Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Aralık '11

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
581
 

Clamentine

Clamentine
 

Bu yılbaşıları bana göre değil arkadaşlar. Sevmiyorum. Geçmiş yıllarımı seviyorum ben. Geleceğe dair umutlarım olsa da beraberinde korkularımda var. Bir tür kumar gibi ne getireceği belli değil çünkü. 

Yeni yılın mutluluk, sağlık, başarı ve para getirmesini dileriz hep. Kimden dilendiği bile meçhuldür hâlbuki. Ama gelecek olan değilse bile, bi sonraki, oda değilse öbürü, mutlaka bu dileklerimiz haricinde bişeyler getirir başımıza. Yaşlanıp da sağlığını yitirmeyen kaç kişi tanıyorsunuz. Yada gelen yılın getirdiği para sayesinde mutlu olanı. Peki başarı; onunda gelip gelmediği pek anlaşılmaz. Çünkü kazanılan başarının muhakkak bir üst başarısı vardır da ondan. Ve hep yukardadır o. O orda olduğu sürece kazanacağın başarılardan umduğun hazzı alamazsın.

Üniversiteyi bitirirsin, uzmanlık gerek, onu da bitirdin doktora, doç’luk  derken yıllar geçer prof olmuşsundur. Üstad derler sana ama bu seferde sağlık gitmiştir.

Yada sporcusundur rekor kırmışsındır. Güzel bir başarı. Sonrasında  bi sonraki yeni yıldan başarı dileyen birisi gelip kırar senin rekoru. Ee sende başarı dilemiştin yeni yıldan. Ne oldu. Herif geçti seni…

Yani yeni yıllar dilekleri çoğu zaman yerine getirmez. En azından hepsini birlikte.

Bazen para getirir, sağlığı alır. Bazen aşkı getirir, aklı alır. Sonra döner başarıyı getirir, huzuru alır. Hepsini birden getirdiğine şahit olmadım. Öyle biri varsa ne mutlu ona.

Yanlış anlamayın umutsuzluktan böyle yazmıyorum. Psikolojim filan da bozuk değil Allaha şükür. En azından şu aralar. Ama oldum olası eskiyi sevdim hep. Yeni tedirgin etti beni.

Hep bu yılbaşıları uzaklaştırmadımı bizi en mutlu olduğumuz, çocukluğumuzdan. Çocukluğu kötü geçmiş olanlarda vardır muhakkak ama ne biliyim onların bile çocukluklarına dair özlemleri vardır diye düşünüyorum. Çocukluğunda komşunun bahçesindeki meyvelere daldığı günlerini özlemeyen kaç kişi vardır ki. O elmaların, incirlerin, kirazların tadını alabildiniz mi hiç sonraki yıllarda.

Yeni yıl, yeni yıl diye geldi de beraberinde götürmedimi güzellikleri hep. Hergün biraz daha uzaklaşmadık mı masumiyetimizden... Nerde kaldı o saf temiz çocuklar. Menfaat nedir biliyormuyduk. Küslüğümüz en fazla 2 gün sürmez miydi? Kıskançlıklarımız bile komik değil miydi?

Sonra yeni yıl geldi sevindik. Bilmiyorduk ki bizi yalana bulaştıracak, dedikoduyu öğretecek çıkarcı, menfaatçi yapacak. Sevmeyi unutturacak. Sonra bir tane daha yeni yıl geldi. Yine sevindik. Sonra bir tane daha, bir tane daha…

Çekirdekten başka çerez bilmediğimizden kandık belki de yeni yıllara. Fındığı bazen okulda bedava dağıttıklarında, birde yılbaşı akşamları görürdük, antep fıstığıyla beraber. Yanında da kola. Sizi bilmemde kola benim için öyle kolay bulunan bir şey değildi. Özel günlerde içebilirdim, bir de karnemin pekiyilerle dolu olduğu zamanlarda.

Kazağımızın kolları Piri Reisin Dünya haritası gibiydi. Kağıt mendil kullanmazdık ki hiç. Bütün gün çamurda oynar hastalanmazdık nedense. Hasta olsak da yatardık bir iki gün, sonra ateşimiz düşer atardık yine dışarı kendimizi. Antibiyotikle 17 yaşında tanışmıştım. Hala ayrılamadık meretten. İşte o günleri özlüyorum o yüzden gıcığım yeni yıllara.

Biliyorum Allah ömür verirse ilerde bu günleri de özleyeceğim. Bu günler de güzel çünkü. Evde masumiyetini kaybetmemiş iki kuzu var. Yaşatan Rabbime şükürler olsun ki; onların ilerde özleyecekleri günleri yaşıyoruz birlikte. Geçmesin istiyorum işte bu günler, yeni yıl gelmesin.

Oğlumun burnu akıyor annesi hemen koşa koşa getiriyor kağıt mendili. Kızıyorum. “Bırak silme, kazağının koluna silsin” diyorum gülerek.  Niye acaba? Tahmin edin bakalım. 

Geçen gün oğlumla konuşurken bana; "baba sen küçükken hangi çizgi filmleri seyrediyordun" diye sordu. Voltran, Heman, Tenten, Red Kit, Heidi diye sayarken aklıma Clementine diye bir isim geldi. Biraz düşününce hatırladım. "Sahi ya öyle bir çizgi film vardı hoş ta bir müziği vardı" dedim kendi kendime. Sonra internette baktım buldum klibini.  Seyrettim. gözüm yaşardı. Birkez daha kızdım yeni yıllara...

Not: Nedense paylaşmak istedim Linki tıklayınca karşınızda olacak.. 80-85 arası doğanlar hatırlayacaktır. Gelecek yılın, geçmiş yılınızı aratmaması duası ile...Selamlar. 

http://www.youtube.com/watch?v=ABjn6jlKtEY&feature=related

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Clamentine.. nasıl unutmuşum ben onu. Şeker kız candy, Judy ve uzun bacak, karınca ailesi filan vardı onları da hatırlarmısınız. Benim kızlarımda aynı soruyu sormuşlardı, eskiyi hatırlamak bile başka yapıyo insanı, hüzünlendirdiniz Serkan bey, sağlıcakla kalın...

Güler Sun 
 30.12.2011 22:45
Cevap :
merhaba güler hanım. şeker kız candyi hatırladım da diğerlerini anımsayamadım. ama onları da araştıracağım internette. görünce muhakkak hatırlarım. yada şöyle olsa siz bir yazı yazsanız o çizgi filmleri anlatan. sizin gözünüzden seyretsek. sanki daha iyi olurdu. yazarsanız mutlaka haberdar edin.selamlar...  31.12.2011 9:17
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 95
Toplam yorum
: 80
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 257
Kayıt tarihi
: 16.09.11
 
 

1980 İstanbul doğumlu. Yalova'da yaşıyor. Yazmaya çalışıyor...  ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster