilirsiniz ama bu kimselerin tutkuyla bu işi yaptıklarına bakılırsa bilmediğimiz şeyler var. Öyle ki duyumlarımıza göre örneğin erkek erkeğe ilişki içindeki bir gay kadınlardan nefret ediyormuş. Keza lezboların da erkek sevmediği söyleniyor.

Aslında bu konuyu bu hayatları bizzat yaşayanların yazmaları gerekir. Daha gerçek ve inandırıcı olur. Kişiler kimliklerini ortaya koyamıyorlar ki yazı yazsınlar. Bir hakem gay olduğunu açıkladı. Bunun takdir edilecek bir cesaret örneği olduğu söylendi. Kişi sevgiye boğuldu. Lakin sessiz kalan konunun düşmanlarının diş gıcırtıları ta uzaklardan bile duyuluyordu.

Bilinmelidir ki hayvandan gay olmaz; çirkinleştirilen her şey çirkindir, iğrençtir. Dünya güzelini öperken bile çirkinlik oluşabilir. Çizgi dışı hayatlar bir şeyi şöyle ya da böyle yahut da kimsenin bilmediği şekilde yapmaktır. Tanımlanan haliyle çirkinlik yoktur; ancak uygulama çirkinlikleri en temiz ilişkilerde bile olabilir ki kişisel yetişkinliğin çoğu zaman rezaletleri, iğrençlikleri ortadan kaldırdığı bilinmektedir. Kaldı ki normal kadın erkek ilişkilerinde de insanın midesini bulandıran durumlar vardır. Keza bu tür ilişkilerin sağlığı bozucu argümanları olduğu, artı bu tür kişilerin daha doğduklarında yıkanmaları gerektiği, hijyenin bu yönelişlerde nefes almaktan daha önemli olduğu bilinmelidir.

İnsanlar bunları kabul etmeyebilirler; fakat aşağılayamazlar. Bir ülkede devlet iyi denilenden ya da kötü denilenden yana olamaz; nötr olmak zorundadır. Devletin bakanı elbette heykelini dikip müzeye koyacak değil ama çıkıp bu tür yönelişlerin sapıklık ya da hastalık olduğunu söylerse ben o bakanı tanımam. Türkiye’de özgür gurupların üzerinde çok ciddi baskılar var. Oysa bu baskıyı yapanların içinde de bu tür merak ve yönelişleri olanlar bulunmakta. Eşcinsel olmanın inançlarla, milli duygularla, gelenek ve göreneklerle, bilgili ve cahil olmakla, şehir veya köyde yaşamakla ilgisi yoktur. Herkesin böyle merak ve yönelişleri olabilir. Muhafazakâr olmayanlar cesur davranır (ki onlar da saklıyor) diğerleri bu merakları kendi gizli dünyalarında yaşarlar.

Bu, sadece bir giriş yazısıdır. Bu konularda cesur yazılarımız devam edecek.

Türkiye’de özgürlüğün muhatabı benim!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

eşcinsellik bence zararları bilinmeden kullanılan sağlıksız besinler gibidir. birey ve toplum bilgi ve bilinci geliştikçe eşcinsellikte aşılır ve daha doğru ilişki türlerine geçilir. tani bu durum kişinin elindeyse yani genetik bir engel yoksa.

baki kılınç 
 23.05.2013 11:26
Cevap :
Özlü açıklamalarınız için teşekkürler...  23.05.2013 18:06
 

Dini açıdan yazdıklarınıza katılmıyorum. Bunun dışında konu gayet açık net bir biçimde açıklanmış. Kişiler kendi cinsel tercihlerini istedikleri gibi yaşayabilirler. Yaşamaları gerekir. Bir yorumda "normalin dışındakileri toplumumuz sapıklık olarak kabul etmiştir" ve "düzgün insanların bunlarla işi olmaz" diyor. Bizde dediği elbette doğru. Fakat başka toplumlarda farklı olabilir. Bu kişiler vardırlar. Olmayada devam edeceklerdir. Yok farzedip toplumdan hangi gerekçeyle uzaklaştırmak istenirse istensin, bu gerekçeler hakikatle uyum sağlamayacaktır. Hakikatle ters düşen görüşün, dinin ise inandırıcılığı aklı önde tutanlar için gittikçe kaybolacaktır. Serinin devam etmesi dileğiyle...

DG 
 02.11.2012 22:01
Cevap :
Zaten din niye bunları kabul etmiyor demiyoruz. Dinin yasakları tartışılamaz. Ama insanlar da iradesinde hürdür.Dine uymadıkları zaman bir şey diyemeyiz.  03.11.2012 15:58
 

Bence insanların kendi yaşam biçimlerini yüceltme ve başkalarına dayatma özgürlükleri olmamalı :) Sevgi ve selamlarımla

Mustafa Atilla 
 01.11.2012 18:15
Cevap :
Bu ve diğer bazı enteresan düşünce profillerinizi sizinle konuşmak isterdim.  02.11.2012 6:15
 

Kerim Bey, en büyük yanlış yanıtınızdaki o son cümleniz zaten. Bu düşünce tarzı var ya, demokrasileri dünyanın en kötü sistemi gibi o yapıyor, farketmek gerekiyor bunu da lütfen. "Demokrasilerde insanların yanlış yapma hakkı vardır" dediğiniz ve bu şekilde düşündüğümüz an, "hukuk" bitiyor zaten. Sıfırlanmış oluyor. Oysa demokrasi hukuk demektir. Demokrasiler de bu yanlış düşünce tarzı nedeniyle başarılamamış oluyor. Bir yazımda açıklamaya çalışırım bunu.

Filiz Alev 
 31.10.2012 14:49
Cevap :
Anlaşamadığımız,farklı düşündüğümüz konular olacaktır. Ben de isterim ki herkes doğru yapsın.Ama her şeyin istisnası var işte.Hayat bizim istediğimiz gibi olmuyor.Ben yine de sizin çok önemli bir yazar ve fikir insanı olduğunuzu düşünüyorum.Aslında bütün yazılarınızı okumak istiyorum ve doğrusu yazmaya ara verişinize üzülüyorum.  31.10.2012 18:58
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 1420
Toplam yorum
: 4445
Toplam mesaj
: 196
Ort. okunma sayısı
: 670
Kayıt tarihi
: 21.09.08
 
 

Sadece sayfalarda kalan yazılar şaheser olsalar bile önemsiz ve anlamsızdır. İnsanlara ulaşan ve ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster