Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Aralık '16

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
595
 

Çocuğunuza "hadi çabuk" Dememeye Çalışın

Çocuğunuza "hadi çabuk" Dememeye Çalışın
 

Oku demeyin. siz okuyun, örnek olun...


Çağımız sürat çağı, başka bir deyişle yarış çağı. İnsanların birbirlerini ittirerek, üstüne basarak hatta...Öne, en öne geçme çabasında oldukları bir çağ. Bizim gibi, son yirmi/otuz yıl içinde "ne oldum delisi"olan toplumlar için özellikle, bu dediğim.

Saygının, hoş görünün, insanlığın unutulduğu, bencilliğin, egonun tavan yaptığı,"benim işim veya çocuğumun işi görülsün de ondan bundan bana ne" zihniyetinin olabildiğince yerleştiği, kimlik erozyonuna uğramış, sınıf atlama telaşının gözleri gönülleri kararttığı, bizim çoğunluğumuz....

Mutfağa girip yemek yapacaktım; söylemesi ayıp, pırasa...Ben çok seviyorum, anne tarafım suyun öte tarafından geldiği için sanırım :) Şöyle bir Facebook'a gireyim beş on dakika, sonra kalkarım diyerek oturdum bilgisayarımın başına... Bir öğretmen arkadaşımın paylaşımı dikkatimi çekti."Boş ver ya" dedim kendi kendime; "kalanlarla idare edelim bu gün de, bunu yazmam gerek çünkü konu çocuk" ... Bir başka deyişle; ülkemin geleceği, illa yazacağım... :)

Adem Güneş adı vardı yazı sonunda; sanırım psikiyatr veya psikolog. Öykü şöyle :

İlkokul birinci sınıfa başlamış bir kızcağız....On dokuz kişilik sınıfın on sekizi okumuş, o okuyamamış. Kıza; disleksi, beyinde kimyasal denge bozukluğu, nihayetinde "cin çarpma" gibi tanılar konulmuş. Doktor; anne baba ile çocuğun durumunu konuşurken sorunun onlardan kaynaklandığını hemen anlamış. Anne konuşurken sık sık yutkunarak konuşuyor, baba da sürekli bacaklarını sallıyormuş. Onları dışarı çıkararak kızla yalnız görüştüğünde birlikte resim çizmeye başlamışlar. Yavaş yavaş harfler yazıp "bak ben bu harfi yazabiliyorum" diyerek kızın "ben de yazabiliyorum o harfi" demesini sağlamış doktor.

Kıza, neden ödevlerini yapmadığını, okumak için çaba göstermediğini sorduğunda ise annenin ödev yapma sırasında sürekli:"çabuk çabuk"diye onu zorladığını, babasına seslenerek"gel sen ilgilen, sinirleniyorum"dediğini öğrenen doktor, çocuğun hiç bir sorunu olmadığını anlamış. Her çocuğun BİYOLOJİK RİTMİNİN farklı olabileceğini anlatmaya çalışmış anne-babaya.

"Aktif bir pasiflik" diye adlandırıyor yapılması gerekeni. Aktif ve pasif sözcükleri bilindiği gibi zıt iki kavram .Buradan anlatılmak istenen "yavaş"lığın aktif yani sürekli uygulamada olması, benim anlayabildiğim... Bir de ilginç bir kavram dikkatimi çekti yazıda. SEKİNE... Sakin olma hali, büyük olasılıkla. Eğitimcilere,anne babalara bunu salık veriyor doktor.

Çağın hızını yakalamak isterken koşuyor insanlar, koşarken hem kendileri hem de en değerli varlıkları olan çocuklarını helâk ediyorlar. Yemeği bile; bir eğitimcinin dediği gibi "tıkınırcasına" sadece doymak hedefli yiyor insanımız.. Oysa ister mükellef, isterse zeytin, peynir, çaydan ibaret bir sofra olsun; hal hatırın sorulmadığı, gözlerin sadece ekranda olduğu, günün yorgunluğunu aile bireylerinin birbirinden çıkarmak için nahoş söz ve davranışlarının havada uçuştuğu ortamlardan, en çok çocuklar zarar görüyor.  

Çocuklar, bizim çocuklarımız.... Hep söyledik,söylüyoruz.... Çocuklarınıza "oku" "çalış" sözcüklerini sakın ola ki kullanmayın. Hele ortaokul, hele hele lisede, asla...

Bizim de torunumuz geçen yıl ilkokula başladı. Daha çok resim yapmayı seviyor, çok da yetenekli. Resim öğretmeni olmak istiyor, tabiki şimdilik...Geçen yaz bize geldiklerinde birçok kitabı olmasına karşın okumaya pek yanaşmadığını üzülerek gözlemledim. Annesi de öğretmen, bizler gibi. Aynen bizim onlara yaptığımız gibi ona "sen bilirsin, o zaman istediğin gibi resim öğretmeni falan olamazsın" demişti. Bu yıl ikinci sınıfta ve öğretmeni en çok kitap okuyan "kitap kurtları"seçiminde bizim kızı birinci seçmiş sınıfında. Bu arada kızlarımızın da her fırsatta okuduklarını söylemem gerekiyor. Neden? Çocuk, okuyan anne baba görecek karşısında. Çünkü rol-modeli onlar...  Çocuğu okuldan, okumaktan soğutmadan sabırla"okumaya"teşvik etmek gerekiyor. Bunu da ilkokulun ilk sınıfında, belki ikinci sınıfında yapabilirsiniz. Zaman geçtikçe sizin "oku, dersine çalış,ödevlerini yap"direktiflerinizin etkisi, yarardan çok zarara, çocuğun ters tepkisine neden olacaktır.

Günümüzde bilgisayarlardan gazetelerin köşe yazılarını okuma imkanı var. Ne güzel... Favorim olanları mutlaka okuyorum diğerlerini de vakit buldukça; zaten Facebook'da da paylaşılıyor. Ayrıca çok ilginç paylaşımlar  var. Hem bilgi birikimimize katkı sağlıyor hem de paylaşarak toplum düzenine küçük de olsa katkı sağlama olanağına kavuşuyoruz. Bu yazıma vesile olan arkadaşımın paylaştığı örnek gibi...Çocuğunuzun seviyesine göre bu şekilde de yönlendirme yapabilirsiniz, hiç bir yararı olmadığı gibi beyinleri yoran gereksiz oyunlar, yazışmalar yerine...

Çok mu ukala bir yazı oldu? . Eğitimcilik bitmiyor işte, yaşlansak da... Hoşgörüle...

***                                                          ***                                                                        ***

Adem Güneş pedagogmuş... Sonradan araştırdım,okuyucudan özür dilerim... 8.12.2016

Ismet Kebapçı, Cemile Torun bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

EVET... Eğitimcilik, sonsuza dek sürer.Çocukları ile ilgili, Benim fikrimi soran öğrencilerim var. Çok açıklayıcı idi, yüreğine sağlık NUR'CUĞUM. Seni sevgiyle kucaklıyorum. ADADAN SELAMLAR.

Göksel47 
 16.01.2017 16:34
Cevap :
Sevgili Göksel,öncelikle yorumuna geç cevap verdiğim için özür dilerim. Grip salgınından ben de nasibimi aldım, internete giremiyorum bu aralar. Eğitim, yaşam boyu sürdüğüne göre doğal olarak eğitimcilik de aynı şekilde sürüyor. Ben de seni kucaklıyorum; Antalya'dan selam ve sevgiler...  27.01.2017 14:37
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 305
Toplam yorum
: 746
Toplam mesaj
: 87
Ort. okunma sayısı
: 1317
Kayıt tarihi
: 08.08.07
 
 

Emekli Türkçe öğretmeniyim.Şimdi Marmara Üniversitesi bünyesinde bulunan, Atatürk Eğitim Enstitüs..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster