Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Ocak '07

 
Kategori
Gezi - Tatil
Okunma Sayısı
1380
 

Çocuk da yalan, İğneada da...

Çocuk da yalan, İğneada da...
 

Güç bela arabamı yolun kenarına park ettim, arabamın etrafında üçüz altmış derece dönüp aynaları kapattım, kapıları tek, tek kontrol ettim. Alaylı gözlerle beni izleyenlere, bende aynı kanaldan tebessüm ettim.

Buraya, henüz ne için geldiğimin farkında bile değilim, farkında olduğum tek şey karşı lokantada yemek yiyenlerin olduğu gibi karnımın müthiş acıkmış olması.

Bir iki kere ardıma bakıp, arabamın güvende olduğunu görünce rahat ve huzurlu olarak bende lokantanın yolunu tuttum.

Cüneyt baba arabasıyla yanımdan geçti, şaşkınlığımdan ona selam vermeyi bile akıl edemedim, etraftaki insanlarda, bir değişiklik yoktu herkes onunla yıllardır bu mekânda beraberlermiş gibi sessiz ve sakindiler.

Yıllardır bildiğim, içine girip çoluk çocuk yemek yediğim, bol kepçe lokantası gitmiş, yerine aynalı camlı, dairesel yana kayar fotoselli tam otomatik kapısı ile deniz restaurant gelmiş.

Bir başkası da Ada Restoran olmuş velhasıl lokanta, hele kepçeli şişko tiplemesi kalmamış hepsi Avrupalı olmuş.

"Limitsiz yerli içki dâhil, mezelerimiz ve ara sıcaklarımızdan Mevsim balıklarından istediğinizi seçiyorsunuz. Üzerine tatlınızı da yiyiyorsunuz... Çayınızı ve kahvenizi içiyorsunuz. Afiyet Olsun! İsteğe göre özel menü oluşturulur."

"Hergün canlı fasılımız vardır. (Oturaklı)"

Gözüm birde çamlık kahvesine takıldı, o da ne? Çamlık Kahvesi olmuş Çamlık Cafe, olmasına olmuşta içi de ünlülerle dolup taşmış sanki karşımda duruyor; Yeşilçam Cafe...

"Ücretsiz Kahve Tarot Falına Bakılır.
Ana Yemekler • Ara Yemekler • Salata Çeşitleri
Tatlılar• Soğuk ve Sıcak İçecek Çeşitleri İle Hizmetinizde.''

Derken restourant’a girdim siparişimi verdim, kuzu kuzu bekliyorum, bu arada da hep beynimi meşgul eden bir gariplik var, etrafımda herkes çatal, kaşık bıçak muhabbetinde, "ne gelirse bana inat götürüyorlar mideye" diyorum ki, kendi kendime neden bir tanıdık yok, hep ünlüler ve yabancılar var etrafımda, isim versem reklâm olacak yani herkesin bildiği tanıdığı sinemadan TV'den olan kişiler.

Sonunda masama siparişler geldi nefis ızgara lüfer, yanında kırmızı lâhana ağırlıklı rokalı göbekten bol limonlu salata, tatlımız yolda, çayımız sonda içkimiz yok elhamdurullah ne?

İçkimi hem de bu Ramazan ayında ha. Tövbe tövbe, ne ramazan mı yani oruç, yani bugün tüh eyvahlar olsun, nasıl unuttum...

Siparişin geç geldiğine mi üzülsem, oruçlu olduğumu hatırladığıma mı sevinsem. Yemediğim yemeğin ödediğim parasına mı yansam, bir de üstüne üstlük kolonyayı bahşiş için gözüme sokan garsona bıraktığım bahşiş var!

Artı biraz da pahalı yemiştim balığı! Eh ne olacak canım temmuzda lüfer yemek kolay mı, buzhane çoktan bitti, bunlar yaz balığı taptaze, bugün var yarın yok, saman alevi gibi yedin yedin yiyemedin! Beklersin alamanayı. Sonra sağın solun hep ünlü adı bile değişmiş buranın, Deniz Restaurant! Yok, artık bol kepçe filan helal olsun canım Avrupai olmuş, İğneada.

Kasiyer beni tanımadığı için ben söylemeden (!) fişi kesmiş elime sıkıştırmıştı dürüstlük abidesi gibi.

Her yer o kadar temiz ve sessizki etrafta insanı rahatsız edecek hiçbir titreşim yok. Yeşili de bir o kadar bakımlı ve temiz, cadde kenarlarına dikilmiş günlük ağaçları şemsiye gibi yolu örtmüş ve gölgelemiş. Zaman tünelin de yolculuk yapıyor gibiyim!

Şortumu giyip sahile indiğimde denizin bardaktaki su gibi temiz ve durgun olduğunu gördüm, yan yana demirlemiş gemiler, yatlar, kotralar bir başka yerde ise suya inen, Mr. No'daki gibi uçaklar, bir veya iki değil düzineyle birbirine bağlandığını görünce burada olmaktan ve buralı olmaktan mutluluk duydum.

Etrafta ne bir sigara izmariti, ne burun silinip atılmış kâğıt mendil, ne bir hayvan, ne de tezek kokusu vardı. Çekirdek kabuğu, fındık fıstık kabuğu, şarap şişesi, bira şişesi çöp denebilinecek küçücük bir olgu yoktu. Rüzgâr bile önüne sürüklediği tozu toprağı naylon poşeti, gazete parçalarını ayıp olur diye çok yükseklerden ayit olduğu yere bırakıyordu.

Denge o kadar güzel sağlanmış ki çay bahçeleri, disko, bar gibi eğlence merkezleri, işine gidecek yerli halk ile tatilin tadını çıkaracak turistler arasında bir eyyam yaratmıyordu.

Güney ucunda denize giriliyorsa, mangalcılar ve orman tutkunlarının bulunduğu yer kuzey oluyor, kimse bulunduğu yerde birbirinden çok farklı bir şey yapmıyordu.

Herkes birbirine saygılı sevecen davranıyor, cömertlikte yarış halindeydiler. Bir şeyler var anlamadığım anlayamadığım. Neden insanlar bu kadar rahat mutlu ve huzurlu oysa her zaman her yerde bir oyunbozan vardır, biz böyle gördük böyle biliriz, stresimiz bizimle seyahat ederdi şimdi o da görünmüyor!

Acı haber çabuk duyulur derler, bir çocuğun limanda denize düştüğü ve boğulmak üzere olduğu haberi geldi birden, nasıl geldi, kim söyledi, nasıl duymuş bilmiyorum...

Hemen kendi çocuklarım geldi gözlerimin önüne, onlarda çok istemişti buraya gelmeyi ama ben iş için gelmiştim, tatil daha sonra ağustos gibi, kalabalık biraz azalsın diye düşünüyorduk.

Denize düşen çocuğun ailesi yerine koydum kendimi, kahroldum, mahvoldum, perişan oldum

Bir an önce gidip kurtarmalıydım o çocuğu!

Keşke dedim, Süpermen gibi olsam elimi göğe kaldırıp ileri atılsam, gidip o çocuğu kurtarsam.

Ben de halkın kahramanı olsam, iyinin, mazlumun, yanında olsam.

Hırsla elimi kaldırdım ve ileri atıldım, aman Allah’ım o da ne, uçuyorum!

Süpermen oldum! Saatte iki yüz kilometre süratle uçuyorum çocuğu kurtarmaya gidiyorum!

Bulutların arasında anladım acı gerçeği, çocuk da yalan, İğneada da yalan, hepsi bir rüyadan ibaretmiş.

(Umarım mavi bayrak yolunda yetkililer, bir an önce üzerine düşeni yapar ve rüyalarımızı gerçekleştirirler)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

slm öncelikle böyle bir site yaptığınız için teşekkürler benim bikaç sorum olacak öncelikle iğneadada taili yapmak kaça mal olur 2 kişi giderek 1000 ytl yeter mi 2.si otelde mi kalmak mantıklı yoksa evini kiraya veren kişişerde mi ? şimdiden çok teşekkürler kolay gelsin.

taner mutlu 
 29.05.2008 15:27
Cevap :
Taner bey kardeşim tabi ki "1000 ytl" ile kaç gün tatil yapacağınıza bağlı ve tatilinizi hangi ayda yapacağınıza bağlı. Haziran başı ve ağustos sonları bence en uygun zaman kısa bir tatil için yeter ama çadırda kalırız diyorsanız tatilinizi ikiye katlarsınız, otel ve pansiyonları fiatlarına ve kalacak kişi sayısına göre değerlendirebilirsiniz. Örneğin otelde kişi başı 30 ytl yatak parası vereceğinize dört kişi günlük ev pansiyonlara 60 ytl vermek daha hesaplı olur. Yine de kararınızı verdiğinizde arayın, size yardımcı olmaya çalışırım. selamlar... Not: Balık tutma merağınız varsa www.baliksevdası.com üye olun ben oradayım site olarak oraya organizasyonumuz olucak. Takip edin.  29.05.2008 16:13
 

Trakyalıyım ve soyadım Girgin. :) Hem hemşerimi hem de akrabamı bulmuş gibi oldum... İğneada'yı çok merak etmem sizle buluşturdu... Sevgiler...

Şehrin Cadısı 
 02.04.2007 22:24
Cevap :
Efendim bilirim o duyguyu insan hakikaten öyle oluyor İğneada'da doğa ve deniz muhteşem eğer tatili düşünüyorsanız haberim olsun Minik misafirlerin! Olmadığı bir otel bulabilirim! (-:))) Size sevgi ve saygılarımı iletiyorum hemşerim.  03.04.2007 1:24
 

Lüferi kaçırmanıza kahroldum. Büyük hayal kırıklılığı.. Trakyalı değilim ama okudukça ben de memleketimi hatırladım sayenizde. Elinize sağlık...

Hasan ARSLAN 
 17.02.2007 8:38
Cevap :
Sevgili dostum. Kaçan lüfer olsun. Yeterki bizler ipin ucunu kaçırmayalım, sonra derin yaralar bırakıyor! Bizler burada güzellikleri paylaşmak için varız öyle değilmi? İnsan; İster İğneadalı olsun, İster ordulu. İster kırıkkaleden olsun, ister kadife kaleden. Yeterki bizim gönlümüzde bir dost olsun yer eden... Sizin gibi, sevgilerimle.  17.02.2007 15:56
 

Şu milliyet bloga trakyalı biri düştümü mest oluyorum bilesin.. Hoş geldin...

Ali Gülcü 
 15.01.2007 1:14
Cevap :
Hoşbulduk sevgili kardeşim bana kendimi yanlız hissettirmediğin çok sağol...  15.01.2007 3:00
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 439
Toplam yorum
: 1049
Toplam mesaj
: 121
Ort. okunma sayısı
: 795
Kayıt tarihi
: 07.01.07
 
 

Milliyet Blog’a hangi vesile ile kayıt olduğumu doğrusu hatırlamıyorum!  Bende birçoğunuz gibi ya..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster