Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Şubat '12

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
363
 

Çocuk eğitiminde temel bilgiler (2)

Çocuk eğitiminde temel bilgiler (2)
 

"Eğitimin kökleri acı, meyveleri tatlıdır" (Aristo)

Günlük yaşamda anne-baba çoçuk üçgeninde, başarılı bir eğitimin temel koşullarından söz ediyorduk.

 çoçuğu dinleyin!

"Çoçuğuna gerçek servet bırakmak isteyen anne-baba ona iyi dinlemeyi öğretir "der P. Syrus. Çoçuğa iyi dinlemeyi öğretmek için önce biz onu dinlemeliyiz. Çoçuk bize bir şey anlatmaya çalıştığında, bir sorunu aktarmayı denediğinde, çoğu zaman onu dinlemeyiz ya da dinler görünür, yine dinlemeyiz. Çünkü ya kafamızda başka sorunlar vardır ya da bir şeyle meşgulüzdür. Dinlenilmeyen çoçuklar kendilerini değersiz hissederler, duygusal kırıklık yaşarlar, ilerde kendilerini ifade edemezler. Dinlenilmeyen çoçuklarda; çalma, kendine zarar verme, saldırganlık davranışları görülür. Bu davranışlarla"lütfen beni dinle, duygusal kırıklık yaşıyorum, dikkatini bana ver" mesajını iletir.

  Dinlenilen çoçuk ise kendine değer verildiğini, kabul edildiğini ve buna bağlı olarak da sevildiğini düşünür. Çoçuk duygularını ifade etme olanağı bulduğundan,"anlaşıldım" duygusunu yaşar, özgüven duygusu gelişir.

"Sen" mesajı yerine "Ben" mesajı verin!

 Genelde anne ve babalar,olumsuz bir durum yaşandığında çoçuğu suçlayıcı mesajlar verirler. "Sen hep böylesin; yaramazsın, sakarsın, inatçısın " gibi sözler söylerler. Oysa "sen" mesajı iletişimi engeller. Sen mesajı sen dili demektir. Genellikle kızgınlık anında kullanılır.Ortaya çıkan olumsuz bir durumdan dolayı  direk çoçuğu suçlamak yerine kendi duygularımızdan ve beklentilerimizden söz etmek daha doğru olacaktır. Örneğin çoçuk fazla gürültü yaptığında, "bu  kadar gürültü yaptığında kendimi kötü hissediyorum, ayrıca başka komşularımız bundan rahatsız olabilir" şeklinde mesajlar vermek daha doğru olur.

 Çoçuğun duygularını ifade etmesine izin verin!

 Ebeveynin, kendini ifade etmesi için çoçuğa yardımcı olması gerekir. Çoçuğun bir şeye üzüldüğünde hislerini rahatça dile getirip dejars olması gerekir.Örneğin köpeği ölen bir çoçuğu ele alalım.Hayvanları çok seven çoçuğun yaşayacağı duygu malumdur. Çok fazla acı çekecektir. Çoçuk ağlayarak anne babasının yanına geldiğinde , ona "ağlama bu sadece bir köpek, yeni bir köpek alırız, bu kadar üzülme." Ya da ağlamayı uzatıp rahatsız edici bir hal aldığında, "çok mantıksız davranıyorsun, nihayetinde bir hayvan"Sesli ağlaması tahammül edilmez boyuta ulaştığında " kes artık şu ağlamayı, yeter" dememeliyiz kesinlikle! Bu şekilde davranmak yerine " Gerçekten mi? Çok üzüldüm" demek uygun düşecektir. Bu durumda çoçuk duygularını ifade etmeye başlayacaktır artık. "O, benim arkadaşımdı." Aile onun duygularını iyice açmasını sağlamaya devam etmelidir. "İnsanın bir arkadaşını kaybetmesi gerçekten çok acı verebilir."Çoçuk devam edecektir: "Ona bir sürü oyun öğretmiştim." Aile :" Onu biz de çok seviyorduk ..." gibi dialoglarla çoçuğun bu ezici duygudan arınmasını, hafiflemesini sağlamalıyız. Çoçuk hissetmekte ve düşünmekte olduklarını, kısaca o anki yaşadıklarını sözcükler halinde duyduğu zaman rahatlar. En yakınları, onun iç dünyasında yaşadıklarını anlayabilmiş ve bunu dile getirmiştir.

  Çoçuğu bir başka çoçukla ya da kardeşiyle asla kıyaslamayın

 Çoçuğunuzu ne olursa olsun, en tahammül edilmez davranışları da gösterse, kesinlikle başka çoçuklarla karşılaştırıp," bak falan şöyle, sen neden böyle olmuyorsun" gibi tehlikeli sözler söylememeliyiz. Ben eminim ki bugün yetişkin olan bizler de dün, geçmişte bu duruma maruz kaldık.Ne ezici, ne ekşi bir duygu olduğunu, bugün çoçuk yetiştirmekte olan biz herkesten daha iyi biliyoruz. Bu davranışı "böyle gördüm, böyle yaparım " zihniyeti yerine , yaşadığımız ezici duyguları hatırlayıp,  bu hatayı yeniden yapmamalıyız. Çoçuk anne babası tarafından önemsenmek, değerli bir insan  olarak kabul edilmek ihtiyacındadır. Onun başka çoçuklarla ya da kardeşiyle karşılaştırılması, kendisini değerli bir insan olarak görmesini engeller.  Her çoçuk ayrı kocaman bir dünyadır.  Çoçuğun kendine özgü, bağımsız bir birey olarak kabul edilmesi, ruh sağlığının temelini oluşturur.

  Çoçuğu asla aşağılamayın, küçümsemeyin!

Çoçuğun kendine güvenini, özgüvenini zedeleyenen önemli faktör; çoçuğu aşağılamak, onu küçümsemektir bana göre. Bir şeyi yapamadığında ya da beceremediğinde, bize göre sıradan fakat çoçuğa göre hayatını alt üst eden kelimeleri peş peşe sıralayıveririz hemen: " Aptal, salak, bu basit şeyi bile yapamıyorsun, senden adam olmaz, ben umudumu kestim" diyiveririz o kızgınlıkla. Evet bence de umudu kesin, fakat o işi, o problemi (her neyse artık) yapamadığı için değil, siz "umudu kestim" dediğiniz için  umudunuzu kesin...Ona yapabileceğini göstermek, bu konuda sabırla yardımcı olmak daha doğru bir davranış olacaktır.

 Çoçuğa karşı davranışlarınızda tutarlı olunuz!

Kendi içinizde çelişkili davranışlarda bulunmak ya da anne ve babasının birbirleriyle çelişen biçimde davranması, çoçuğu doğruyu bulma konusunda zorlar. Örneğin çoçuğa "hayır" denilen bir konuda sonra ona "evet" demek  tutarsızlıklardan biridir. (Ki "hayır" demeliyiz de!)

Çoçuğu eleştirirken veya cezalandırırken , onun kişiliğine değil, davranışına yönelik uygulamayı gerçekleştiriniz.

Çoçuğun kendi kendine yeten birey olmasını istiyorsanız, görev ve sorumluluklarıyla onu başbaşa bırakınız!

 Çoçuğunuzun sorununu çözmek yerine, onun kendi sorunlarını tanımasına ve sorununu kendi başına çözmesine fırsat verin.

Haklı başarılarından dolayı çoçuğu takdir edin!

Haklı övgüler onun kendine güvenini artıracaktır.

Sonuç olarak  maddeleri uzatmak ve saymak kolay ama asıl zor olan bunları uygulamaktır. Bunları söylemek için bilinçli , sürekli  eğitim konusunda okumak, kendi yenilemek; uygulamak için de sabır ve yine bilinç gerekiyor.

 Son sözü Rousseau'ya bırakalım:

 "İnsanın eğitimini insana yaraşır hale getiriniz."

 

Kaynakça:T'es toi quand tu parles (Konuştuğun Zaman Sen Sensin); Jacques Salome

                 Çoçuk Eğitimi El Kitabı, Haluk Yavuzer

   

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 71
Toplam yorum
: 184
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 1264
Kayıt tarihi
: 10.08.11
 
 

Hacettepe Fransız Dili ve Edebiyatı mezunuyum. Öğretmenim, şu anda yurt dışında görev yapıyorum. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster