Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Ocak '16

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
46596
 

Çizgi filmlerin korkunç sonları

Çizgi filmlerin korkunç sonları
 

Tom ve Jerry'nin intihar sahnesi


Bundan 3-4 yıl önce ilk yazılarımı yayınlarken çok sık bahsettiğim bir konu vardı : Subliminal mesaj! Öyle ki toplumumuzun bilmediği, bilenlerin de ciddiye almadığı bu teknik, yetişen her neslin beynini adeta kumanda ediyor ve programlıyor. Yetkililerin bu konudaki görmemezlikten gelmesi, ebeveynlerin ise olayın farkında olmaması özellikle çocukları tehlikeler ile baş başa bırakıyor. Hepimizin küçükken maruz kaldığı bu tehlikeler günümüzde artarak ve şiddetini daha da hissettirerek devam etmektedir. Daha önce çok kez filmleri, dizileri ve müzikleri eleştirmiştim. Ancak bir insanı kontrol etmek istiyorsanız, bu insanın savunması düşük olmalıdır. Ve savunması en düşük olan ise çocuklarımızdır. Bu yüzden çizgi film onların en büyük silahı, bizim en büyük zaafımızdır. Bu yüzden bugünün ana konusu çizgi filmler olacaktır. Şimdi ne demek istediğimi daha iyi anlamanız için birkaç örnek verip öyle devam edeceğim.

Tom ve Jerry... Bir kedi ve bir farenin birbiriyle olan atışmaları, kavgaları bizi ekran başına kitlerdi. Öyle ki, okula geç kalırdık ancak bitirmeden başından kalkamazdık. Küçükken Jerry severken büyüdükçe onun gıcıklığına kızar Tom’un tarafına geçerdik. 15-16 yaşındayken bile izlediğim günleri hatırlarım. Hiç eskimezlerdi ki! Peki bu hayranlıkla izlediğimiz çizgi karakterlerin son bölümünde ne oluyor biliyor musunuz ?

Tom ve Jerry ikiside aşık oluyorlar ve aşık oldukları kedi ve fare başkaları ile beraber oldukları için tren raylarına oturup intihar ediyorlar. (Başka bir iddia : Tom ve Jerry’nin ilişkiye girdikleri ve sonrasında tren raylarında intihar ettikleri yönünde ancak ilk seçenek bana daha yakın ve araştırmalarımda daha belirgin ön plana çıkmaktadır.)

Cedric... Yeni neslin favorisi olan Cedric, 8 yaşında hayatın ne denli zor olduğunu her bölümde bize anlatıyordu. Aşıktı ama aşk saf ve temiz bir duyguydu. Neden mi böyle dedim ? İşte Cedric’in akıl almaz finali !

Cedric ve Chen uzun süre görüşmüyorlardı ve bir gün Cedric Chen’in evine geldi. Chen ona yüz vermeyince, Cedric ona tecavüz etti...

Bu  bölüm +18 olarak bazı ülkelerde gösterildi ancak bizim ülkemizde gösterilmemiştir. Senariste neden böyle bir son hazırladığını sorunca ise; hayat 8 yaşındayken zordur ama 28 yaşındayken bazı şeyler sarpa sarar demiştir. (Bu olay yaşandığında Cedric 28 yaşındadır)

(İşlenen konular intihar ve tecavüz, düşünme işini size bırakıyorum)

Bunlar finallerinden emin olduğum iki tane örnektir onun dışında internet ortamında gezinen bir sürü iddia bulunmaktadır bunlardan bazılarını da paylaşmak istiyorum :

Bugs Bunny, Daffy Duck’ı parçalara ayırıp denize atıyor.
Pembe Panter, atalarının ismini lekelediği gerekçesi ile Kara Panter grubu tarafından öldürülüyor.
Johhny Bravo, kadınlar ona bakmadığı için eşcinsel olmaya karar verir.
Sünger Bob’un sonunda Patrick ve Bob Yengeç Restoran’da çıkan yangında ölüyor.

Gibi gibi gibi... İddialar çok ancak dediğim gibi sadece iddia bunlar. Hepsinin ortak özelliği ise aşikar. Bunları youtube’da aratıp bulamayınca yalan diye karalayıp atamayız çünkü orjinallerinin her platformda yayınlanmasını bekleyemeyiz. Eğer içlerinde doğru olanlar var ise Deep Web de mutlaka videoları mevcuttur.

Gelelim asıl konuya...

Benim burada anlatmak istediğim asıl şey çizgi filmlerin masum olmayışıdır. Dediğim gibi bu filmlerin içindeki gizli mesajlar bile bir beyni hapsetmeye yetecek ve artacak etkidedir. Mesela Şirinler’in komünizm propagandası yaptğını biliyor muydunuz ? Neden herkes mavi ? Herkes eşit mi yoksa ?  Yoksa sınıfsız bir toplum ütopyası mı ? Şirin Baba’nn Karl Marx’a olan benzerliği gözünüzden kaçtı mı ?

Şirinler 1958 yılında Peyo tarafından yaratılmıştır ve bilindiği üzere bu devir soğuk savaş dönemidir. Dünya Sovyetler ve Amerika olarak ikiye ayrılmıştır. Sovyetlerin komünist olduğunu biliyoruz o zaman Şirinler’in onları temsil ettiğini söyleyebiliriz. Peki Gargamel’in filmdeki amacı neydi ? Şirinlerden altın yapmak... Hayli kapitalist bir yaklaşım. Böylece Gargamel de Amerika diyebiliriz. Küçük mavi yaratıkların altından çıkan şey sizce de korkunç ve ürpertici değil mi ?

Red Kit neden devamlı sigara içiyordu ? Bu filmi çocuklar izliyor, nerede örnek olmak ?
Aynı şekilde Temel Reis’in ağzından pipo düşmüyordu, nerede masumluk ?
Pamuk Prenses’in bir evde 7 adamla beraber yaşaması mı normaldi yoksa Külkedisi’nin eve 12 den sonra girmesi mi ? Ya da Tarzan’ın neredeyse çıplak olmasını mı normal karşılamalıydık ?
Pinokyo’nun hep yalan söylemesine ne demeli ?

Açın artık gözlerinizi ! En zayıf noktamıza güçlü darbeler vuruyorlar!

Daha öncede söylemiştim. Disney’in sahibi Walt Disney yüksek dereceli bir masondur.

Tüm bunları tesadüf mü sanıyorsunuz ? Eminim arkadaşlarınızla yaptığınız gün içindeki sohbetlerde yeni yetişen nesillerin hayli kötü olduğunu söylüyorsunuzdur. Neden diye düşündünüz mü hiç ? Biz sokakta top oynayarak büyürken, onlar televizyon esareti altında büyüdüler ve etkisi gerçekten de görülüyor değil mi ?

Artık savaşlar cephede topla tüfekle verilmiyor ne yazık ki işler hayli değişti. “Düşmanınızın çocuk yaş grubunu ele geçirirseniz geleceğini de ele geçirmiş olursunuz” felsefesi şu an gizli savaşın tam ortasında yer almaktadır. Bu gizli savaş iletişim araçları vasıtasıyla ve genellikle televizyon kullanılarak yapılmaktadır. İşin en kötü tarafı ise yıllardır her şey olup biterken bizim hiçbir şeyden haberimiz olmamasıdır. Zaten gazeteler yazmaz, basın konuşmaz bunu anladık ancak interneti hala kendi yararımıza kullanabilir ve bazı gerçeklerin farkına varıp bilinçlenebiliriz. İnanın bana düşmanların en güçlüsü dahi gelse bilinçli bir toplumu yıkamaz. Biz şu an bu durumdayız çünkü okumuyoruz, öğrenmiyoruz, bilmiyoruz. Bilmediğimiz için yeniliyoruz. Ali Şeriati’nin çok sevdiğim bir sözü ile yazıya noktayı koymak istiyorum :

“Okuyun diyor okuyun, çünkü mürekkebin akmadığı yerde kan akıyor...”

ALİ ŞERİATİ




"Korkunç İddia : Dünya Gerçek Değil Simulasyonu Yaşıyoruz" adlı yazım için : http://blog.milliyet.com.tr/korkunc-iddia--dunya-gercek-degil--simulasyonu-yasiyoruz-/Blog/?BlogNo=494007



UMUT KARADAŞ
 

Matilla, Filiz Alev bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Maalesef ben öyle düşünmüyorum aksine sanat insanın içindeki yaratıcılığı dışavurur bence. Tabii burada eserlerin de önemi var kimi ve neyi okuduğunuz oldukça elzem.

Umut Karadaş 
 04.02.2017 23:01
 

Çizgi filmlerin içeriği hakkında fazla bir bilgim yok ama yazdıklarınızı gerçekten ciddiye aldım. Ama şimdi şurada şöyle bir sorun var. Biz genel olarak sanat ve edebiyatın insanı geliştirdiği algısının körüklendiği bir toplumda yaşıyoruz. Bu algının çok yanıltıcı bir algı olduğunu ve özellikle de sanat ile edebiyatın hatta özellikle de şiir sanatının insanları ve toplumları aptallaştırdığını düşünüyorum. Sizce haklı olabilir miyim? Sevgi ve selamlarımla

Matilla 
 04.02.2017 7:50
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 20
Toplam yorum
: 28
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 4652
Kayıt tarihi
: 06.08.14
 
 

Üniversite öğrencisiyim, ileride Yazar ve Tarihçi olmak istiyorum.   ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster