Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Şubat '17

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
322
 

Çocuk acımasızlığı

Çocuk acımasızlığı
 

Çocuğun çocuğa uyguladığı şiddet (üstelik okulda) endişe verici.


Geçen yıl yarım dönem öğretmenlik yaptığım için ve ayrıca oğlum ilkokulda okuduğundan biliyorum; Güllük İlk ve Orta Okulu'nda, yaramazlık bir yana, çocukların şiddete eğilimi had safhada. Kız çocuklarının bile ağzından, ancak sokak kadınlarından duyulabilecek açık saçık sözleri ve küfürleri duymak mümkün. Bazen oğlum bile anlamını bilmediği ve okuldaki arkadaşlarından öğrendiği şeyleri söylediğinde yüzüm kızarıyor!

Ancak, daha dün yaşanan bir olay var ki; öğrendiğimden bu yana öfke ve üzüntüden uyuyamıyorum... 4 – B Şubesinde, beş erkek çocuğu (D.Ö., İ.S., A.A., A.Y., B.Y.) serbest saatte sınıfta "şişe çevirmece" oynuyor. Şişenin dönüp durduğu yöne göre, bir çocuk diğerine "Dürüstlük mü, cesaret mi?" diye sorarak; onu bir sırrını açıklamaya ya da yapılması zor bir şeyi yapmaya zorluyor. Benim nefret ettiğim türde bir oyun... Şişe D.Ö.'yü gösterince çocuklardan A.Y. D.Ö.'den kendi ayakkabılarını yalamasını istiyor. D.Ö. Önce itiraz ediyor. Ancak, özellikle, İ.S.'nin ve A.Y.'nin ısrarıyla "onların alay etmesinden ve kendisini dövmelerinden kortuğu için" A.Y. 'nin ayakkabısını yalıyor ve sonra koşup çöp kovasına tükürüyor. Olay, madur D.Ö. 'nün gece uykusundan ağlayarak uyanması, annesinin "Kötü bir rüya mı gördün? Niye ağlıyorsun?" diye ısrarla sorması üzerine" D.Ö. "Dün okulda çok kötü bir şey oldu..." diye anlatmasıyla ortaya çıkıyor. Olayı öğrenince haklı olarak öfke ve üzüntüden deliye dönen anne G.E., sınıf öğretmenine, rehber öğretmene ve çocuklardan İ.S.'nin annesine SMS ile durumu anlatıyor.... İşin vahim yanı bu olaylar gerçekleşirken, sınıfta bulunan öğretmen T.F.'nin olan bitenden habersiz olması!

 

Bu ne biçim oyun?

 

Olayı netleştirmek ve çözüm bulunması için sınıf öğretmeni ve Rehber Öğretmen A.S. 'yle de görüştüm. Olayın lavaboya gittiği sırada ya da başka öğrencilerle ilgilenirken olabileceğini, farkına varsa mutlaka müdehale edeceğini ve üzüntüsünü belirtten sınıf öğretmen,i özetle şunları söyledi: "Çocukların dördüncü sınıfa gelinceye dek 4-5 öğretmen değiştirmeleri ve her öğretmenin kısa sürelerle görev yapması nedeniyle, çocuklar arasında birlik beraberlik duygusu, takım ruhu oluşmamış. Ben de aylardır, tiyarto oyunlarıyla, çeşitli etkinliklerle buna uğraşıyorum, ama başaramadım... Veliler arasında da problem var. Bu çocuklara yansıyor. Bazı veliler birbirini düşman gibi görüyor... " (Birlik beraberlikten, toplumsal uzlaşıdan dem vurulan ve böyle şeylere en fazla gereksinim duyduğumuz bir dönemde, toplumu, insanları kim ve ne bu hale getirdi?)

Rehber öğretmen ile konuşunca olayın ayrıntıları daha da netleşti: "Diğer çocuklar, D.Ö.'den ayakkabı yalamasını isteyince, D.Ö. Bunun yerine öğretmene ('Allah belanı versin') diye küfretmeyi önermiş. Ancak, diğer çocuklar bu şekilde kendilerinin başının derde gireceğini düşündüklerinden D.Ö.'ye ısrarla 'Ya yeri öpersin ya da A.Y.'nin ayakkabısını yalarsın' demişler. D.Ö. dışlanmamak, oyunun kurallarına uymak için A.Y.'nin ayakkabısını yalamış ve sonra da midesi bulanıp, tükürmüş!" çocukların hepsini dinledikten sonra; onlara uygun bir dille; cezaya dayalı, cezalarının sınırı ve kuralları belli olmayan şişe çevirmece gibi bir oyunun, oyun olamayacağını anlatmaya ve çocukların birbiriyle empati kurarak uzlaşmalarını ve D.Ö.'nün üzüntüsünü hafifletmeye çalıştığını anlattı. (Rehber öğretmenle de söylediğim gibi, eğer oyunu sınıfta öğretmen ve diğer öğrenciler yokken oynasalardı ve çocuklar, diğerinden daha anormal ve sapıkça bir şey yapmasını isteselerdi; yaşanan travmanın ve gelecekte yol açabileceği felaketlerin boyutlarını düşünmek bile dehşet verici!)

D.Ö.'nün annesi, öğretmenden, bu tür oyunların oynanmasına kesinlikle izin verilmemesini, oğlunun bu çocuklarla oynamasını istemediğini söyledi.

 

Eğitimciler beceremiyorsa...

 

Bir anne olarak soruyorum: Çocuğumun güvenliği ve sağlığı için her gün onunla okula gidip sınıfta mı oturayım? Sene başından bu yana, benim oğlumun ve başka çocukların başına, diğer çocukların uyguladığı şiddet yüzünden neler gelmedi ki; oğlumun bir sınıf arkadaşının yanağına diğeri kalem batırdı, bir çocuk diğerinin kafasını patlattı. Benim oğlumu sınıfın iri yarı ve güçlü çocukları tekmelerle acımasızca dövdüler... Küfürün biri bin para!

Zaten genelde eğitimin kalitesi, seviyesi kötüye giderken; ne öğretmen, ne okul yöneticisi, ne de Milli Eğitim, öğrencilerin başka bir öğrenciye eziyet etmesini, zarar vermesini önleyemiyor; okullardaki disiplinsizliği, fiziksel ve psikolojik şiddeti engelleyemiyor, çocuklarımızı koruyamıyor! Sistemin de çözüm üretemediği apaçık ortada!

Bırakın müfredat değişikliğiyle uğraşmayı! Dindar değil ama, kindar nesiller yetiştirmeyi çoktan başarmışsınız! Asıl bu çocuklar nasıl adam edilir; doğru düzgün insan nasıl yetiştirilir diye çabalayın! Aslında işe anne babaları eğitmekten başlamak gerekir ama, bu konuda da korkarım çok geç! Acaba, yukarıda anlattığım olayda, sınıf arkadaşlarına eziyet eden çocuklara uygulanacak ceza onları ıslah eder miydi? "Sınıf arkadaş"ının ayakkabısını yalamak zorunda kalacak kadar kendisini psikolojik baskı, şiddet ve acz içinde duyumsayan 9 yaşında bir çocuğun yüreğinde ve belleğinde açılan yara nasıl iyileşir? Benim yetişkin olarak, nefret etttiğim birinden bile istemeyeceğim bir davranışı, 9 yaşındaki bir çocuk nasıl sınıf arkadaşına yaptırabilir? Benim açımdan bu soruların yanıtları ne yazık ki netleşmiş değil.

 

Gülçin ERŞEN – 15 Şubat 2017 / Güllük

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba, "Sürekli öğretmen değişmesi" demişler. Her yıl eğitim sisteminin toptan revizyona uğradığı bir ortamda öğretmen ne yapsın. Üstelik azıcık çalışkan bir öğretmenin yeteneksiz müdür ve sadece yandaş diye atanmış öğretmenler tarafından dışlandığı bir ortamda başka ne olabilirdi ki? Saygı ve selamlar...

izmirli doksanyedi 
 16.02.2017 13:47
Cevap :
Haklısınız. Eğitim sistemindeki sorunlara çocukluk ve gençlik yıllarımızda öğrenci olarak tanıklık ettik. Ancak, bir veli ve kısa dönemde olsa öğretmen olarak son yıllarda yaşadıklarım beni ciddi ölçüde rahatsız ediyor, üzüyor, endişelendiriyor. Bu sorunlara bir an önce çözümler üretilmesi ve uygulanması için yazmaktan, ilgililere duyurmaktan başka şey gelmiyor elimden... Umarım yetkililer ve sorumlular gereğini çok geç olmadan yapar.  17.02.2017 0:44
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 134
Toplam yorum
: 101
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 811
Kayıt tarihi
: 06.07.11
 
 

Ankara Üniversitesi Basın Yayın Yüksekokulu (İletişim Fakültesi) Radyo ve Televizyon Bölümü mezun..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster