Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Ekim '17

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
116
 

Çocuğunuzu Keşfedin

Çocuğunuzu Keşfedin
 

Anne-baba olmak sadece bilgi alışverişinde bulunmak, el bebek gül bebek büyütmek istediğimiz, gözümüzden bile sakındığımız yavrularımızı  en iyi okullara gönderip, ona en iyi kıyafetleri, oyuncakları almak ve çocuğumuzun en organik(!) şekilde beslenmesini sağlamak mıdır? Sahi nedir anne ve baba olmak?

Benim yüzlerce çocuğum oldu mesleğimde geri dönüp baktığımda. Onlara içsel potansiyellerini açığa çıkarmak için kılavuzluk ettiğimde oldu, “de/da’nın” nasıl yazıldığı konusunda ve diğer bütün Türkçe/Türk Edebiyatı konusunda bilgi verdiğim de. Fakat asıl anlatmak istediğim bundan sonra başlıyor.

Zeka, doğuştan beri insanoğluna bahşedilen melekelerden biridir. Ancak sadece potansiyel olarak vardır. Açığa çıkarılmayı bekler. Zekayı yaratamayız fakat onun meydana çıkmasına, gelişmesine, yardımcı ya da engel(!) olabiliriz.

Zekanın fiilen ortaya çıkması için birtakım ihtiyaçları vardır. Öncelikle güvenli bir mekan gerekmektedir. Bu çocuğun doğası için gerekli sevgi, hoşgörü ve anlayışın sağlandığı bir çevredir. Bir an sahip olduğunuz yakın bir arkadaşınızı düşünün. Yakın arkadaş belirlemedeki en iyi ölçüt, en mahrem duygu ve düşüncelerimizi hiçbir kısıtlama yapmaksızın ne derece paylaşabildiğimizdir. Kim olduğumuzu ve arkadaşımızın yapacağımız işleri engellemeyeceğini; fakat söylediğimizi, yaptığımızı değerlendireceğini , hatta bizimle birlikte gülüp ağlayacağını hissederiz. Bu tür arkadaşlarla birlikteyken rahatlarız. Çünkü tamamen bizim kabul ettiğimiz ama onların oluşturduğu  “güvenli bir mekanda” bulunuruz. Yani “güvenli ortam”dan öncelik olarak fiziki değil psikolojik ortamdır. Güvenli bir fiziki ortamdakilerle aynı faktörlere sahiptir. Bu ortamda zarar verebilecek potansiyelesahip hiçbir faktör yoktur. Psikolojik ortamda zarar verici faktörler fizikseldeki gibi zihni ve duygusaldır. Eğer çocuklarımızın henüz belirti göstermemiş zekalarını ortaya çıkarmak için teşvik edersek; dehanın açılıp gelişebileceği “güvenli” bir  mekan yaratabiliriz. Çocuk, bizimle birlikte olduğu vakitlerde kendi emniyeti hakkında kesinlikle en ufak bir şüpheye düşmemeli ve bizim kendisine fiziksel, zihinsel veya duygusal olarak bir zarar verebileceğimiz hissine kapılmamalıdır.

Zeka, özgür alanlarda ortaya çıkar. Eğer, “Bunu sana hiç yakıştıramadım, o da öyle yapılır mı?, bence sen bundan sonra resim çizme ya da bence senden bir şey olmaz“ gibi sözcüklerle çocuklarımızı motive edemeyiz. Onların yanında olduğumuzu, onu desteklendiğimizi hissettirmeliyiz. Desteği hissetmediğinde her şey bir mücadele ve “ego”ların savaşı olacaktır. Bu da çocuğu uç noktalara iter.

Kötü çocuk yoktur. Her çocuk içtenlikle kabul görmeyi, evdekilere kayda değer katkıda bulunmayı ister. Kurabiye yaparken size yardım etmesi, belki sizin için etrafı dağıtmaktan başka bir şey değildir fakat onun için yaşamı boyunca unutamayacağı ve işe yararlık duygusunu hissedeceği bir deneyimdir. Tüm bunların yanı sıra, çocuk akranlarına olan davranışlarında zorbalık gösteriyorsa , çocuğun temel doğasını destelemek bu davranışını da desteklemek midir? Kesinlikle hayır! Burada yaşam ve formu birbirinden ayırt etmemiz lazım. Çocuğun arkadaşlarını itip kakmasının ardındaki yaşam saldırgan kuvvetle güçlü benlik duygusunun birleşimidir. Bu, temel doğadır. Form kullanılarak zorbalık geliştirilmiştir; Çünkü saldırganlık ve güçlü benlik duygusu kesinlikle çocuk küçükken yönlendirilemez. Çocuğun temel doğası olduğu için bu vasıfları destekleyebiliriz. Bu vasıflar aslında dünyada bilinen tüm büyük liderlerde var olağanüstü kapasitelerdir. bu vasıflarını, kabadayılık şeklinde, başkalarına zarar verecek tarzda kullanmasına izin vermemeliyiz. Çünkü inanın bana bu mükemmel bir yeteneğin kötüye kullanılması ve yok olması demektir! Böyle durumlarda ona güçlü olduğu için övgüler yağdırabilir ve hemen ardından genellikle çocukların kapasitesinin üstündeki yetişkin işlerinde yardımcı olmaya davet ederek benlik duygusunu onaylayabiliriz. Çocuğa gücünü diğer insanları akıllıca idare etmek ve kendisinden güçsüz olanları korumak , savunmak için kullanan büyük savaşçı ve yöneticilerin hikayelerini anlatabiliriz. Böyle yaparak çocuğun doğasını tasdik ediyor fakat aynı zamanda onu değerlendirerek gücünü açığa çıkarması için de faydalı yollar sunuyoruz demektir. Çocuğunuza  istendiğini ve farkında olunduğunu hissettiği güvenli psikolojik bir mekan yarattığımız, onun kişisel doğasını onayladığımızda , çocuğun doğuştan var olan zekasının tıpkı bir demir parçasının mıknatısa doğru sürüklendiği gibi açığa çıktığı bir mekan yaratmış oluyoruz. Bunları yaparken gezegenlerin, kendilerinden daha büyüklerin çekim kuvvetiyle kendi yörüngelerinde durabilmeleri gibi biz de yaradılış kanunlarından yardım alıyoruz. Unutmayın, çocuklarımız hepimizin. Hiçbir çocuk kötü doğmaz. Çocuklarımızın hangi davranışlarını beslersek yıllar sonra bize o davranış meyve verecektir.

 

bayram aslan bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Toplam blog
: 8
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 154
Kayıt tarihi
: 25.09.17
 
 

Bu dünyayı gücünün güçsüzlüğünde saklı olduğunu fark edebilenler ile  inandıklarıyla, hissettikle..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster